Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Mesaj sayısı

    1.186
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

  • Days Won

    59

Feneroin tarafından gönderilen hersey

  1. Yaşadığımız alanları nasıl döşersek döşeyelim perdesiz bir oda ya da salon her zaman için o mekanın boş olduğu hissini uyandırır. Ancak pencereleri giydirilmiş bir ev; ev sıcaklığına kavuşur. Gelişen teknolojiyle beraber perde asma yöntemleri de teknik ve stil açısından farklılık gösteriyor. Eskiden olduğu gibi sadece ray üzerine takılmıyor perdeler; kimi zaman bir boru üzerinden sarkıtıyor, kimi zaman da katlanarak asılıyor. Tekdüzelikten kurtulmak için katlamalı ve raylı perde seçeneklerini bir arada kullanabilirsiniz. Katlamalı perde kumaşlarınızı tül gruplarından, raylı sistemi ise güneşliklerden seçebilirsiniz. Katlamalı perdeniz transparan tülden yapılmış ise askı boru için şeffaf jaluzi çubuğu kullanabilir ya da borunuzu tül ile aynı renge boyayabilirsiniz.
  2. Bahçelerde, hatta saksılarda bile kolayca yetiştirilebilen ve uzun müddet kullanılabilen nane, hoş kokusu yanında, çorbalara, dolmalara ve salatalara baharat olarak katılır ve mideyi çalıştırarak hazmı kolaylaştırır. Kaynatılıp, çay gibi içilince, sinirleri teskin eder, kalp çarpıntılarını önler. Limonla kaynatılıp içilirse bulantı, ağrı, ishal ve sindirim bozukluklarına iyi gelir. Naftalin kokusundan rahatsız olanlar, naftalin yerine çamaşırlarının arasına nane doldurulmuş bez torbalar koyarlarsa elbiseler daha güzel kokar. Hem de güve kaçırmak hususunda naftalin kadar etkilidir. Eskiden merkeplerin sırtına yüklenmiş küfelerde nane demetleri satılır, bütün çarşı mis gibi kokarmış. Çok sıcak günlerde çarşı ve pazarlarda, kötü kokulara karşı insanlar ellerinde bir demet taze nane, burunlarına tutup gezerlermiş..
  3. Suudi Arabistan tarafından ortadan kaldırılan gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın, öldürüldükten sonra elbiselerini çıkarıp damar yolu açıkları ve kanını banyo giderine boşalttıkları iddia edildi. Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürüldüğü ve cesedinin yok edildiği anlara ilişkin tüyler ürperten iddialar, adeta kan donduruyor. Kaşıkçı'nın konsolosluğa girdikten sonra başına poşet geçirilmek suretiyle öldürüldüğü, ardından kıyafetlerinin çıkarılıp damar yolu açıldığı, vücudundaki kanın bu yolla çekilerek banyo giderine boşaltıldığı belirtiliyor. “Önce poşetle boğuldu” Sabah’ın haberine göre, Kaşıkçı'nın poşetle boğulmak suretiyle öldürülmesi ardından cesedin yok edilmesi işlemine geçildi. Damar yolu açıldı, banyo giderine akıtıldı Bu noktada infaz timindeki Suudi Arabistan Adli Tıp Başkanı Dr. Salah Muhammed Al Tubaigy devreye girdi. Kaşıkçı'nın üzerindeki kıyafetler çıkarıldı. Al Tubaigy tarafından vücuttaki kan etrafa saçılıp iz bırakılmaması için damar yolundan iğneyle çekilerek banyo giderine akıtıldı. Kaşıkçı'nın öldürülmesi ardından vücudunu parçalara ayıran isim de Tubaigy oldu. Tubaigy'nin Suudi Arabistan'dan özel jetle gelirken yanında çeşitli tıbbi malzemeler getirdiğini havalimanı x-ray cihazı görüntüleriyle ortaya çıkmıştı. 15 kişilik infaz timinin çantalarında şırınga ve neşter de vardı. İngiliz medyası Tubaigy'nin İskoçya'da Glasgow Üniversitesi'nde adli tıp eğitimi aldığı, kısa süre önce Avustralya'da katıldığı bir seminerde kendi projesi olan mobil otopsi cihazını anlattığını yazdı. Kaşıkçı'nın vücut bütünlüğünün İstanbul Başkonsolosu Muhammed Uteybi'nin odasında bozulduğu, yerlere naylon serilerek cesedinin burada parçalandığı gündeme gelmişti. Kuyu için izin verilmiyor Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğu'nun bulunduğu sokakta yer alan kanalizasyonda ekipler tarafından görüntüleme robotlarıyla çalışma yapılmıştı. Çalışmalarda Kaşıkçı'ya ait DNA örneği arandı. Öte yandan Kaşıkçı soruşturmasında kilit rol oynayan Başkonsolosluk rezidansı bahçesindeki kuyuda arama yapılma talebine Suudi makamlarından halen olumlu bir cevap verilmediği öğrenildi. Rezidansta arama yapıldığı sırada mahzende bulunan kuyu tespit edilmiş, fakat kuyu içerisindeki suyun boşaltılmasına Suudi yetkililerce müsaade edilmemişti.
  4. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, TÜBİTAK’ın baş ve boyun kanserlerinin tedavisinde kullanılmak üzere başlattığı yerli ilaç çalışmalarını yerinde inceledi. Ziyarette yerli biyobenzer kanser ilaç geliştirme çalışmaları laboratuvar ortamında ilk kez görüntülendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Gebze’de bulunan TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’ni (MAM) ziyaret etti. Kanser Tedavisine Yönelik Yerli Biyobenzer İlaç Geliştirilmesi ve Üretimi (BİOSİM)projesi ile ilgili bilgi alan Bakan Varank, Gen Merkezi laboratuvarlarında ilacın tüm üretim aşamalarını inceledi. Projeye verdiği önemi göstermek ve çalışmalara destek vermek amacıyla bu laboratuvarı ziyaret ettiğini belirten Bakan Varank, “BİOSİM, biyobenzer baş ve boyun kanserine karşı bir ilacın geliştirilmesi projesi. Buradaki çalışmaları ve yürütücü arkadaşları ziyaret edip onlardan bilgi aldık. Bu çok önemli bir teknoloji. Bunun gibi başka 180 farklı biyobenzer olarak üretebileceğimiz ilacımız var. İnşallah burada geliştirdiğimiz teknoloji ve altyapı ile bu ilaçları da Türkiye’de üretip, paranın ülkemizdeki kalmasını istiyoruz. Biosim kanser ilacı laboratuvar ortamında üretildi. Mayıs 2019’da firmaya teslim edilecek. Kamu-sanayi işbirliği ve Sağlık Bakanlığımızın desteğiyle geliştirilen bu ilacın eczanelerde yerini alması ve hastalarımıza şifa olabilmesi için preklinik ve klinik çalışmalarının tamamlanıp bazı süreçlerden daha geçmesi gerekiyor"ifadelerine yer verdi. “Genden itibaren geliştiriyoruz" Proje hakkında bilgi veren TÜBİTAK Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Şaban Tekin ise, “BİOSİM kapsamında geliştirdiğimiz ilaç, baş ve boyun kanseri tedavisinde kullanılıyor. Biz de genden itibaren hücreyi geliştiriyoruz. Antikor üreten hücreyi geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz hücre, proje yürütücüsü olan firmaya teslim edilecek. Onlar da preklinik ve klinik çalışmalardan sonra ilacın ruhsat başvurusu ve ticarileştirme işlemini gerçekleştirecekler” diye belirtti. Tekin, biyobenzerinin yapıldığı referans ilacın 100 mg’lık formunun 500 TL olduğunu belirterek, “Kilogram değeri bir milyon dolar. O kadar katma değerli ürün bunlar. Türkiye bu teknolojiyi öğreniyor artık" dedi. Bakan Varank’ın TÜBİTAK MAM ziyaretineSanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK Başkanı Hasan Mandal, TÜBİTAK MAM Başkanı İbrahim Kılıçarslan ve Kocaeli Valisi Hüseyin Aksoyda eşlik etti. Biyoteknolojik ilaç nedir? Dünyada en yaygın hastalıklar arasında yer alan kanserin tedavisinde ağırlıklı olarak kimyasal kemoterapi ilaçları kullanılıyor. Ancak son yıllarda bu ilaçların yerini biyoteknolojik ilaçlar almaya başladı. Bu ilaçlar yüksek teknoloji gerektiren moleküler biyoloji ve genetik mühendisliği yöntemleriyle canlı hücreler kullanılarak geliştirilip üretiliyor. Kanser tedavisinde kullanılan biyoteknolojik ilaçların başında Rekombinant Antikorlar geliyor. Bu antikor yapısındaki biyoteknolojik ilaçlar vücutta sadece kanser hücrelerini seçici olarak hedef alıyor, onlara bağlanarak bu hücrelerinin gelişip çoğalmasını engelliyor. Dünya ilaç endüstrisi, en yüksek Ar-Ge potansiyeline sahip sektör olmasıyla dikkat çekiyor. “Milli Teknoloji Hamlesi” ile her alanda yerli ve milli ürünlere ağırlık veren Türkiye, ilaç endüstrisindeki Ar-Ge yatırımlarına da hız veriyor. Türkiye’deki ilaç piyasasının yüzde 20’sini biyoteknolojik ilaçlar oluşturuyor. Türkiye, ileri teknoloji ürünler olarak tanımlanan biyoteknolojik ilaçların tamamını ithal ediyor. Biyoteknolojik ilaçların kilo başı değerinin ortalama bir milyon doları bulduğu belirtiliyor. 260 milyar dolarlık bir pazar Dünya ilaç pazarın 1.2 trilyon dolar, biyoteknolojik ilaçların buradaki payı da 260 milyar dolar civarında. Ağustos 2018 itibariyle Türkiye biyoteknolojik ilaç pazarı yaklaşık 5 milyar TL düzeyinde. Referans ilaçların bu pazardaki payı 4.8 milyar TL iken, biyobenzer ilaç pazarı 247 milyon TL’ye ulaşmış durumda. Türkiye’de biyobenzeri üretilen referans kanser ilacının 2018’in ilk yarısında dünya geneli satışı 1.3 milyar dolar. Aynı dönemde Türkiye satışı da 16 milyon dolar. Türkiye’de üretilen ve önümüzdeki yıllarda ticarileşecek ilacın fiyatı ise henüz belli değil. Ancak, yerli üretim olduğu için referans ilaçtan daha ucuz olacak ve bu sayede, yurt dışına döviz çıkışı olmayacak. Bununla beraber yerli kanser ilacının ihracatı da mümkün olacak.
  5. Bu görevler her ne kadar sadece erkek memnuniyeti için yazılmış olsa da uyulması aileninin tümünün memnuniyetini sağlayacaktır. Çünkü eşi tarafından mutlu edilen bir erkek bunu hali, tavırları, eşine desteği ve hediyeleri ile gösterir... 1. İtaat Kadının kocasına karşı vazifelerinden en birincisi (Allah’ın emirleri doğrultusunda) itaattir. “Erkekler kadınlar üzerine hâkimdirler. O sebeple ki Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadından) üstün kılmıştır. Birde (erkekler onların) mallarından infak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır.” | Nisa, 34 Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdular: “Kadınların en hayırlısı, baktığında seni mutlu eden, emrettiğinde itaat eden ve olmadığın zaman namusunu ve malını gözetendir.” (Taberani, İbn-i Mace) 2. Kanaat Çünkü kanaatkar olmak kalp rahatlığının sebebidir. Bir kadın arsızlık ve açgözlülük ederek efendisini, kendisinden ve evinden soğutmaktan sakınmalıdır. Kanaat; kafi gelecek miktar ile yetinmek tamahkarlık etmemek demektir. Rasulullah sallallahu aleyhi ve selem şöyle buyurdular: (Aza kanaat etmeyen, çok ile doymaz.) [Beyheki] 3. Temiz olma Kocanın göreceği yerlere dikkat etmek ve itina ile temizlemek. Bilinmelidir ki, güzellik ve temizliği getiren şeylerin en güzeli sudur. (Kocası için evinde) daima güzel kokular sürünmelidir. (Güzel koku bedeni besler.) [S.Ebediyye] (Mümin pis olmaz.) [Buhari] 4. İhtiyaçların karşılanması Kocanın yemek yiyeceği vakte dikkat etmek. uyku saatini geçirmeme. kocanın adeti nasılsa o zamanlarda yemek ve yatağını hazırlamak. Bu islami bir şart olmasa da kadın edeben bunları yerine getirmelidir. Azcık vicdanı ve imanı olan erkek yemek, ev işinde elbet Resulullah’ı örnek alacaktır:) 5. Malın korunması Kocanın mal ve eşyasını korumak, çünkü mal ve eşyayı korumak iş bilmekten geçer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), âilenin huzurlu ve mutlu olması hususunda şöyle buyurdu: “Allah korkusundan sonra mü’minin faydalandığı en hayırlı şey îmanlı bir eştir. Emrettiğinde itâat eder, yüzüne baktığında gönlüne ferahlık verir, yemin etse yeminini boşa çıkarmaz, yanında bulunduğu zaman canı ve malı konusunda sâdık davranır.” | İbni Mâce, hadis no: 1857 6- Akrabaya saygı Kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmek. çünkü kadının kocanın akrabasına ve yakınlarına hürmet etmesi, güzel idare ve tedbirden ileri gelmektedir. 7. Sır saklanması Kadının kocasından edindiği sırrını hiç kimseye duyurmaması. Eğer duyuracak olursa kocasının itimadını kaybeder. Kadın da ondan emin olamaz. 8. Saygı ve hürmet Kocanın emrini yerine getirmek. Ona karşı çıkmama ve asi olmamak. Eğer ona karşı gelecek olunursa onu kendine kinlendirip düşman yapma ihtimali yüksektir. Ayrıca bir koca hanımını istediği şeye zorlaması da caiz değildir ve kadın bu gibi şeyleri dinen yapmak zorunda değildir. Mesela, bir kadın yemek yapmak veya kendi çocuğuna bakmak zorunda değildir. Ama ailenin huzuru ve selameti için, aile fertleri arasında karşılıklı hürmetin tesisi için kadının meşru ve müspet olan ( kendi hoşuna gitmese de ) yapması elbette güzeldir. Aile içinde karı kocanın görev paylaşması: İslamda aile, korunması gereken kutsalların başında yer alır. Bu sebeple aile başı boş bırakılmamış, bireylerini koruyacak biri aile reisi olarak en başta sorumlu tutulmuştur. Bu sorumlu kimse,sözünü dinletecek güç ve kuvvette olmalı ki,ailede haddi aşanları meşruluk çizgisinde muhafaza edip sözünü dinletebilsin.. Bu da aile içinde etkisini herkese kabul ettirecek güçte olan baba ve koca olacaktır.. İslamda ailenin bu reisi, başına buyruk kimse değildir.Tam aksine reisi olduğu ailenin sorumluluklarını olanca ağırlığıyla yüklenen, geçimini temin etme görevini de omuzlarına alan kimse demektir. Yani baba ve kocanındır dışarıda çalışıp ailenin geçimini temin etme sorumluluğu.. Hanım aile reisi gibi dış işlerinde çalışarak, geçim temin etme zorunda değildir. Efendimiz (sav) Hazretleri, kızı Fatıma ile damadı Aliyi evlendirdiği sırada, evin iç işlerini kızı Fatımaya, dış işlerini de damadı Aliye verirken: – Çeşmeden su getirmek, hamur yoğurup ekmek yapmak,evin temizliğini yapıp iç işlerini düzenlemek Fatıma’ya aittir. Dış işleri de Ali’nin sorumluluğundadır, tavsiyesinde bulunmuştur. Bununla beraber, bey ev işlerine de yardım edebileceği gibi,hanımın da dış ilerinde beye destek olması da caiz görülmüştür . Nitekim Efendimiz(sav)Hazretleri ev işlerinde ailesine yardım etmiş,hatta evdeki bu yardımın ümmetine de sünnet olduğu kitaplarımızda ifadesini de bulmuştur. Kadın Kocasına Yemek Yapmak Zorunda mıdır? Kadının yiyecekleri, elbisesi, oturacağı yerden ibaret olan nafakası, meşrû şartlar dâhilinde kadının nikâhlı kocasına aittir. İsraftan sakınmak gerekir. Zira Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, Kocanın malından, iyilikle sana ve çocuğuna yetecek kadar al. buyurmuşlardır. Hanımların yemek ve ekmek pişirmesi, elbise yıkaması, oda süpürmesi, ev işlerini tertip ve düzenlemesi, kocasının yükünü hafifletmeye çalışması ahlaki birer görevdir ve şerefli bir hizmettir. (Hukuku İslamiyye Ö. N. Bilmen 2/483) Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kızı Fatıma’ya: “Kızım sen ev işlerini, Ali de dış işleri görsün” buyurdu. Peygamberimiz her şeyde olduğu gibi aile hayatında bize en güzel örnektir. Bu günkü aile sıkıntılarımızın başında Kur’an ve Sünnetten ayrılmamız gelir. Anne Çocuğu Emzirmeye Zorlanır mı? Çocukların, annelerinin nafakaları ve elbiseleri kendileri için çocuk doğurdukları (kocaları) üzerinedir.” (Bakara 233) Bir anneye doğurduğun çocuğu emzir diye cebrolunmaz. Ancak çocuk anasından başka kadınları emmez ise cebrolunur. Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de: “Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.( Bakara 233) ayet-i kerimesi kadınların çocuklarını emzirmelerine delildir. Annesi çocuğunu emzirmediği müddetçe babası ücretle bir sütanne tutup, annesinin yanında çocuğu emzirir. Zira çocuğu koruma ve terbiye etme hakkı annenindir. Çocuğunu emzirmek, anne üzerine diyaneten lazımdır. Çünkü Kur’an-ı Kerimde geçen, “Anneler çocuklarını tam iki sene emzirirler.” ifadesi haber sigası ile tekitli emirdir. (Mevkufat 1/597) Kadın Eşinin Ailesine İyi Davranmalı: Müslüman bir hanımın eşine iyi davranmasının bir diğer yönü de eşinin anne ve babasına karşı iyi davranması, onlara hürmeti ve takdiri elden bırakmamasıdır. Kadın, kayınvalidesine yardımcı olarak kocasına ikram ve iyilikte bulunur. Dolayısı ile koca da bu durumu göz önünde bulundurarak hanımına ve onun annesine karşı iyi davranır. Kadın bunu yapmakla aslında kendine iyilik yapmış olur. Zira Allah Teâlâ, “İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir? (Rahman 60) Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “İnsanların hayırlısı, insanlar için hayırlı olandır.” buyuruyor. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetine öğrettiği merhamet, sadece yakınlarını değil bütün insanlığı kucaklamaktadır. Bir hadis-i şerifte şöyle ifade edilmiştir: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez. (Müslim) “Merhamet edenlere Allah da merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin”. ( Tirmizî ) Merhamet bazı kimselerin sandığı gibi, sadece bir acıma duygusu değildir. Sevgiyle gelişen yardım ve fedakârlıkla büyüyen şümullü bir histir. Eğer bir kalpte merhamet duygusu yoksa o kalp hastadır. Zamanımızda bazı kişiler kadın, erkeğinin çamaşırını yıkamak zorunda değildir, çocuğunu emzirmek mecburiyeti yoktur diyerek aile hayatının yaşanmaz hale gelmesine vesile oluyorlar. Her ne kadar kazaen mecbur değilse de işin bir de dinî yönü, insanî yönü, merhamet boyutu vardır. Memure kadın, alacağı para karşılığında tanıdığı, tanımadığı insanlara günlük en az sekiz saat hizmet ederken kocasına, kocasının anne, babasına neden itaat etmesin. Bu garip düşünceler ve benzeri yanlışlar nice ailelerin çözülmesine ve huzursuzluğa vesile oluyor. Aileler her şeyden fazla muhabbete muhtaçtırlar. Ailelerin dünya ve ahiret saadeti için önce Allah ve Rasulüne itaat etmesi birbirlerine meşrû zeminlerde itaatleri gerekir. Günahlarda hiç kimseye itaat gerekmez. Saniyen; herkesin birbirlerine karşı sorumluluklarını yerine getirmeleri ailenin mutluluğunu sağlar. Aksi halde aile hayatı yaşanmaz hale gelir. Bir diğer yönü ise hayat sadece bu dünya ile sınırlı değil, bir de asıl hayat olan ahiret hayatı vardır. Biz öyle bir aile ortamı oluşturalım ki haramlardan uzak, Kuran ve sünnet ikliminde, cennetî bir hayat yaşanan akl-ı selim sahibi insanların hayatı olsun. Zira Allahu Teala güzel davranışta bulunanları sever.
  6. Feneroin

    Kızılderili der ki...

    Bir atın susuzluğunu giderdiği yerden su iç; çünkü at hiçbir zaman kötü su içmez. Kedinin yattığı yerde uyu. Kurdun değdiği elmayı ye. Sivrisineklerin yerleştiği mantarları korkusuzca topla. Köstebeklerin kazdığı yere ağaç dik. Yılanın ısınmaya durduğu yere ev yap. Sıcak günlerde kuşların yuva yaptığı yere kuyu kaz. Horozlarla beraber uyu ve uyan ki, tüm gün için en sarı mısırlara ulaşabilesin. Daha çok yeşillik ye ki, bir hayvandaki gibi güçlü bacaklara ve dayanıklı bir kalbe sahip olabilesin. Daha çok yüzmeye git ki, dünyada kendini bir balığın denizde hissettiği gibi hissedebilesin. Daha sık gökyüzüne bak, daha az ayaklara, böylece düşüncelerin daha net ve hafif olacaktır. Konuşmak yerine, daha çok sessiz kal; böylelikle ruhun sakinliğe ve huzura erebilecek...
  7. Mikro Uydu Fırlatma Sistemi (MUFS) Geliştirme Projesi’ne dair sözleşme yapıldı. Proje bittiğinde 100 kilogram ve altındaki mikro uydular, yüksekliği en az 400 kilometre olan Alçak Dünya Yörüngesine yerleştirilebilecek. Türkiye, dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu uydu fırlatma, test etme, üretme altyapısı ve üs kurma yeteneğine kavuşmuş olacak. Savunma Sanayii Başkanlığı ile Roketsan arasında Mikro Uydu Fırlatma Sistemi (MUFS) Geliştirme Projesi’ne dair sözleşme imzalandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 100 Günlük İcraat Programında açıkladığı proje sözleşmesi, öngörülen süre içinde imzalandı. Savunma Sanayii Başkanlığında gerçekleştirilen törene Savunma Sanayii Başkanı İsmail Demir, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Roketsan temsilcileri katıldı. Proje, 100 kilogram ve altındaki mikro uyduları, yüksekliği en az 400 kilometre olan Alçak Dünya Yörüngesine yerleştirebilecek kapasitedeki Mikro Uydu Fırlatma Sisteminin geliştirilmesi ve test edilmesini kapsıyor. İmzalanan sözleşme kapsamında Roketsan, Mikro Uydu Fırlatma Aracının geliştirilmesi ve test/üretim tesisleri ve fırlatma üssünün kurulumunu gerçekleştirecek. Böylece Türkiye, dünyada sayılı ülkenin sahip olduğu uydu fırlatma, test etme, üretme altyapısı ve üs kurma yeteneğine kavuşmuş olacak.
  8. Arabeskçi Orhan Gencebay, verdiği röportajda, devletine saygı duymayıp pervasızca konuşanlara tepki gösterdi. Son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı son atamalar ile Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu'na dahil olmasından oynadığı reklam filmine kadar her konuda eleştiri oklarının hedefi haline getirilen şarkıcı Orhan Gencebay, açıklamalarda bulundu. "Devlete saygı duymayan bu ülkenin nimetlerinden yararlanmasın" diyen Gencebay, "Eleştirinin de bir adabı var." dedi. "Devletini sevmeyen insanlar var" Posta'dan Alev Gürsoy Cimin'e bir röportaj veren Gencebay şöyle konuştu: "Ben devletimi sever sayarım. Devletini sevmeyen insanlar da var. Bu devletin içinde yaşayıp da, devlete saygı duymayan bir insana benim bakışım farklı olur. O zaman bu ülkenin nimetlerinden yararlanmasın. Varsa devletimizin eleştirilecek bir yönü, söylesin. Ama eleştirinin de bir adabı var."
  9. Ünlü yorumcu Ahmet Çakar, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sonra Beyaz TV'de konuştu. Çakar şunları söyledi: "Fatih Terim, 1.5 yıldır söyleyemediklerini bu maç sonrasında söyledi. Fatih Terim'in açıklamaları pervasızca ve fütursuzca Terim'in söylemleri baştan aşağıya cehalet kokan açıklamalardır." "Soldado, Jailson, Ndiaye, Donk, Rodrigues, Fatih Terim ve Hasan Şaş ceza alacaklardır" "Cehalet söylemlerini özetleyeyim; VAR hakemi Barış Şimşek değil Ali Palabıyık, VAR taç atışına karışamaz, Terim eleştirdiğin Yusuf Namoğlu sayesinde geçen sezon şampiyon oldun." "TFF Başkanı olsam Hasan Şaş'ın futbolla ilişkisini keserim. Hasan Şaş, memleketine dönsün çobanlık yapsın. Futbolcu kovalayacağına koyun kovalasın. Hasan Şaş halı saha turnuvasında bile kavga çıkaran bir zihniyet." Serdar Ali Çelikler: "Bir çift lafım da Hasan Şaş'a.. Ya teknik direktörlük yap, ya amigoluk.. Ama ne yaparsan yap önce sportmen ol. Her pozisyonda yan kulübeye efelenmeler, dışarıda kavga çıksa ağzıyla burnunu yer değiştirecek Skrtel'e arkadan saldırmalar.. Pavyon fedaisi misin yardımcı hoca mı bir karar ver.. Demek ki 3. golü yese takımın bir de adam vuracaksın." Ali Güneş: "Bu Hasan Şaş'ın ilk vukuatı değil! Bizim halı saha maçında bile yapmıştı!" Sinan Engin: "Bu işlerin sorumlusu Fatih Terim'dir. Terim olmasa Hasan Şaş bunları yapamaz" Barış Ertül: "Dünkü olaylar dünyada her yerde yaşanabilir. Olaylar sağduyuyla yatışabilir veya bu dünkü gibi başarılamayabilir. Sonuçta talimatlarda yeri vardır; olaylara karışanlara en ağır cezalar verilir. Hiçbir yerde göremeyeceğiniz tek şey ise yardımcı teknik direktör Hasan Şaş kepazeliğidir!" Turgay Demir: "Terim ve Hasan Şaş bize ikinci İsviçre rezaletini yaşattılar... Meraklısı o maçta bize verilen cezalara baksın bir de bu maçta verilenlere"
  10. Maçtan sonra 3 kırmızı 1 sarı kart çıktı! Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından yapılan VAR incelemesi ardından 3 kırmızı 1 de sarı kart çıktı. Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından yapılan VAR incelemesi ardından 3 kırmızı 1 de sarı kart çıktı. Fenerbahçe'de Jailson ve Soldado kırmızı kart gördü. Galatasaray'da ise Ndiaye kırmızı kart, Belhanda sarı kart ile cezalandırıldı
  11. Kamuoyuna Duyuru Futbol A takımı teknik direktörümüz Phillip Cocu bu akşam itibariyle görevinden alınmıştır. Kamuoyunun bilgisine sunarız. FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ
  12. Nevşehir'de yaşayan ve hukuk bürosundan '3 ay hapis cezası' mesajı alan çiftçi Ahmet Kaya, eşine 'Birazdan geliyorum' diyerek hapse girme korkusuyla dağa kaçtı. Nevşehir'de çiftçilik yapan Ahmet Kaya'yı 25 kez arayan bir hukuk bürosunun görevlileri, elektrik borcu olduğunu ve ödemesi gerektiğini söyledi. Kaya ise "Benim elektrik aboneliğim yok, borcum da olmaz" dedi. HAPİS CEZASI MESAJI GELDİ Bunun üzerine hukuk bürosu, "Elektrik borcunuzu ödemediğiniz için mahkemece hakkınızda 3 ay hapis cezası verilmiştir" şeklinde mesaj gönderdi. Mesajı okuyan Kaya, eşine "Birazdan geliyorum" deyip, hapse girme korkusuyla dağa çıktı. TEKNİK TAKİBE TAKILMAMAK İÇİN TELEFONUNU KAPATTI Sabah Gazetesi'nden Ali Altundaş'ın haberine göre; Dizi filmlerden öğrendiği şekilde teknik takibe takılmamak için de cep telefonunu kapatan Ahmet Kaya, dünyayla bağlantısını kesti. Mağarada zor şartlarda geçirdiği 15 günün ardından cesaretini toplayıp teslim olmaya karar veren Kaya, jandarma ve polise giderek teslim olmak istedi. 'HAPİS YOK' YANITIYLA ŞOKA GİRDİ Ancak "Hapis falan yok, seni korkutmuşlar" yanıtını aldı. Bu arada, terk edildiğini zanneden eşi, çocuklarıyla birlikte babaevine yerleşti. Yuvası dağılma noktasına gelen Kaya'nın eşi, akrabaların devreye girmesiyle evine döndü. Ahmet Kaya, "O mesajla hayatımdan 15 yıl gitti" dedi.
  13. Red Dead Redemption 2'de 30'dan fazla hile kodu bulunuyor ancak henüz bunların tümü keşfedilemedi. Bunun sebebi de Red Dead Redemption 2'nin hile kodlarının oyun dünyasına dağılmış şeklinde bulunması, örneğin bunlardan bazılarını açtığınız gazetelerde gizlenmiş halde buluyorsunuz. Zaten bazı hile kodları çalışmak için bu tür gereksinimlere ihtiyaç duyabiliyor. Yani bazı hile kodlarını girdiğinizde ilgili gazetenin de envanterinizde olması lazım, yoksa bu hile kodu çalışmıyor. Sırf bu yüzden bile gördüğünüz her gazeteyi satın almanızda büyük fayda olduğunu söyleyebilirim. En basit hileleri bulmak için yakındaki bir gazete satıcısına gidin ve gazete satın alın. Gazetenin arkasını çevirip alt kısımdaki sözlere bakın. Hilelerin tek kaynağı gazeteler değil elbette, oyunda karşınıza çıkan diğer eşyalarda da hile bulunabiliyor. Elinize geçen fotoğrafları, haritaları ve diğer belgeleri mutlaka 'flip' yardımıyla çevirerek sağına soluna bakmayı unutmayın. Hile kodları nasıl kullanıyor? Red Dead Redemption 2'de hile kodlarını kullanabilmek için oyunu durdurup Settings seçeneğini seçmeniz, sonra da PlayStation 4'te Üçgen, Xbox One'da ise Y düğmesine basmanız gerek. Böylece Cheats menüsüne girmiş olacaksınız. Yalnız bu noktada dikkat etmeniz gereken bir husus var. Herhangi bir hile kodunu kullanmadan önce oyunu ayrı olarak kaydetmenizi öneririm, çünkü hile kullandığınız anda artık Kupa kazanamayacaksınız. Zaten diğer türlüsü saçma olurdu değil mi? Ayrıca hile kullandığınızda oyundaki ilerlemenizi de kaydedemiyorsunuz, yani bunlar oyunda ilerlemek için deği de eğlenmek için kullanılacak türde hileler. Menüye girince aşağıdaki listeden istediğiniz kodu girin, hileyi açtığınıza dair bir mesaj göreceksiniz. İlgili hileyi yine Cheats menüsünden aktifleştirebilir veya devre dışı bırakabilirsiniz. Red Dead Redemption 2 hile kodları Şimdilik bilinen hile kodlarını aşağıda bulabilirsiniz. Reddit ve IGN'de yenileri bulundukça listeyi güncelleyeceğim. Hiçbir gereksinimi olmayan kodların isimlerini mavi olarak işaretledim. Abundance is the dullest desire (Sınırsız cephane sağlar) Greed is American Virtue (Envanterinize ağır silahlar ekler) You Long for Sight but See Nothing (Sisi kaldırarak tüm haritayı gösterir) I shall be better (Deadeye yeteneğinin seviyesini 3'e çıkarır) I seek and I find (Deadeye yeteneğinin seviyesini 5'e çıkarır) You flourish before you die (Sağlık, dayanıklılık ve deadeye çubuklarını doldurur) Better than my dog (Atınızı her mesafeden çağırabilmenizi sağlar) A fool on command (Anında sarhoş olmanızı sağlar) Run! Run! Run! (Bir yarış atı yaratır) Keep your dreams simple (Tek atlı bir araba yaratır) Virtue Unearned is not virtue (Honor derecenizi arttırır) You Seek More Than The World Offers (Tüm çubuklarınızı doldurur ve güçlendirir) You are a beast built for war (Bir savaş atı yaratır) Would you be happier as a clown? (Bir sirk arabası yaratır)
  14. Tüm bir oyun camiasının büyük heyecanla beklediği ve çıkışına saatler kalan Rockstar Games’in Western temalı aksiyon-macera oyunu Red Dead Redemption 2’nin inceleme puanları belli oldu. Oyun medyasından büyük beğeni kazanan oyunun şu anki metacritic ortalaması PS4’de 97 olurken Xbox One cephesinde 98! PS4 cephesinde GTA 5 ile beraber 97 puanı gören yapım,konsolun en yüksek puanlı 2 oyunundan birisi olmayı başardı. Xbox cephesinde ise 98 puan alan yapım konsolun tüm zamanlar açısından en yüksek puanlı oyunu ünvanına kavuştu. Puanlar açısından her 2 platformda da ilk 2 sıranın Rockstar Games oyunlarına ait olması firmanın ne derece başarılı yapımlar ortaya koyduğunu da gösteriyor. Sözü fazla uzatmadan işte Red Dead Redemption 2’nin aldığı puanlar: Guardian 100 GRYOnline.pl 100 Gamersky 100 Digital Trends 100 SpazioGames 100 Telegraph 100 PSX Extreme 100 Meristation 100 Gameblog.fr 100 Easy Allies 100 Atomix 100 The Digital Fix 100 GameOver.gr 100 Game Over Online 100 Game Debate 100 Digital Chumps 100 DarkStation 100 Areajugones 100 3DJuegos Game Informer 100 IGN Italia 100 We Got This Covered 100 Stevivor 100 TheSixthAxis 100 Twinfinite 100 Vandal 100 PLAY! Zine 100 PlayStation LifeStyle 100 Playstation Universe 100 Press Start Australia 100 Push Square 100 Gaming Nexus 100 God is a Geek 100 IGN 100 IGN Spain 100 JeuxActu 100 M3 100 COGconnected 100 DualShockers 100 EGM 100 Everyeye.it 100 Game Revolution 100 Hobby Consolas 99 XGN 98 Merlin’in Kazanı 98 Power Unlimited 97 GamePro Germany 96 Multiplayer.it 96 InsideGamer.nl 95 Gamer.nl 95 Gameplanet 95 Destructoid 95 CGMagazine 95 IGN Japan 93 The Daily Dot 90 USgamer 90 Worth Playing 90 Metro GameCentral 90 GameSpot 90 Hardcore Gamer 90 Gamers Heroes 90 Video Chums 88 Slant Magazine 70
  15. Rockstar Games'in heyecanla beklenen yeni oyunu Red Dead Redemption bu cuma günü, yani 26 Ekim'de bizlerle olacak. Oyunun çıkışına çok az bir süre kaldı ama oyunla ilgili yeni bilgiler paylaşmaya devam ediyoruz ki bunlardan biri de Red Dead Redemption 2 mobil uygulaması. Bu ücretsiz mobil uygulama sayesinde oyundaki çoğu bilgiyi telefon veya tabletlerinizde görebileceksiniz. Uygulamanın en önemli özelliği harita olacak, bu sayede mobil cihazınızın ekranını kullanarak haritadaki çeşitli yerlere kolayca zoom yapabileceksiniz. Bu harita interaktif bir harita, yani dikkatinizi çeken yerlere işaret koyabilecek, rotalar belirleyebileceksiniz. Yani aslında bu sayede dilerseniz oyundaki HUD'ı tamamen kapatıp kendinizi vahşi batının kollarına bırakabilirsiniz. Bu mobil uygulama oyunla aynı tarihte iOS ve Android için indirilebilir olacak. Elbette tek özellik harita değil. Mobil uygulama aynı zamanda Arthur'un günlüğünün dijital replikası görevini görecek. Şimdilik oyunda da bu günlüğü okuyabilecek miyiz bilmiyoruz ama tablet veya telefonda sayfa çevirmenin çok daha kolay olacağı kesin. Uygulamada oyunun kılavuzuna ek olarak Arthur ile ilgili gerçek zamanlı istatistiklere de erişebileceksiniz.
  16. Türkiye'nin ilk elektrikli otomobili, İstanbul'da görücüye çıktı. Tasarımı ile beğeni toplayan yerli otomobil için 5 yıl içinde 6.5 milyon Dolar AR-GE harcaması oldu. Otomobilin yüzde 90'ının 'yerli ve milli' olduğu ifade edildi. İstanbul'da Lütfi Kırdar Kongre Salonu'nda düzenlenen 3. Arge ve İnovasyon fuarında görücüye çıkan ve Türkiye'de üretilen ilk elektrikli otomobil beğeni topladı. Hürriyet'te yer alan habere göre, otomobil üreticisi Dr. Gürsel Güzel, "İç tasarım, dış tasarım, mekanik tasarım bütün şasisi kaportası ve motoru yerli. Motor sürücü, elektronik donanımlar bütün kontrol üniteleri ve yazılımlar bize ait" dedi. Otomobilin yüzde 90'ının 'yerli ve milli' olduğu ifade edildi. Kısa süre içerisinde satışa sunulması beklenen elektrikli otomobil için 5 yıl içinde 6.5 milyon Dolar AR-GE harcaması yapıldı. Elektrikli yerli otomobil TM 480'in menzilinin 400 kilometre olduğu belirtildi. TM 480, 100 kilometrede 10 liralık elektrik harcıyor. Aracın motor gücü 150 kw, beygir gücü karşılığı ise 203 beygir. Aracın fiyatı 200 bin TL olarak açıklandı.
  17. Google'ın özel kameralarla kaydettiği görüntüleri sokak sokak, adım adım paylaşıltığı 'Street View' uygulaması, bir aldatma olayını ortaya çıkardı. Google'ın insanların hayatını kolaylaştırmak, uzak mesafeleri yakınlaştırmak için kullanıcılarına sunduğu Street View özelliği, bu kez bir boşanmaya neden oldu. Peru'da yaşayan ve uygulamayı kullanarak gideceği rotayı belirlemek isteyen bir adam, Google araçlarıyla çekilen sokak görüntülerini incelerken gördüğü bir kadın dikkatini çekti. Başkent Lima'da 2013 yılında çekilen görüntülere dikkatlice bakan adam, başka bir erkekle bankta samimi bir şekilde oturan kadının karısı olduğunu fark etti. Google Street View görüntüleriyle geçmişteki ihanetin belgelenmesiyle birlikte ismi açıklanmayan çift boşandı. Görüntüleri Facebook sayfasında paylaşan eski koca, sosyal medyanın da ilgisini çekmeyi başardı. Kullanıcılar "Dünya küçük" deyiminin Google'ın Street View özelliği sayesinde giderek önem kazandığına dikkat çekti. Google'ın Street View uygulaması sıklıkla elde ettiği ilginç görüntülerle de gündeme geliyor. Google, kişilik haklarını korumak adına yüz, yazı ve plaka gibi kişiye özel detayları gizliyor.
  18. Düne kadar “Casus rahip” diyordum.. Dün mahkeme kararını verdi.. Artık mahkeme kararı gereği, sadece “Terör destekçisi” diyebileceğim.. Evet; terör destekçisi o Brunson ile dolar arasındaki ilişkiyi yakından takip ediyorum.. 12 Ekim’de duruşması var ya.. Üç gün öncesinden bakıyorum, neler oluyor diye.. Dolarda değer inişi yavaştan yavaştan başlıyor. Dün sabah itibari ile 5.85’e kadar geriledi.. Terör destekçisi Brunson’u serbest bıraktırmak isteyenler, “Tahliyeyi piyasalar satın aldı” yorumu yapıyorlar.. Yani.. “Bir serbest bırakılsın, bakın daha ne güzellikler yapılacak” havasındalar.. Duruşma başladı.. Ara verildi.. Sonra savcı tahliye talebinde bulundu.. Seyir hep dövizde iniş sürecek modunda.. Karar açıklanıyor.. Sembolik bir ceza.. Ve tahliye.. Yurtdışı yasağı da yok.. Hani Brunson’ın yattığı süreyi bile karşılamayan, dava açsa “Ben fazla yattım”dese, tazminat alacağı kadar azıcık bir ceza.. Piyasalar da zaten bu kararı önceden satın almaya hazırlanmıştı.. Üretim eksikliği falan hikaye.. Cari açık falan palavra.. “Türk ekonomisine operasyon var, operasyon” diye bas bas bağırdığımız yazılarımızdaki haklılığı ispatlayacak bilgileri bekliyoruz.. Dolar inecek, TL çıkacak.. TL ile birlikte, şapkalar da, saygı ile çıkartılacak.. Gerçekten de.. Tahliye kararından sonraki ilk dakikalar da.. Dolar biraz daha iniyor.. 5.65’e kadar geriliyor.. Ama o ne? Kısa sürede seyir yönü değişiyor.. Biz tahliye kararı ile birlikte, ABD alacağını aldı, şimdi artık doları serbest bırakır diye beklerken.. TL üzerindeki baskıyı geri çekerler diye umut ederken.. Yavaştan yavaştan.. Dolar aldı başını, tekrar çıkışa geçti.. Bir-iki saat içinde 5,95’lere kadar çıktı.. Niye ki acaba? Yoksa.. Tahliye kararı çıkmış olmasına rağmen, onlar böyle bir karar beklemedikleri için, tahliye çıkmamış gibi, planladıkları normal tepkiyi mi yanlışlıkla hayata geçirdiler? Veya.. Karar çıktıktan sonra, gerekeni yapması için “robot”a emir vermişlerdi de, karar beklemedikleri yönde çıkınca, ters köşe mi oldular? Öyle ya.. Bekledikleri bir kararı aldılar.. Dolayısı ile sıktıkları TL’yi, biraz rahat bırakmaları beklenirdi.. Olmadı.. Niye ki acaba? • Bir ihtimal de şu olabilir mi? Bir koyundan iki post çıkartma sevdalıları.. “Türkiye nasıl olsa Brunson’u tahliye etmez.. Duruşma öncesinde biraz dövizi indirelim. Ev hapsinin devamı yönünde karar çıkınca da, tekrar yükselişe geçiririz.. ‘İniş-çıkış’ aracılığı ile, bir vole daha vururuz” diye düşündüler de.. Tahliye kararı çıkınca.. Kafaları karıştı.. Para da tatlı olduğundan.. Tahliye kararına rağmen, yine yükseliş yönünde uygulama yapmak zorunda mı kaldılar? • Neresinden bakarsanız bakınız.. Dolardaki iniş çıkışların, direkt ekonomi ile ilgisi olmadığı bir defa daha ispatlanmış oldu.. Bir duruşma yapılması sürecindeki dövizdeki bu iniş çıkışlar, bir tesadüf olabilir mi? Duruşma gününe kadar iniş.. Duruşma ile birlikte durgunluk.. Tahliye kararı ile biraz iniş.. Ardından yükseliş.. Tesadüf mü? “Tesadüf” diyenler, öyle sanmaya devam etsinler.. • Tahliye kararı verildiğinde, Amerika’da sabahın ilk saatleri.. Trump (veya Trump’ın sosyal medya hasebını kullanan yetkilendirdiği kişi) duruşmayı yakından takip ediyor olmalı ki.. Tahliye kararı açıklanmadan yarım saat önce bir açıklama.. Tahliye kararı açıklandıktan sonra bir açıklama daha.. Bu ne demek? Dünyanın en büyük ülkesi diye kabul edilen ABD’nin gözü kulağı, Türkiye’de demek.. Öyle ABD ile Türkiye bir anlaşma falan yapmamış.. ABD, Türkiye’deki bir hakimin iki dudağının arasından çıkacak kaarı bekliyor.. Eller telefonlarda.. Gözler bilgisayarlarda.. “Hayırlı bir haber gelmesi” için ellerini birbirine kavuşturup, dua ediyorlar.. Bu sıralarda.. ABD vatandaşı sanık Brunson da.. Hakim önünde, ağlıyor.. “Türkiye’yi seviyorum” diyor.. Bu tavırla, mahkeme nezdinde hangi duygulara seslenildiğini siz anlarsınız artık.. Dolayısı ile.. Olaya bu açıdan baktığınızda.. Bizim solaklar ne derlerse desinler.. “Tayyip Erdoğan, ABD’ye teslim oldu” diye, içlerindeki ABD sempatizanlığını ne kadar dışa vururlarsa vursunlar.. Esas gerçek şu: Türk yargısı, ABD’yi dize getirdi.. ABD çaresiz bir şekilde, duruşmayı izledi.. Yargılanan vatandaşı için, elinden hiçbir şey gelmeyen bir devlet olarak, sonucu beklemekle yetindi.. Bu durumda kim diz çökmüş oldu? Türkiye mi? ABD mi? Brunson’un 2 seneye yakın süre tutukluluk hali.. Sonuçta mahkumiyet kararı alması.. ABD’nin önceki duruşmada, havaalanında beklettiği uçağın boş dönmesi.. Dün, kendi saatlerine göre sabahın ilk anlarında, Türkiye’deki bir duruşmayı takip etmek zorunda kalmaları.. Bana, “ABD diz çöktü” dedirtiyor.. Bundan sonra da.. Hep diz çökmeye devam edecek.. İnşallah.. "Ali Karahasanoğlu" yazdı
  19. Sony, nihayet PlayStation oyun konsollarında PSN ID'mizi yani kimliğimizi yani ismimizi yani nick'imizi yani lakabımızı(amaaan her neyse işte) değiştirme olanağı sunacak ve bu özellik 2019'un ilk çeyreğinde sunulacak. Peki nasıl işleyecek? 👇 Psn id'mizi ilk kez değiştirmek bedava olacak. Sonrasında ise her değişiklik 9,99$, Avrupa'da ise 9,99€ olacak. PS Plus abonelerine ise bu ücret 4,99$/€ olacak. Değişiklikten sonra arkadaşlarınız Sizin olduğunuzu bilsin diye eski id'nizi, yeni id'nizin yaninda veya hemen aşağısında gösterme seçeneğiniz olacak. Ayrıca eğer değişiklikten sonra pişman olduysanız, ücretsiz olarak yeniden eski Psn id'nize dönebileceksiniz.
  20. İşte Vestel'in yerli otomobili! İlk görüntüler ortaya çıktı Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu’nda yer alan beş ‘babayiğit’ten biri olan Zorlu Grubu, Vestel Elektronik aracılığıyla bir otomobil tasarımı için tescil başvurusu yaptı. “VEO” adı verilen Zorlu’nun otomobilinin görselleri de ilk kez ortaya çıktı. Yerli otomobil projesi kapsamında kurulan Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu’nda yer alan beş ‘babayiğit’ten biri olan Zorlu Holding’in ilk yerli otomobilinin tasarımları ortaya çıktı. Habertürk’ten Necdet Çalışkan’ın haberine göre Türk Patent ve Marka Kurumu’na Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. aracılığıyla yapılan tasarım tescil başvurusunda, otomobilin ilk görselleri de paylaşıldı. Zorlu Holding'den yapılan açıklamada ise "alan Zorlu Grubu’nun, Vestel Elektronik aracılığıyla otomobil tasarımı ile tescil başvurusu yaptığına yönelik” haberlerdeki bazı ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır" denildi. Vestel'in 7 Eylül 2018'de yaptığı tescil başvurusunun yer aldığı ve 9 Ekim 2018 tarihinde yayınlanan Türk Patent ve Marka Kurumu’nun Tasarımlar Bülteni’ne göre Vestel’in yerli otomobilinin adı ise “VEO” olacak. 6 farklı görselin paylaşıldığı başvuruya göre VEO'nun tasarımcıları ise şunlar: Burak Emre Altınordu, Kazım Doku ve Mehmet Kaya. Vestel’in tasarım tescil başvurunun yer aldığı Türk Patent ve Marka Kurumu’nun 9 Ekim 2018 tarihli Tasarımlar Bülteni’nde sözkonusu tasarımla ilgili itiraz sürecine de yer verildi. Buna göre Vestel'in bu tesciline gerçek veya tüzel kişiler ile ilgili meslek kuruluşları gerekçelerini açıkça belirtmek ve ilgili yönetmelikte öngörülen şartları yerine getirmek koşuluyla, 3 ay içinde itirazda bulunabilecek. “VEO” adlı otomobilin tasarımıyla ilgili itiraz süreci 2019 yılının Ocak ayı ortasında sona erecek. Zorlu grup şirketlerinden Zorlu Enerji de dün elektrikli otomobil pazarına odaklanarak, 2019 sonunda Türkiye'nin her yerini elektrikli araçla dolaşabilecek şekilde bir sistem oluşturup, 200 ayrı lokasyonda hızlı şarj istasyonu kuracağını ve bunun için 10 milyon dolarlık bir yatırım gerçekleştireceğini duyurmuştu. Eğer Vestel konsept adı VEO olarak belirlenen bu araçla otomobil pazarına girerse akılıl telefon pazarında Venüs ile yer alan grup otomobilde de VEO ile boy gösterecek. Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu Sanayi ve Ticaret AŞ'de Zorlu Holding’in, Anadolu Grubu, BMC, Kök Grubu ve Turkcell ile birlikte yüzde 19'arlık payı bulunuyor. Gürcan Karakaş’ın CEO olarak görevlendirildiği ve ilk prototipinin 2019 yılının sonunda çıkması beklenen yerli otomobil projesinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin ise yüzde 5’lik payı var. Vestel’in VEO ismiyle bir otomobil tasarımı için tescil başvurusu yapmasına ilişkin Hürriyet Gazetesi Otomotiv Yazarı Emre Özpeynirci şu açıklamayı yaptı: “Biraz araştırdım projenin arkası yok, belli ki ‘bir köşede dursun gerekirse çıkarırız’ diye düşünmüşler. Yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın himayesindeki yerli otomobil projesine henüz başlanmamışken, projenin ortaklarından biri olan Vestel’e ‘hayrola’ diye sorarlar. Vestel böyle bir risk almaz. Birileri yerli otomobil projesinden önce Vestel’de elektrikli otomobil tasarımı yapmış, onlar da ‘isim ve tasarım boşa gitmesin, ileride belki kullanırız’ diye tescil ettirmişler. Olay bu.” Konu ile ilgili Zorlu Holding'den yapılan açıklamada ise 'Zorlu Grubu’nun, Vestel Elektronik aracılığıyla otomobil tasarımı ile tescil başvurusu yaptığına yönelik' haberlerdeki bazı ifadeler gerçeği yansıtmamaktadır. denildi. Açıklamanın devamında şöyle denildi: Vestel’in geleceğin elektrikli otomobil dünyasına kendi markası ile otomobil üretmek gibi bir planı bulunmamaktadır. Haberlerde bahsi geçen VEO; 1600 kişiyi aşkın Ar Ge ekibi ile 8 Ar Ge merkezinde yürütülen kokpit tasarımları, şarj istasyonu tasarımları gibi otomobil elektroniğinin de içinde yer aldığı konsept çalışmalar sırasında ortaya çıkarak, başvurusu yapılmış bağımsız bir tasarım çalışmasıdır. Bilindiği üzere Vestel, 2017 yılında yaptığı 408 patent başvurusu ile Avrupa Patent Ofisi’ne (European Patent Office) en çok patent başvurusu yapan ilk 100 şirket sıralamasındaki tek Türk şirketidir. Vestel olarak ilgi alanımızın sadece otomobil elektroniği olduğunun altını çizer, haberlerde bahsi geçen konunun Türkiye’nin yerli otomobil çalışmalarıyla hiçbir bağlantısı bulunmadığını kamuoyunun bilgisine sunarız."
  21. Milli Muharip Uçak Projesi kapsamında uçağın bileşenlerinin üretimine yönelik 300 proje yürütülmesi öngörülüyor. Uçağın tamamen yerli olması için 140 alt sistemin tamamında çalışan onlarca firmaya ihtiyaç duyuluyor. Milli uçağın bileşenlerine yönelik projelerin fon miktarları belirlendikten sonra rekabet için bir proje en az 2 firmaya verilecek, bu kapsamda en az 1000 proje takımı kurulacak. Türk Hava Kuvvetleri'nin savaş uçağı ihtiyacının karşılamasına yönelik yürütülen proje kapsamında üretilecek savaş uçağının ilk uçuşunu 2023'te yapması ve 2030'lu yıllarda envantere alınması hedefleniyor. Son teknolojiye sahip yeni nesil savaş uçağı özellikleri taşıyacak milli muharip uçak, uzun menzil, yüksek manevra, süpersonik ve süper seyir, milli mühimmat entegrasyonu, hassas angajman yeteneği, düşük görünürlük gibi kabiliyetlere sahip olacak. Teknoloji geliştirme projeleri ve kurulacak altyapılar dikkate alındığında milli muharip uçak üretimi, Türkiye'yi askeri ve siyasi anlamda üst seviyelere taşıyacak bir teknoloji kazanım projesi olarak gösteriliyor. Projenin, bir savaş uçağı yapmanın yanı sıra altyapı ve ortaya çıkacak yeni firmalar ile büyük bir teknolojik kalkınmaya kapı aralayacağı ifade ediliyor. Rüzgar tünellerinden gelişmiş aviyonik sistemlere, hedef tanıma sistemlerinden görüntü işleme teknolojilerine, malzeme teknolojilerinden yeni nesil silah sistemlerine kadar projenin çok geniş ilgi alanı ve hedefleri bulunuyor. Projede, statikten dinamiğe, aerodinamikten termodinamiğe kadar mühendislik disiplinlerinin neredeyse tamamına görevler düşecek. Projenin ne oranda milli olacağı teknolojik altyapı ile ham malzemenin uçağa dönüştürülme kabiliyetiyle orantılı olacak. Uçağın tamamen yerli olması için üniversiteler ve sanayiye önemli görevler düşüyor. Yapılan değerlendirmelere göre, uçağın tamamen yerli olması için uçağın 140 alt sisteminin tamamında çalışan onlarca firmaya ihtiyaç bulunuyor. Milli muharip uçak için proje yönetimi ile üniversite ve sanayi kuruşları arasında oluşturulacak önemli işbirliği alanları arasında radar, görünmezlik, malzeme teknolojileri ve haberleşme sistemleri yer alıyor. Bu işbirliği alanları uçuş gösterge panellerinden iniş takımlarına, radardan uçuş kumanda elemanlarına, aydınlatma sistemlerinden motor sistemlerine, harici yakıt depolarından lastiklere kadar geniş bir çeşitlilik gösteriyor. EN AZ 1000 PROJE TAKIMI KURULACAK Uçak projesinin finansman ihtiyacının karşılanmasında Türki̇ye Bi̇li̇msel ve Teknoloji̇k Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) ve Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB)sunduğu desteklerin önemli katkılar sunabileceği belirtiliyor. Bu desteklerin, sistem tabanlı projeler ve işbirliği modelleriyle Milli Muharip Uçak Projesi'nde ihtiyaç duyulan alt sistemlerin üretiminde kullanılmasının önemine işaret ediliyor. Finansman sürecinde milli muharip uçak için proje yönetim ekibi tarafından tanımlanan taslak 300 proje üzerinden nihai proje tanımları yapılacak. Uçağın bileşenlerine yönelik projelerin fon miktarları belirlendikten sonra, rekabet için bir proje en az 2 firmaya verilecek. Bu kapsamda en az 1000 proje takımı kurulacak. İlan edilecek projelere verilecek teklifler proje yönetimi tarafından kabul edildiğinde onay için TÜBİTAK/KOSGEB'e gönderilecek. Bunların onayından sonra fon serbest bırakılacak.
  22. İtalya futbolunun efsane kalecisi Gianluigi Buffon, Instagram hesabı üzerinden soruları yanıtladı. 40 yaşındaki kaleci, Fenerbahçe'ye dair çarpıcı bir itirafta bulundu. "Fenerbahçe'nin stadında oynamak zordu" Buffon, kariyeri boyunca zorlandığı statları anlatıp, "Birçok heyecan verici statta oynadım. Liverpool'un evi Anfield bunlardan biri. Ayrıca Rangers'ın sahası Ibrox ve İstanbul'da Fenerbahçe'nin stadında oynamak zordu. Böyle atmosferlerde ilk 15-20 dakika konsantre olmak zor." ifadelerini kullandı. Parma'dayken Kadıköy'de kaybetmişti Gianluigi Buffon, Parma'da forma giyerken 15 Eylül 1998 tarihinde UEFA Kupası birinci tur ilk maçında Kadıköy'de Fenerbahçe'ye karşı oynamış ve Viorel Moldovan'ın golüyle 1-0 mağlup olmuştu
  23. Avrupa Nükleer Araştırmalar Merkezinde olduğu gibi parçacık hızlandırıcıları kullanılarak araştırma yapılacak "Türk Hızlandırıcı Merkezi" (THM) projesinde son aşamaya geçildi. Merkez, Kalkınma Bakanlığı desteği, Ankara Üniversitesi koordinatörlüğü ve 12 üniversitenin iş birliğiyle Ankara'da kurulacak. Hızlandırıcı teknolojisini Türkiye'ye taşımayı hedefleyen ve 2006’da başlatılan proje kapsamında oluşturulan merkezde, parçacık fiziği ve nükleer fizik başta olmak üzere pek çok alanda ileri teknoloji araştırmaları yürütülecek. Ankara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Fizik Mühendisliği Bölümü ve Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Öğretim Üyesi, Türk Hızlandırıcı Merkezi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ömer Yavaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hızlandırıcı teknolojileri ve uygulamalarının eğitimden sağlığa, güvenlikten enerjiye, uzaydan savunmaya, biyoteknolojiden nanoteknolojiye, iletişimden ulaşıma kadar birçok tekniği ve imkanı insanoğlunun kullanımına sunduğunu söyledi. "100 MİLYON LİRALIK YATIRIM" Türkiye'de bu alanda yapılan çalışmalar kapsamında, fizibilite, genel tasarım ve teknik tasarım aşamalarının tamamlandığını, ilk elektron hızlandırıcısı ve ışınım tesisi hedefinin yakalandığını belirten Yavaş, "Bu çalışmaları son 10 yılda 12 üniversiteden yaklaşık 150 araştırmacıyla yürüttük. Kurmakta olduğumuz elektron hızlandırıcısı ve lazer tesisini önümüzdeki 1,5 - 2 yıl içerisinde Ankara Üniversitesi Gölbaşı Kampüs alanı içinde araştırmacıların hizmetine sunmayı hedefliyoruz." diye konuştu. Şu anda kurulumunu sürdürdükleri tesiste yaklaşık 100 milyon liralık bir yatırımın söz konusu olduğunu anlatan Yavaş, "Bunun yıllık işletim ve cari giderleri de 8-10 milyon lira civarında olabilir ama dünyanın en büyük merkezinde en büyük hızlandırıcının ve dedektör sistemlerinin (CERN-LHC) yaklaşık 10 yılda 15 milyar dolara yakın bir maliyetle kurulduğunu dikkate alacak olursak bizim Türkiye için geliştirdiğimiz milyar elektronvolt enerjili büyük ölçekli 4 tesisin her birinin maliyetinin birkaç yüz milyon lira boyutunda olması çok anlaşılabilir olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu. CERN'E TAM ÜYELİK Yavaş, CERN'in 2. Dünya Savaşı'ndan sonra 12 Avrupa ülkesince kurulan, şu anda dünyanın en büyük parçacık fiziği, hızlandırıcı ve araştırma merkeziolduğunu belirtti. Türkiye'nin CERN'de 1961 yılında gözlemci üye olduğunu hatırlatan Yavaş, şunları kaydetti: "Türkiye’nin CERN ile ortaklık anlaşması yapması, bu alanda ülkemizin önünü açan bir hamle olmuştur. Türk Hızlandırıcı Merkezi'nin hayata geçirilmesi ülkemizdeki bilim ve teknoloji algısını kökünden etkileyecek ve ileri noktalara taşıyacaktır."
  24. Osmanlı arması, gören gözleri mest eden, hayranlık uyandıran bir eser. Cumhuriyet tarihinde Osmanlı eserlerine karşı kara propagandadan kurtulan bazı ender mimari eserlerin girişlerini süsleyen Osmanlı arması, üzerinde 30 ayrı sembol taşıyor. İşte o semboller ve anlamları… ARMA İLK OLARAK SULTAN ABDÜLMECİD ZAMANINDA KULLANILDI Arma, Osmanlı Devleti`ne ilk olarak Sultan Abdülmecid devrinde girmiştir. Barışçıl bir padişah olup tuğrasının yanına bir gül koydurmuştur. Bu motifle bütünleyici bir rol üstlenmiş, tüm dünyaya ‘ben barışçıl bir padişahım’ demek istemiştir. Kırım Harbi`nde müttefikimiz olan Fransızlar, bir dostluk armağanı olarak Légion d`Honneur Nişanı`nı Sultan Abdülmecid Han`a verirler. Bunun üzerine diğer müttefikimiz İngilizler bunun gerisinde kalmamak için Diz Bağı Nişanı`nı hediye ederler. III. Edward tarafından çıkarılan Diz Bağı Nişanı`nda şöyle bir gelenek vardır: Diz Bağı Nişanı verilen kişilerin armaları Windsor Sarayındaki St.George Kilisesi duvarlarına asılırdı. Osmanlı Devleti`nin o güne kadar arması olmadığından Sultan Abdülmecid İngilizlerden bu işin ustalarını göndermesini istemişti. Bunun üzerine Kraliçe Victoria, Charles Young’u (bir arma ressamı) İstanbul’a göndermiştir. Charles, Osmanlı Devleti`ne ilk armayı yapar. Etienne Pisani isimli bir tercüman ile icraatlarını yürüten ressam, Osmanlı Devleti`ni bütünüyle kapsayan bir arma yapmak için yoğun çaba sarf eder. Sonunda saltanat kavuğu, sorguç, tuğra ve ay yıldızın da içinde bulunduğu Osmanlı Devletine yakışır bir eser ortaya çıkarır. Yaptırılan bu arma daha sonra Londra`daki Osmanlı Sefiri Kostaki Efendi’ye gönderilip teslim edilir. Yapımı tamamlanan ve İngiltere’ye gönderilen arma, resmi tören ile alınır ve St. George Kilisesi`nin en yüksek yerine asılır. ARMANIN SON ŞEKLİ SULTAN II.ABDÜLHAMİD ZAMANINDA BELİRLENDİ Böylelikle Abdülmecid, Osmanlı Devleti`nde ilk kez yabancı nişan kabul eden sultan olur. Daha sonraAbdülmecid Han`ın oğlu Sultan II. Abdülhamit, babasının devrinde yapılan armaya yeni eklemelerde bulunur. 17 Nisan 1882 yılında resmi arma olarak kabul edilir ve kullanılmaya başlanır. İŞTE OSMANLI ARMASINDAKİ SEMBOLLER VE ANLAMLARI 1- Tuğranın etrafındaki bu güneş motifi, padişahın güneşe benzetilmesinden ileri gelir 2- II. Abdülhamit`in tuğrası. 3- Sorguçlu Kavuk: Osman Gazi`yi ve tahtı temsil eder. 4- Yeşil Hilafet Sancağı 5- Süngülü Tüfek: Osmanlı ordusunun asli silahı olmuştur 6-Çift Taraflı Teber. 7-Toplu Tabanca 8-Terazi: Şeşper ve asaya asılıdır, adaleti temsil eder. 9-(Üstte)Kur`an-ı Kerim (Altta) Kanunnameler. 10-Nişan-ı Âli-i İmtiyaz. 11-Nişan-ı Osmanî 12-Asa ve Şeşper 13-Çapa: Donanmayı temsil eder. 14-Bereket Boynuzu. 15-Nişan-ı İftihar 16-Yay 17-Nişan-ı Mecidi 18-Borazan 19-Şefkat Nişanı 20-Top Gülleleri 21-Kılıç 22-Top 23-El siperlikli merasim kılıcı. 24-Mızrak 25-Çift Teber. 26-Tek Taraflı Teber 27-Bayrak 28-Osmanlı Sancağı 29-Mızrak 30-Kalkan ortasında stilize edilmiş güneş motifi ve 12 yıldız Bayrakların ortasındaki eliptik şekil ve kavuk saltanat ve hilafeti; soldaki çiçekler müsamahayı; soldaki terazi adaleti; soldaki kitap Kur`an-i Kerim`i; sağ ve soldaki silahlar orduyu; güneş, devletin büyüklüğünü; güneşin ortasındaki yeşil yuvarlak ve içindeki tuğra, en büyük Müslüman Türk hanedanını; tuğranın altındaki ay, dünyadaki bütün Müslümanların hamisi oluşunu; madalyonların asılı olduğu aksam köklü Osmanlı kültürünü; en altta asılı madalyonlar, çeşitli milletlerden oluşan Osmanlı halkını ifade eder. Kaynak: Bilal Yavaş, Genç Dergisi
  25. Antalya'nın Kemer ilçesinde yaşayan Sakin Çelik, pamuk içinde istiridye mantarı üretiyor. İstiridye mantarı üreticisi Çelik: - "Senede dört defa ekim yapabiliyoruz. Her ekimden sonra yaklaşık 25 ton, yıllık da yaklaşık 100 ton ürün alabiliyoruz. Kışın güzel bir istihdam sağlıyor" dedi. Çelik, ilçede turizm sezonunun kısa olması nedeniyle farklı alanlar araştırdığını, bu sırada istiridye mantarı üretmeye karar verdiğini anlattı. Yaklaşık iki yıldır her biri 80 metrekare olan 8 çadırda istiridye mantarı ürettiklerini ifade eden Çelik, yılda yaklaşık 100 ton mantar elde ettiklerini söyledi. İstiridye mantarının kolay yetiştirilen bir ürün olduğuna değinen Çelik, fazla işçiye gerek duyulmadan kolaylıkla üretim yapılabildiğini anlattı. Çelik, "Senede dört defa ekim yapabiliyoruz. Her ekimden sonra yaklaşık 25 ton, yıllık da yaklaşık 100 ton ürün alabiliyoruz. Kışın güzel bir istihdam sağlıyor. Hem çalışan işçilere iş vermiş oluyoruz hem de para kazanmış oluyoruz." diye konuştu. Çelik, ürettikleri mantarı genellikle otellere pazarladıklarını ve toptancılar aracılığıyla İstanbul'a ürün gönderdiklerini bildirdi. Pazarlama konusunda herhangi bir sıkıntı yaşamadıklarını ve ürettikleri ürünün tamamını sattıklarını belirten Çelik, "Mantar satımından ziyade, hammaddesi olan kompostu da Antalya bölgesine pazarlıyoruz. Uzak bölgelere pazarlamak biraz sıkıntılı olduğu için genelde bu bölgelerde çalışıyoruz. Ayrıca bu istiridye mantarının ortamını ve iklimlendirmesini güzel sağlarsanız iyi ürün alırsınız. Ben, bir mantarın 3 kilo geldiğini kendi ellerimle tarttım" ifadelerini kullandı. ÜRETİMİNDE PAMUK KULLANILIYOR Ziraat mühendisi Süleyman Ak ise mantarın üretiminde pamuk kullandıklarını söyledi. Ak, pamuk kullanımının zor olduğunu ve dezenfektesinin düzgün yapılması gerektiğini belirtti. İstiridye mantarı üretiminde su oranının iyi ayarlanması gerektiğini anlatan Ak, şöyle devam etti: "Bazı üreticiler, mantar ağır bassın diye çok su kullanıyor. Böyle olunca, mantarda küf oluşuyor. Kompostu hazırlarken, karma bekletme sistemi kullanıyoruz. İlk gün kullanacağımız pamuğu yıkayıp dezenfekte yapıyoruz. Dezenfekte işlemi sırasında herhangi bir ilaç falan kullanılmıyor. Bir gün bekletildikten sonra işçilerle poşetleme yapılıyor. Poşetleme yapılırken, havanın sıcaklığına, kullanılan tohumun çeşidine göre tohumlaması yapılıyor. Biz dışa ekim tohumlama yapıyoruz. Daha sonra askı sistemiyle poşetleri asıyoruz. Üretimin başından sonuna kadar, her aşamanın belli kuralları var. Belli ısı ayarlarını yapmak gerekiyor. Filtreli hava ve su veriyoruz. Dışarıdan gelecek herhangi bir septik etkiye maruz kalmamasını sağlıyoruz. Bunlara dikkat edilmezse, mantarda şekil bozuklukları, küf, bakteri, aşırı su çekme oluşarak ağırlık yapar ve ticari değerini kaybeder. Mantarın gelmesi için bahar havasına kandırmamız gerekiyor. Bu mantar doğada kendiliğinden yetişebilen bir mantar. Ama biz verim açısından durumu optimize ederek verim artışını sağlıyoruz." Üretim sürecinde yaklaşık bir ayda mahsül aldıklarına değinen Ak, "Toplanma aşamasında herhangi sıkıntı yaşamıyoruz. Natürel bir çalışma yaptığımız için çıkan mahsulü komposttan direkt yoluyoruz ve kasalara koyuyoruz. Eğer toplanılan ürünün bekletilmesi gerekiyorsa, soğuk odada bekletiyoruz ama en sağlıklısı, toplama işleminden birkaç saat sonra toptancıya ulaştırmak." dedi.
×