Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Content Count

    1,249
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    60

Feneroin last won the day on December 26 2018

Feneroin had the most liked content!

Community Reputation

63 Excellent

About Feneroin

  • Rank
    Evli

Recent Profile Visitors

10,159 profile views
  1. ABD Senatosu, Başkan Donald Trump'a, Rus S-400 hava savunma sistemini aldığı için Türkiye'ye yaptırım uygulama ve Türkiye'yi F-35 programından çıkarma çağrısında bulundu. ABD Senatosu'nun iki etkili komisyonunun liderleri, Türkiye'ye Rusya'dan S-400 füze savunma sistemini teslim almaya başlamasından dolayı sert tepki gösterdi. Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu ile Dış İlişkiler Komisyonu'nun başkan ve kıdemli üyelerinden oluşan 4 senatör ortak açıklama yaptı. Amerika'nın Sesi'nin haberine göre, Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Jim Inhofe ve Kıdemli Demokrat üye Jack Reed ile Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Jim Risch ve Kıdemli Demokrat üye Bob Menendez'in imzası bulunan açıklamada, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400'leri Rusya'dan kabul ederek, Türkiye'nin güvenliği, ekonomik refahı ve NATO ittifakının bütünlüğü pahasına Putin'le tehlikeli bir ortaklığı seçti" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Kongre iki partiyi de kapsayan güçlü bir temelde şunu açıkça ortaya koydu: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanlış yönlendirilmiş biçimde S-400 alımının sonuçları olmalı. Bu alım, Putin'in Rusya'sıyla stratejik işbirliğini öngören rahatsız edici işaretler verirken, F-35 programına da bir tehdit niteliğinde. Bunun neticesinde, Başkan Trump'ı CAATSA kapsamındaki yaptırımları yasanın gerektirdiği şekilde tam olarak uygulamaya çağırıyoruz. Savunma Bakanlığı'na da, tüm F-35 materyallerinin (Türkiye'ye) teslimatı halen askıya alınmış olsa da, Türkiye'nin F-35 programına katılımını sona erdirmeye yönelik işlemi hayata geçirmesi çağrısında bulunuyoruz." "ERDOĞAN, ABD'NİN ÇOK SAYIDA GİRİŞİMİNİ REDDETTİ'' Senatörler ortak açıklamada, "İşler bu noktaya gelmek zorunda değildi. Ancak maalesef Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Türkiye'ye hava sahasını F-35 uçakları ve Patriot hava savunma sistemiyle koruma imkanı tanımak suretiyle, stratejik ilişkilerimizi muhafaza etme yönündeki çok sayıda girişimini reddetti" dedi. Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğuna işaret eden 4 senatör, "Umarız ki ABD ve Türkiye arasındaki stratejik ilişki, (ilişkilerdeki) bu gerilemeye üstün gelir. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin ekonomik refahı ve NATO ittifakının güvenliği pahasına Vladimir Putin'le bağlarını derinleştirmekte ısrar etmeyi sürdürmesi halinde, işbirliğimizin kalıcı şekilde ilerletilmesi mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. DEMOKRAT SENATÖRDEN ACİL YAPTIRIM ÇAĞRISI Demokrat Parti Maryland Senatörü Chris Van Hollen da Twitter'da yaptığı açıklamada, Türkiye'nin bir müttefikin yapmayacağı çok kötü bir tercih yaptığını belirtmişti. Van Hollen, Ankara bu adımından vazgeçmediği takdirde F-35 uçaklarını teslim almayacağını ve S-400'lerin devreye girmesiyle ilgili olarak atılacak her türlü adıma Amerikan yasaları uyarınca acil yaptırımlarla yanıt verileceğini belirtti.
  2. Kulübümüz, Werder Bremen kulübü ile sözleşmesi sona ermekte olan Alman milli futbolcu Max Kruse ile yaptığı görüşmeler sonucunda futbolcu ile anlaşmaya varmış ve ön sözleşme imzalamıştır. Max Kruse önümüzdeki hafta içinde İstanbul’a gelerek, detaylı sağlık kontrolünün ardından kendisini 3 sezonluğuna renklerimize bağlayacak resmi sözleşmeyi imzalayacaktır.Kamuoyunun bilgisine sunarız.Fenerbahçe Spor Kulübü
  3. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü(OECD) tarafından gerçekleştirilen araltırmaya göre Fransa, dünyada en çok veri ödenen ikinci ülke oldu. Birinci sırada ise Danimarka yer aldı. Fransa vergi cenneti olmaya devam ediyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün(OECD) sonucunu perşembe günü açıkladığı araştırmaya göre Fransa gelişmiş ülkeler içerisinde dünyanın en çok vergi verilen ikinci ülkesi. Yapılan araştırmada, Fransa Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da toplanan vergilenin oranının da yüzde 45,3 oranında yer tuttuğu kaydedildi. Bu oran Danimarka’da ise yüzde 45,9 olarak gerçekleşti. Fransa Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre 2022’de mecburi vergilerin bütçedeki oranının yüzde 2’lik düşüş ile yüzde 43,6 olacağı aktarıldı. Türkiye’de toplanan vergilerin bütçedeki oranı yüzde 25 OECD araştırmasında Türkiye’de toplanan vergilerin safi yurt içi hasıladaki oranının ise yüzde 25.1 olduğu aktarıldı.
  4. Türkiye bu görüntüyü konuşuyor! Göle dönen yolda... Yozgat’ın Yerköy ilçesinde şiddetli yağışın ardından göle dönen bir yolda çorba keyfi yapan vatandaşın görüntüsü sosyal medyada gündem oldu. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde sağanak yağış sonrası göle dönen yola bir vatandaşın masa ve sandalye koyup çorba keyfi yapması ilginç görüntüler oluşturdu. Yozgat’ta etkili olan sağanak yağış yolları göle çevirirken, Yerköy ilçesinde sağanak yağış sonrası ilginç bir görüntü yaşandı. İlçe Kaymakamlığı önünde belediye ve itfaiye ekipleri su tahliye işlemi yapıp, trafik polisleri de trafik akışını sağlamak için mücadele ederken bir vatandaş diz kapağına kadar gelen suyun içerisine masa ve sandalye koyup çorba keyfi yaptı. Vatandaşlar meraklı gözlerle izledi Vatandaşın çileyi keyfe dönüştürmesi bir başka vatandaş tarafından cep telefonu ile görüntülendi. Vatandaşın göle dönen yol ortasında çorba keyfini diğer vatandaşlar meraklı gözlerle izlediler. Polis ekiplerinin gelmesiyle esnaf tarafından masa ve sandalyenin kaldırılmasıyla çorba keyfi sona erdi.
  5. Türkiye 20 yıl öncesine kadar gıda alanındaki üretiminin neredeyse tamamını ithal tohumla yaparken, yerlileşme oranı geçtiğimiz yıl yüzde 95'lere ulaştı. Sayime BAŞÇI Duygu ŞAHİN DURMAZ İSTANBUL - 2023 ihracat stratejisi kapsamında 15 milyar dolarlık ihracat ile ilk 5'e girmeyi hedefleyen tarım sektörü, yatırıma tohumdan başladı.10 yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gelen hibrit tohumlar üretimin ana çıtasını oluştururken, bu alandaki yerlileşme çalışmaları bazı ürünlerde yüzde 95'lere ulaştı. 10 yıl öncesinde yüzde 5-10 arasında değişen yerli çeşit kullanma oranı, geçtiğimiz yıl itibari ile ekmeklik buğdayda yüzde 95, makarnalık buğdayda yüzde 98, arpada yüzde 99, pamukta ise yüzde 43, sebzede ise yüzde 50'nin üzerine çıktı. Türkiye Tohumcular Birliği verilerine göre 2000'li yılların başlarında tohumluk üretimi 140 bin ton, ihracat ise 8 bin ton civarında idi. 2011 yılında ise üretim 4,5 kat artarak 637 bin tona, ihracat ise 4,5 kat civarı artarak tona ulaştı. 2011 yılında yapılan tohumluk ithalatı ise 36,7 bin ton olarak açıklandı. Piyasadaki ithal tohum oranı bu rakam ile birlikte yüzde 62da kaldı. Bakanlığın iki yıl önce açtığı Tohum Gen Bankası, çalışmalara önemli ivme kazandırırken, özel sektör de yavaş yavaş ipleri eline almaya başladı. Halen 475 lisanslı tohum üretim firmasının bulunduğu sektörde özel sektörün toplam tohum üretimi içindeki payı ise yüzde 55'leri buldu. Halen Türkiye'de 5 bin 900 çeşit tohum tescilli olarak yer alıyor. Bunların 3 bin 9002den fazlası ise özel sektöre ait. 20 yıl ithalatla geçti Gıda ile ilgili ciddi fiyat ve arz sıkıntılarının yaşandığı bu dönemde; tohum, üretimin sürekliliği dışında ülkelere siyasi alanda önemli bir manevra alanı kazandırabilecek stratejik bir ürün haline geldi. Ürün bazında en iyi mahsulü alabilmek için üzerinde çalışma yapılan hibrit tohumlar, hasatta en iyi sonucu verse de tek kullanımlık olması ithalatçı ülkeler için ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Hibrit tohum çalışmalarının hızlandığı 1984 ile 2004 yıları arasında bu alanda kayda değer bir çalışma ortaya koyamayan Türkiye'de de birkaç yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gerçekleştirilen tohum ihracatı ciddi tartışmalara neden olmuştu. Ancak son 1 yılda ortaya çıkan rakamlar, bu alandaki yerlileşmeyi de gözler önüne seriyor. "Tohumda dışa bağımlı değiliz" 2023 için 15 milyar dolarlık gıda ihracatı hedefleyen sektör, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) aracılığı ile bu hedefin altyapısını da oluşturmaya çalışıyor. 2010 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde açılan Tohum Gen Bankası, alanında dünyanın 3'üncü büyük kuruluşu konumunda. Halen yaklaşık 70 bin çeşit tohum özel iklim odalarında, özel atmosfer basıncı altında, özel ambalajlar içerisinde canlı olarak muhafaza ediliyor. Türkiye'de kullanılan tohumların yerlilik oranın bazı ürünlerde yüzde 90'ları aştığını kaydeden TAGEM Genel Müdürü Mahsun Burak, hibrit sebze tohumlarında yerliliğin yüzde 50'yi aştığını aktardı. Sektörde ithalat önünde herhangi bir engel olmadığını anlatan Burak, burada ithal ürün kullanımının da tamamen tercihi bir durum olduğuna işaret etti. Tohum üretimine verilen teşvikler ise özel sektör yatırımlarına ciddi ivme kazandırmış durumda. 1984 yılından bu yana özel sektörün üretimine açık olan sektörde son 10 yıldır önemli bir büyüme söz konusu. 3,5 milyarlık sektör özelleşiyor Sektörde halen 475 lisanlı tohum üreticisi firma bulunuyor. Üretim ise özel sektör lehine artmaya devam diyor. Geçtiğimiz yıl oranlamalarına baktığımızda, hibrit mısır, ayçiçek, patates, pamuk ve sebze üretiminin tamamı özel sektör tarafından yapılmış. Bu oranlama buğdayda yüzde 55, arpada yüzde 57, soyada yüzde 89, yem bitkilerinde ise yüzde 54. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Hakkı Şafak Ses, ithal tohuma dair tartışmalarına ise şu rakamlarla noktayı koyuyor: "Sektör olarak 180 milyon dolarlık ithalatımız, 120 milyon dolarlık da ihracatımız var. Ama Türkiye topraklarına her yıl 3.5 milyar dolar değerinde tohum ekilir. Tahıllar ve sebzeler dahil olmak üzere. Şimdi 180 milyon dolarlık ithalat değeri, 120 milyon dolar da ihracat değeri olan bir sektörde Türkiye topraklarına da 3.5 milyar dolar tohum ekiyoruz ve nasıl bu ithal suçlaması yapılabiliyor? Bu çok ciddi bir yanlış. Tohumlarımızın İsrail'den geldiği söyleniyor. Yüzde 6.5'lik ithalatımızın içerisinde İsrail'in payı yüzde 10. Buğday ve arpada liderlik özel sektörde 1995 yılında pamuk tohumu üretiminden yüzde 1 payı olan özel sektör firmaları, 2011 yılında pek çok tohumun yüzde 100'ünü üretir hale geldi. 1995 yılında buğday tohumu üretiminden yüzde 3, arpadan yüzde 4 pay alan özel sektör, geçtiğimiz yıl itibari ile buğday yüzde 55, arpa tohumunda ise yüzde 57 paya ulaştı.
  6. Cübbeli Ahmet Hoca, Ahmet Hakan'ın kendisine attığı 'Saç-ı Şerif fabrikası açtı.' iftirasına ilişkin açıklamasında, "Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nereden bileyim?' Kardeşim her resmimin olduğu yer benim mi? Bu nasıl gazetecilik?" dedi. Kendisine yöneltilen 'yanmaz kefen, su fabrikası, kaymaz terlik' gibi iftiralara dair yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Cübbeli Ahmet Hoca, "Cemaatten bir arkadaşımızın su fabrikasının açılışına dua etmek için katıldığımızda Ahmet Hakan bunu Hürriyet Gazetesi'nde 'Saç-ı Şerif Fabrikası' başlığıyla haber yaptı. Ben de kendisinden davacı oldum ama davamı da kazanamadım." dedi. "Bu kadar iftira olur mu?" diye soran Cübbeli Ahmet Hoca, sözlerine şöyle devam etti: "Beni bilen biliyor ama bazıları da bakınca inanası geliyor. Bu iftiradan dolayı Ahmet Hakan'a dava açtım. Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nerden bileyim?' Savcı, beni müşteki olarak çağırdı. 'Hocaefendi bak burda resmin var.' dedi. 'Her gittiğim fabrika, lokanta benim olabilir mi? Siz savcısınız.' dedim." 'Benim bir kütüphane dolusu kaynağım var' Yanmaz kefen satışı yaptığı iftiralarına da cevap veren Cübbeli Ahmet Hoca, "Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok kaynağım var. Bir kaynağımda Hadis-i Şerif, 'Şu İsm-i Şerif kefene yazılırsa azap hafifler.' diyor. Sohbetteki bir konuşmamda cemaate faziletini anlattım. Ben, 'İstediğin günahı işle, kafir ol, münafık ol. Bu ayeti yazınca azap görmezsin.' demedim ki. Cemaatten bazı talepler oldu. Ben de bu talepleri, kefen yapan arkadaşlara ilettim. Olayın hepsi bu." şeklinde konuştu. Cübbeli Ahmet Hoca, kaymaz terlik satışı yaptığı iddialarına ilişkin de şu sözlerle cevap verdi: "Bir kuruş para boğazımdan geçmedi. Bunun için daha önce de yemin ettim. Bir kuruş para kazandıysam 'Allah bana lanet etsin' dedim. 120 terlikle insan ne kazanacak? Bir de tanesi 120 lira. 100 bin lira falan dersin de bir yekün tutar."
  7. Karpuz satın alındıktan sonra olgunlaşmaya devam etmeyen bir meyve. Bu nedenle karpuz satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları bilmek gerekir. Öncelikle çürümüş, yumuşak veya çatlak yerleri bulunan karpuzu almayın. Karpuzun yerde büyürken oturduğu tarafından krem rengi-sarı arası bir leke oluşur. Bu renk değişimli kısım yoksa veya beyaz ise karpuz olgunlaşmamış demek. Karpuzun kabuğunun rengi mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalı. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalı. Eğer kesmece karpuz alacaksanız, içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edin. Şayet çekirdeksiz karpuz seçecekseniz yine dikkat etmelisiniz; çünkü çok fazla beyaz çekirdek, karpuzun olgunlaşmadan toplandığını gösterir.
  8. Antalya'nın Kepez ilçesinde bir kadın, ilkokul birinci sınıf öğrencisi kızının parmağını, arkadaşının kalemlerini alması nedeniyle kızgın kaşıkla dağladı. Antalya'da birinci sınıf öğrencisi E.İ.'nin (7) annesi N.İ., sınıf arkadaşlarının kalemini aldığı iddiasıyla kızının parmağını kızdırdığı kaşıkla dağladı. Kepez ilçesindeki bir ilkokulun birinci sınıf öğrencisi E.İ., sık sık arkadaşlarının kalemini alınca annesi N.İ. tarafından uyarıldı. Okul dönüşü kızının çantasını kontrol eden N.İ., çantada kalemleri görünce sinirlendi. N.İ., ocakta ısıttığı bir kaşığın ucunu, kızının sağ yüzük parmağının üzerine bastırdı. Öğretmeni fark etti Dün sınıf öğretmeni, kalemi tutmakta güçlük çeken E.İ.'ye ne olduğunu sorunca gerçek ortaya çıktı. Sınıf öğretmeni, durumu önce rehber öğretmen, daha sonra okul müdürüyle paylaşıp polise ihbarda bulundu. İhbarın ardından okula polis ekibi ve Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler sevk edildi. Kısa sürede gelen ekipler, okul yetkilileri ile görüştükten sonra E.İ.'yi ekip aracına alıp okuldan ayrıldı. Sağlık kontrolünden geçirilen E.İ., pedagog eşliğinde ifadesine başvurulmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis, anne N.İ.'nin de ifadesine başvurulacağını belirtti.
  9. Başkan Erdoğan İstiklal caddesinde nostaljik tramvayla seyahat ettiği sırada kendisine "Başkanım her şey çok güzel olacak" diye seslenen vatandaşa 'daha güzel olacak' diyerek yanıt verdi.
  10. Spor Toto Bölgesel Amatör Lig Play-Off ikinci kademe karşılaşmasında Yozgatspor 1959, Akşehirspor'u 6-5 mağlup ederek dört yıl aradan sonra 3. Lig'e yükseldi. Kırmızı siyahlı takım normal süresi 0-0 berabere biten karşılaşmada Konya temsilcisini penaltı atışlarında 6-5 mağlup ederek 4 yıl aradan sonra yeniden profesyonel liglere dönüş yaptı. Karadeniz grubunda idi, tek Anadolu takımı YozgatSpor idi, o grubu puan farkını açarak şampiyon olarak bitirdi. Play-Off ilk maçında yine Karadeniz takımı düştü, aksilik bu ki tarafsız sahada oynanan maç da yine Karadeniz bölgesinde idi ve penaltilarda kaybetti ama bu defa YozgatSpor affetmedi ve penaltılarla artık 3.lige çıktı. Uzun bir Karadeniz fırtınasından sağ salim olarak çıkmış oldu YozgatSpor 1959 FK.
  11. CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına anında destek veren Çukur dizisinin oyuncularına MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'tan tokat gibi tepki geldi. Enginyurt, "Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız" dedi. Eren Bülbül, Mahir Ayabak, Abdullah Tayyip Olçok, Yasin Börü ve daha nice vatan evlatlarının şehit edilmesine ses çıkarmayan sözde sanatçıların YSK kararı sonrası Ekrem İmamoğlu için ağız birliği yapmalarına toplumun tepkisi çığ gibi büyüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, İmamoğlu'na destek veren Çukur dizisi oyuncularına okkalı bir cevap verdi. İmamoğlu'ndan sözde sanatçılara talimat! CHP'li Ekrem İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarının iptali ve yenilenmesine ilişkin aldığı kararın ardından yaptığı konuşmada sözde sanatçılara çağrı yaptı. Talimatı alan sanatçı müsveddeleri sosyal medya platformu Twitter'da #HerŞeyÇokGüzelOlacak etiketiyle paylaşımlarda bulundu. Vatan evlatları şehit edilirken kafalarını toprağa gömen Çukur dizisinin gezi zekalı oyuncularına MHP'li Cemal Enginyurt, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İmamoğlu'na Çukur desteği Her dakikasında şiddet ve terör görüntülerine yer verilere devleti yok sayıldığı Çukur dizisinde rol alan Aras Bulut İynemli, Dilan Deniz Çiçek ve Erkan Kolçak Köstendil gibi sözde oyuncular sosyal medya hesaplarından İmamoğlu'na destek mesajı yayınlamıştı. Çukur'a okkalı cevap: Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için... MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, vatan evlatları şehit edilirken ses çıkarmayan Çukur oyuncularını eleştirdi. Enginyurt yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Show TV'de yayınlanan Çukur dizisini boykot ediyoruz.Bu dizinin oyuncuları,Ekrem İmamoğluna destek mesajları atıyor. Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız. Toplumun bütününe mal olmuş insanlar olarak, bir kesimi övmek yakışmadı."
  12. Yozgat Bozok Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Üniversitemiz Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde kurulan 3M Elektro Topluluğu tarafından tüm aksamları yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından olan elektrikle çalışan araç üretildi. Aracın motoru, motor kontrolcüsü, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, araç kontrol sistemi ve telemetri (haberleşme) sistemi ve bunların yazılımları tamamen öğrenciler tarafından üretildi. Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yaz; "Avrupa'ya gitmeye hak kazandık. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. Arabanın A'dan Z'ye bütün aksamını öğrencilerim kendi imkânlarıyla yapıldı. Ben de akademik danışmanlık yapıyorum. Takıldıkları yerde yardımcı oluyorum. Aracın en büyük özelliği 72 voltta 250 kilometre yol alabilir olması. Hızı da iyi testlerde 95 kilometre hızı gördük. 1 liralık enerjiyle de 3 tekerlekli haliyle 180 kilometre yol yapıyor." dedi. 3M Elektro Topluluğu üyesi Sertaç Somuncu ise aracın 1KW ile 84 kilometre yol gidebildiğini söyleyerek, "Aracımız 1 TL ile yaklaşık olarak 170 kilometre yol gidiyor. Motoru tamamen kendi üretimimiz. Araçtaki batarya kontrol sistemi de kendi üretimimiz. Yani araç yüzde yüz yerli. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde bulunan 3M Elektro Topluluğunun bir ürünü. Bunun maliyeti, bataryası hariç 3-4 bin lira oldu." dedi. Somuncu, "İstanbul'da yapılan Shell Eco Marathon yarışında kendi konseptimizde 5'inci olduk. Yunanistan, Tunus gibi takımların arasında Takım Ruhu Ödülünü de alarak Londra'da düzenlenecek olan yarışmaya katılmaya hak kazandık. Temmuz ayında Londra'da hem ülkemizi hem de üniversitemizi temsil edeceğiz. ifadelerini kullandı. Aracın 100 kilometre hızın üzerine çıkabildiğini de hatırlatan Somuncu, "Aracın toplam ağırlığı 131 kilo. Aracımızı geliştirerek bunu 35 kiloya çekmeyi planlıyoruz. Bunlar geleceğin araçları diyebiliriz. Yenilenebilir enerji revaçta olan bir şey. Bu doğrultuda yapılan bir araç. Teknolojik olarak piyasada satılan elektrikli araçlardan bir eksiği yok. Sadece daha kullanıma uygun hale getirilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.
  13. Fethullahçı Terör Örgütü’nün Türkiye’de ilk kez gittiği yeni il yapılanması Çorum polisinin düzenlediği operasyonla çökertildi. 3 ayrı ilde düzenlenen operasyonda 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 2 kişinin Alman vatandaşı olduğu öğrenilirken, 10 tanesinin ise örgütün kripto üyelerinden olduğu ortaya çıktı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi (KOM) ekiplerince Çorum merkezli Ankara ve İzmir'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda yakalanan Türk uyruklu Alman vatandaşları A.C. ve Z.C. ile M.G, K.D, N.Y, M.A, A.İ, A.D, R.E. ve H.E'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Örgütün "il imamı", Sungurlu, Alaca, Osmancık ilçeleri imamları, "örgütün mali sorumlusu", "büyük bölge talebe mesulü", "bölge talebe mesulü", "bayan yapılanması sorumlusu" ve "öğrenci yapılanması sorumlusu" gibi üst düzeyde faaliyet yürüttükleri belirlenen şüpheliler, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye çıkarılan zanlılardan biri, görüntü alan basın mensuplarına tepki gösterdi. Para akışı ABD ve Almanya'dan sağlanmış Zanlıların, terör örgütünün yeniden yapılanması kapsamında gizliliğe büyük önem verdiği ve teknik takibe takılmamak için görüşmelerini genel itibarıyla "WhatsApp" programı üzerinden yaptıkları öğrenildi. Soruşturma kapsamında, örgüt üyelerinin yeniden yapılanma ve eleman temini konularında kullanılmak üzere ABD ve Almanya gibi ülkelerden para akışı sağlandığını ortaya çıkaran polis, gözaltına alınan zanlıların ev, iş yeri ve araçlarındaki aramalarında örgüt üyelerine dağıtılması için 25 bin 470 lira, 520 avro ve bin 730 dolar da para ele geçirdi. Söz konusu paraların, yabancı para transfer kanallarıyla yurt içindeki örgüt mensuplarına gönderildiği tespit edildi. Teknik çalışmalar ve tespitler sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Çorum genelinde yeni bir yapılanma içinde olduğunu tespit eden Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, polis ekiplerince Çorum, Ankara ve İzmir'de 22 Nisan'da gerçekleştirilen operasyonlarda 25 şüpheliden 24'ü yakalanmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 14 zanlıdan 2'si tutuklanmış, 12'si adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Firari olarak aranan "il imamı"nın yakalanması için çalışmalar devam ediyor
  14. 3.Lige yükselme Play Off 1.kademe maçları sonunda rakibine yenilen Yozgatspor 1959 FK ile Konya'nın Akşehirspor takımı, Play Off 2.kademe maçında eşleştiler. 2.kademe Play Off maçları 11-12 Mayıs 2019 tarihlerinde oynanacak.
  15. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın 'edep' kavramı üzerine açıklamalarda bulundu. Edebin, dinimiz ve toplum yaşantımızdaki önemine vurgu yapan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, "Peygamber Efendimiz (SAV), 'Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim.' diyor. Bir diğer Hadis-i Şerif'te de 'Haya imandandır.' diyerek edebin önemine vurgu yapıyor." ifadelerini kullandı. 'Kültürel kodlarımıza yeniden dönmeliyiz' Günümüzde her zamankinden daha fazla edep duygusuna ihtiyacımız olduğunu vurgulayan Aydın, toplumumuzun geçmişte sahip olduğu 'edep'i şu örnekle anlattı: "Türk Dünyası'nda ve Osmanlı'da nar meyvesinin ayrı bir önemi var. Türkistan'da, Buhara-i Şerif'te, Semerkand'da, Taşkent'te bir hanım kızımız gebe olduğunda bırakın annesine, kız kardeşine ya da eltisine hamileliğini söylemeyi eşine bile söylemekten içtinap ediyor. Hamile olduğunun belirtisi olmak üzere evdeki sofranın üzerine bir nar koyuyor. Nar koyduğu zaman eşi ve ailesi anlıyor ki bu hanım hamiledir. Bizim geleneğimizde böyle bir edep duygumuz var." Dr. Oğuzhan Aydın, sözlerine şu ifadelerle devam etti: "Geçmişte genç gelinler eşlerine kocam diyerek ya da ismi ile değil, ağam ifadesi ile hitap ederlerdi. Bizler toplum olarak kendi kültürel kodlarımıza dönmeliyiz. Hani evlerimizde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış bir başucu ifadesi vardır. Edep Ya Hu."
×