Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Content Count

    1,245
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    60

Feneroin last won the day on December 26 2018

Feneroin had the most liked content!

Community Reputation

63 Excellent

About Feneroin

  • Rank
    Evli

Recent Profile Visitors

9,858 profile views
  1. Türkiye 20 yıl öncesine kadar gıda alanındaki üretiminin neredeyse tamamını ithal tohumla yaparken, yerlileşme oranı geçtiğimiz yıl yüzde 95'lere ulaştı. Sayime BAŞÇI Duygu ŞAHİN DURMAZ İSTANBUL - 2023 ihracat stratejisi kapsamında 15 milyar dolarlık ihracat ile ilk 5'e girmeyi hedefleyen tarım sektörü, yatırıma tohumdan başladı.10 yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gelen hibrit tohumlar üretimin ana çıtasını oluştururken, bu alandaki yerlileşme çalışmaları bazı ürünlerde yüzde 95'lere ulaştı. 10 yıl öncesinde yüzde 5-10 arasında değişen yerli çeşit kullanma oranı, geçtiğimiz yıl itibari ile ekmeklik buğdayda yüzde 95, makarnalık buğdayda yüzde 98, arpada yüzde 99, pamukta ise yüzde 43, sebzede ise yüzde 50'nin üzerine çıktı. Türkiye Tohumcular Birliği verilerine göre 2000'li yılların başlarında tohumluk üretimi 140 bin ton, ihracat ise 8 bin ton civarında idi. 2011 yılında ise üretim 4,5 kat artarak 637 bin tona, ihracat ise 4,5 kat civarı artarak tona ulaştı. 2011 yılında yapılan tohumluk ithalatı ise 36,7 bin ton olarak açıklandı. Piyasadaki ithal tohum oranı bu rakam ile birlikte yüzde 62da kaldı. Bakanlığın iki yıl önce açtığı Tohum Gen Bankası, çalışmalara önemli ivme kazandırırken, özel sektör de yavaş yavaş ipleri eline almaya başladı. Halen 475 lisanslı tohum üretim firmasının bulunduğu sektörde özel sektörün toplam tohum üretimi içindeki payı ise yüzde 55'leri buldu. Halen Türkiye'de 5 bin 900 çeşit tohum tescilli olarak yer alıyor. Bunların 3 bin 9002den fazlası ise özel sektöre ait. 20 yıl ithalatla geçti Gıda ile ilgili ciddi fiyat ve arz sıkıntılarının yaşandığı bu dönemde; tohum, üretimin sürekliliği dışında ülkelere siyasi alanda önemli bir manevra alanı kazandırabilecek stratejik bir ürün haline geldi. Ürün bazında en iyi mahsulü alabilmek için üzerinde çalışma yapılan hibrit tohumlar, hasatta en iyi sonucu verse de tek kullanımlık olması ithalatçı ülkeler için ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Hibrit tohum çalışmalarının hızlandığı 1984 ile 2004 yıları arasında bu alanda kayda değer bir çalışma ortaya koyamayan Türkiye'de de birkaç yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gerçekleştirilen tohum ihracatı ciddi tartışmalara neden olmuştu. Ancak son 1 yılda ortaya çıkan rakamlar, bu alandaki yerlileşmeyi de gözler önüne seriyor. "Tohumda dışa bağımlı değiliz" 2023 için 15 milyar dolarlık gıda ihracatı hedefleyen sektör, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) aracılığı ile bu hedefin altyapısını da oluşturmaya çalışıyor. 2010 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde açılan Tohum Gen Bankası, alanında dünyanın 3'üncü büyük kuruluşu konumunda. Halen yaklaşık 70 bin çeşit tohum özel iklim odalarında, özel atmosfer basıncı altında, özel ambalajlar içerisinde canlı olarak muhafaza ediliyor. Türkiye'de kullanılan tohumların yerlilik oranın bazı ürünlerde yüzde 90'ları aştığını kaydeden TAGEM Genel Müdürü Mahsun Burak, hibrit sebze tohumlarında yerliliğin yüzde 50'yi aştığını aktardı. Sektörde ithalat önünde herhangi bir engel olmadığını anlatan Burak, burada ithal ürün kullanımının da tamamen tercihi bir durum olduğuna işaret etti. Tohum üretimine verilen teşvikler ise özel sektör yatırımlarına ciddi ivme kazandırmış durumda. 1984 yılından bu yana özel sektörün üretimine açık olan sektörde son 10 yıldır önemli bir büyüme söz konusu. 3,5 milyarlık sektör özelleşiyor Sektörde halen 475 lisanlı tohum üreticisi firma bulunuyor. Üretim ise özel sektör lehine artmaya devam diyor. Geçtiğimiz yıl oranlamalarına baktığımızda, hibrit mısır, ayçiçek, patates, pamuk ve sebze üretiminin tamamı özel sektör tarafından yapılmış. Bu oranlama buğdayda yüzde 55, arpada yüzde 57, soyada yüzde 89, yem bitkilerinde ise yüzde 54. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Hakkı Şafak Ses, ithal tohuma dair tartışmalarına ise şu rakamlarla noktayı koyuyor: "Sektör olarak 180 milyon dolarlık ithalatımız, 120 milyon dolarlık da ihracatımız var. Ama Türkiye topraklarına her yıl 3.5 milyar dolar değerinde tohum ekilir. Tahıllar ve sebzeler dahil olmak üzere. Şimdi 180 milyon dolarlık ithalat değeri, 120 milyon dolar da ihracat değeri olan bir sektörde Türkiye topraklarına da 3.5 milyar dolar tohum ekiyoruz ve nasıl bu ithal suçlaması yapılabiliyor? Bu çok ciddi bir yanlış. Tohumlarımızın İsrail'den geldiği söyleniyor. Yüzde 6.5'lik ithalatımızın içerisinde İsrail'in payı yüzde 10. Buğday ve arpada liderlik özel sektörde 1995 yılında pamuk tohumu üretiminden yüzde 1 payı olan özel sektör firmaları, 2011 yılında pek çok tohumun yüzde 100'ünü üretir hale geldi. 1995 yılında buğday tohumu üretiminden yüzde 3, arpadan yüzde 4 pay alan özel sektör, geçtiğimiz yıl itibari ile buğday yüzde 55, arpa tohumunda ise yüzde 57 paya ulaştı.
  2. Cübbeli Ahmet Hoca, Ahmet Hakan'ın kendisine attığı 'Saç-ı Şerif fabrikası açtı.' iftirasına ilişkin açıklamasında, "Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nereden bileyim?' Kardeşim her resmimin olduğu yer benim mi? Bu nasıl gazetecilik?" dedi. Kendisine yöneltilen 'yanmaz kefen, su fabrikası, kaymaz terlik' gibi iftiralara dair yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Cübbeli Ahmet Hoca, "Cemaatten bir arkadaşımızın su fabrikasının açılışına dua etmek için katıldığımızda Ahmet Hakan bunu Hürriyet Gazetesi'nde 'Saç-ı Şerif Fabrikası' başlığıyla haber yaptı. Ben de kendisinden davacı oldum ama davamı da kazanamadım." dedi. "Bu kadar iftira olur mu?" diye soran Cübbeli Ahmet Hoca, sözlerine şöyle devam etti: "Beni bilen biliyor ama bazıları da bakınca inanası geliyor. Bu iftiradan dolayı Ahmet Hakan'a dava açtım. Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nerden bileyim?' Savcı, beni müşteki olarak çağırdı. 'Hocaefendi bak burda resmin var.' dedi. 'Her gittiğim fabrika, lokanta benim olabilir mi? Siz savcısınız.' dedim." 'Benim bir kütüphane dolusu kaynağım var' Yanmaz kefen satışı yaptığı iftiralarına da cevap veren Cübbeli Ahmet Hoca, "Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok kaynağım var. Bir kaynağımda Hadis-i Şerif, 'Şu İsm-i Şerif kefene yazılırsa azap hafifler.' diyor. Sohbetteki bir konuşmamda cemaate faziletini anlattım. Ben, 'İstediğin günahı işle, kafir ol, münafık ol. Bu ayeti yazınca azap görmezsin.' demedim ki. Cemaatten bazı talepler oldu. Ben de bu talepleri, kefen yapan arkadaşlara ilettim. Olayın hepsi bu." şeklinde konuştu. Cübbeli Ahmet Hoca, kaymaz terlik satışı yaptığı iddialarına ilişkin de şu sözlerle cevap verdi: "Bir kuruş para boğazımdan geçmedi. Bunun için daha önce de yemin ettim. Bir kuruş para kazandıysam 'Allah bana lanet etsin' dedim. 120 terlikle insan ne kazanacak? Bir de tanesi 120 lira. 100 bin lira falan dersin de bir yekün tutar."
  3. Karpuz satın alındıktan sonra olgunlaşmaya devam etmeyen bir meyve. Bu nedenle karpuz satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları bilmek gerekir. Öncelikle çürümüş, yumuşak veya çatlak yerleri bulunan karpuzu almayın. Karpuzun yerde büyürken oturduğu tarafından krem rengi-sarı arası bir leke oluşur. Bu renk değişimli kısım yoksa veya beyaz ise karpuz olgunlaşmamış demek. Karpuzun kabuğunun rengi mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalı. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalı. Eğer kesmece karpuz alacaksanız, içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edin. Şayet çekirdeksiz karpuz seçecekseniz yine dikkat etmelisiniz; çünkü çok fazla beyaz çekirdek, karpuzun olgunlaşmadan toplandığını gösterir.
  4. Antalya'nın Kepez ilçesinde bir kadın, ilkokul birinci sınıf öğrencisi kızının parmağını, arkadaşının kalemlerini alması nedeniyle kızgın kaşıkla dağladı. Antalya'da birinci sınıf öğrencisi E.İ.'nin (7) annesi N.İ., sınıf arkadaşlarının kalemini aldığı iddiasıyla kızının parmağını kızdırdığı kaşıkla dağladı. Kepez ilçesindeki bir ilkokulun birinci sınıf öğrencisi E.İ., sık sık arkadaşlarının kalemini alınca annesi N.İ. tarafından uyarıldı. Okul dönüşü kızının çantasını kontrol eden N.İ., çantada kalemleri görünce sinirlendi. N.İ., ocakta ısıttığı bir kaşığın ucunu, kızının sağ yüzük parmağının üzerine bastırdı. Öğretmeni fark etti Dün sınıf öğretmeni, kalemi tutmakta güçlük çeken E.İ.'ye ne olduğunu sorunca gerçek ortaya çıktı. Sınıf öğretmeni, durumu önce rehber öğretmen, daha sonra okul müdürüyle paylaşıp polise ihbarda bulundu. İhbarın ardından okula polis ekibi ve Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler sevk edildi. Kısa sürede gelen ekipler, okul yetkilileri ile görüştükten sonra E.İ.'yi ekip aracına alıp okuldan ayrıldı. Sağlık kontrolünden geçirilen E.İ., pedagog eşliğinde ifadesine başvurulmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis, anne N.İ.'nin de ifadesine başvurulacağını belirtti.
  5. Başkan Erdoğan İstiklal caddesinde nostaljik tramvayla seyahat ettiği sırada kendisine "Başkanım her şey çok güzel olacak" diye seslenen vatandaşa 'daha güzel olacak' diyerek yanıt verdi.
  6. Spor Toto Bölgesel Amatör Lig Play-Off ikinci kademe karşılaşmasında Yozgatspor 1959, Akşehirspor'u 6-5 mağlup ederek dört yıl aradan sonra 3. Lig'e yükseldi. Kırmızı siyahlı takım normal süresi 0-0 berabere biten karşılaşmada Konya temsilcisini penaltı atışlarında 6-5 mağlup ederek 4 yıl aradan sonra yeniden profesyonel liglere dönüş yaptı. Karadeniz grubunda idi, tek Anadolu takımı YozgatSpor idi, o grubu puan farkını açarak şampiyon olarak bitirdi. Play-Off ilk maçında yine Karadeniz takımı düştü, aksilik bu ki tarafsız sahada oynanan maç da yine Karadeniz bölgesinde idi ve penaltilarda kaybetti ama bu defa YozgatSpor affetmedi ve penaltılarla artık 3.lige çıktı. Uzun bir Karadeniz fırtınasından sağ salim olarak çıkmış oldu YozgatSpor 1959 FK.
  7. CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına anında destek veren Çukur dizisinin oyuncularına MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'tan tokat gibi tepki geldi. Enginyurt, "Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız" dedi. Eren Bülbül, Mahir Ayabak, Abdullah Tayyip Olçok, Yasin Börü ve daha nice vatan evlatlarının şehit edilmesine ses çıkarmayan sözde sanatçıların YSK kararı sonrası Ekrem İmamoğlu için ağız birliği yapmalarına toplumun tepkisi çığ gibi büyüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, İmamoğlu'na destek veren Çukur dizisi oyuncularına okkalı bir cevap verdi. İmamoğlu'ndan sözde sanatçılara talimat! CHP'li Ekrem İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarının iptali ve yenilenmesine ilişkin aldığı kararın ardından yaptığı konuşmada sözde sanatçılara çağrı yaptı. Talimatı alan sanatçı müsveddeleri sosyal medya platformu Twitter'da #HerŞeyÇokGüzelOlacak etiketiyle paylaşımlarda bulundu. Vatan evlatları şehit edilirken kafalarını toprağa gömen Çukur dizisinin gezi zekalı oyuncularına MHP'li Cemal Enginyurt, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İmamoğlu'na Çukur desteği Her dakikasında şiddet ve terör görüntülerine yer verilere devleti yok sayıldığı Çukur dizisinde rol alan Aras Bulut İynemli, Dilan Deniz Çiçek ve Erkan Kolçak Köstendil gibi sözde oyuncular sosyal medya hesaplarından İmamoğlu'na destek mesajı yayınlamıştı. Çukur'a okkalı cevap: Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için... MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, vatan evlatları şehit edilirken ses çıkarmayan Çukur oyuncularını eleştirdi. Enginyurt yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Show TV'de yayınlanan Çukur dizisini boykot ediyoruz.Bu dizinin oyuncuları,Ekrem İmamoğluna destek mesajları atıyor. Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız. Toplumun bütününe mal olmuş insanlar olarak, bir kesimi övmek yakışmadı."
  8. Yozgat Bozok Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Üniversitemiz Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde kurulan 3M Elektro Topluluğu tarafından tüm aksamları yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından olan elektrikle çalışan araç üretildi. Aracın motoru, motor kontrolcüsü, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, araç kontrol sistemi ve telemetri (haberleşme) sistemi ve bunların yazılımları tamamen öğrenciler tarafından üretildi. Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yaz; "Avrupa'ya gitmeye hak kazandık. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. Arabanın A'dan Z'ye bütün aksamını öğrencilerim kendi imkânlarıyla yapıldı. Ben de akademik danışmanlık yapıyorum. Takıldıkları yerde yardımcı oluyorum. Aracın en büyük özelliği 72 voltta 250 kilometre yol alabilir olması. Hızı da iyi testlerde 95 kilometre hızı gördük. 1 liralık enerjiyle de 3 tekerlekli haliyle 180 kilometre yol yapıyor." dedi. 3M Elektro Topluluğu üyesi Sertaç Somuncu ise aracın 1KW ile 84 kilometre yol gidebildiğini söyleyerek, "Aracımız 1 TL ile yaklaşık olarak 170 kilometre yol gidiyor. Motoru tamamen kendi üretimimiz. Araçtaki batarya kontrol sistemi de kendi üretimimiz. Yani araç yüzde yüz yerli. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde bulunan 3M Elektro Topluluğunun bir ürünü. Bunun maliyeti, bataryası hariç 3-4 bin lira oldu." dedi. Somuncu, "İstanbul'da yapılan Shell Eco Marathon yarışında kendi konseptimizde 5'inci olduk. Yunanistan, Tunus gibi takımların arasında Takım Ruhu Ödülünü de alarak Londra'da düzenlenecek olan yarışmaya katılmaya hak kazandık. Temmuz ayında Londra'da hem ülkemizi hem de üniversitemizi temsil edeceğiz. ifadelerini kullandı. Aracın 100 kilometre hızın üzerine çıkabildiğini de hatırlatan Somuncu, "Aracın toplam ağırlığı 131 kilo. Aracımızı geliştirerek bunu 35 kiloya çekmeyi planlıyoruz. Bunlar geleceğin araçları diyebiliriz. Yenilenebilir enerji revaçta olan bir şey. Bu doğrultuda yapılan bir araç. Teknolojik olarak piyasada satılan elektrikli araçlardan bir eksiği yok. Sadece daha kullanıma uygun hale getirilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.
  9. Fethullahçı Terör Örgütü’nün Türkiye’de ilk kez gittiği yeni il yapılanması Çorum polisinin düzenlediği operasyonla çökertildi. 3 ayrı ilde düzenlenen operasyonda 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 2 kişinin Alman vatandaşı olduğu öğrenilirken, 10 tanesinin ise örgütün kripto üyelerinden olduğu ortaya çıktı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi (KOM) ekiplerince Çorum merkezli Ankara ve İzmir'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda yakalanan Türk uyruklu Alman vatandaşları A.C. ve Z.C. ile M.G, K.D, N.Y, M.A, A.İ, A.D, R.E. ve H.E'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Örgütün "il imamı", Sungurlu, Alaca, Osmancık ilçeleri imamları, "örgütün mali sorumlusu", "büyük bölge talebe mesulü", "bölge talebe mesulü", "bayan yapılanması sorumlusu" ve "öğrenci yapılanması sorumlusu" gibi üst düzeyde faaliyet yürüttükleri belirlenen şüpheliler, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye çıkarılan zanlılardan biri, görüntü alan basın mensuplarına tepki gösterdi. Para akışı ABD ve Almanya'dan sağlanmış Zanlıların, terör örgütünün yeniden yapılanması kapsamında gizliliğe büyük önem verdiği ve teknik takibe takılmamak için görüşmelerini genel itibarıyla "WhatsApp" programı üzerinden yaptıkları öğrenildi. Soruşturma kapsamında, örgüt üyelerinin yeniden yapılanma ve eleman temini konularında kullanılmak üzere ABD ve Almanya gibi ülkelerden para akışı sağlandığını ortaya çıkaran polis, gözaltına alınan zanlıların ev, iş yeri ve araçlarındaki aramalarında örgüt üyelerine dağıtılması için 25 bin 470 lira, 520 avro ve bin 730 dolar da para ele geçirdi. Söz konusu paraların, yabancı para transfer kanallarıyla yurt içindeki örgüt mensuplarına gönderildiği tespit edildi. Teknik çalışmalar ve tespitler sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Çorum genelinde yeni bir yapılanma içinde olduğunu tespit eden Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, polis ekiplerince Çorum, Ankara ve İzmir'de 22 Nisan'da gerçekleştirilen operasyonlarda 25 şüpheliden 24'ü yakalanmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 14 zanlıdan 2'si tutuklanmış, 12'si adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Firari olarak aranan "il imamı"nın yakalanması için çalışmalar devam ediyor
  10. 3.Lige yükselme Play Off 1.kademe maçları sonunda rakibine yenilen Yozgatspor 1959 FK ile Konya'nın Akşehirspor takımı, Play Off 2.kademe maçında eşleştiler. 2.kademe Play Off maçları 11-12 Mayıs 2019 tarihlerinde oynanacak.
  11. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın 'edep' kavramı üzerine açıklamalarda bulundu. Edebin, dinimiz ve toplum yaşantımızdaki önemine vurgu yapan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, "Peygamber Efendimiz (SAV), 'Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim.' diyor. Bir diğer Hadis-i Şerif'te de 'Haya imandandır.' diyerek edebin önemine vurgu yapıyor." ifadelerini kullandı. 'Kültürel kodlarımıza yeniden dönmeliyiz' Günümüzde her zamankinden daha fazla edep duygusuna ihtiyacımız olduğunu vurgulayan Aydın, toplumumuzun geçmişte sahip olduğu 'edep'i şu örnekle anlattı: "Türk Dünyası'nda ve Osmanlı'da nar meyvesinin ayrı bir önemi var. Türkistan'da, Buhara-i Şerif'te, Semerkand'da, Taşkent'te bir hanım kızımız gebe olduğunda bırakın annesine, kız kardeşine ya da eltisine hamileliğini söylemeyi eşine bile söylemekten içtinap ediyor. Hamile olduğunun belirtisi olmak üzere evdeki sofranın üzerine bir nar koyuyor. Nar koyduğu zaman eşi ve ailesi anlıyor ki bu hanım hamiledir. Bizim geleneğimizde böyle bir edep duygumuz var." Dr. Oğuzhan Aydın, sözlerine şu ifadelerle devam etti: "Geçmişte genç gelinler eşlerine kocam diyerek ya da ismi ile değil, ağam ifadesi ile hitap ederlerdi. Bizler toplum olarak kendi kültürel kodlarımıza dönmeliyiz. Hani evlerimizde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış bir başucu ifadesi vardır. Edep Ya Hu."
  12. Feneroin

    Namaz kılmanın 17 faydası

    İslam'ın en önemli ibadeti olan ve Kur'an'da birçok yerde zikredilen namazın, bir şükür vazifesi olmasının yanında, sosyal, psikolojik, ekonomik, ahlakı ve fizyolojik yönleri de vardır. İşte madde madde namazın faydaları: 1-Namaz, günlük hayatı planlar. Günü 5 kısma ayırır. Günlük bir program oluşturur, insanı zaman mefhumu ile yüz yüze getirir ve her günün dolu dolu yaşanmasına yol açar. 2-Namaz, temizlikle başlar. Çünkü beden ve çevre temizliği, namazın farzlarındandır. 3-Bir kimsenin inanç durumunu belirtmek için, "Namazında niyazında bir kişi" deriz. Namaz İslam'ın simgesi haline gelmiştir. Müslümanlar namazı, Allah'ın bir emri olduğu için kılarlar. Ancak Allah'ın bu emrini yerine getirirken farkında olmadan, onun sayısız nimetlerinden de yararlanırlar. Aslında dinimizin hiçbir emri akla, mantığa, bilime ve sağlığa aykırı değildir. Hepsinde bir hikmet ve fayda vardır. Namazın bu faydaları çoktur. 4-Namaz kılmak doktorlarca hastaların eklem romatizmasını önleyen en etkili koruyucu tedbir olarak öğütleniyor. Rükuda sırt ve mide kasları takviye edilir. Mide civarı üzerindeki yağların eritilmesi sağlanır. Secdede baldır ve uyluk kasları hareketlenir. Bağırsakların hareketi sağlanıp kabızlığı önlemeye yarar. 5-Namazdaki tüm hareketler kalbin çalışmasını etkileyip kanın vücudun en uç noktalarına gitmesini hızlandırırken aynı anda sinirlerinde hareketini sağlayıp rahatlatır. Uykusuzluğu giderir. Secdede taze kanla yıkanan beyin zindeleşip namaz kılanlarda bunamayı engeller. 6-Günde kırk rekatla seksen secde eden vücudun ömür boyu bu hareketi ağır ağır yaptığı düşünülürse tüm vücudun dengeli hareketlere kavuştuğu anlaşılır 7-İstanbul tıp fakültesinde 1980 yılında yapılan bir araştırmada, diz eklemi romatizması olan ve namaz kılan 30 hasta ile, yine diz eklemi romatizması olan ve namaz kılmayan 30 hasta karşılaştırıldı. Namaz kılanlarda şikayetler ve hastalık belirtileri 50 yaşından sonra ortaya çıkarken, bu hastalık namaz kılmayanlarda 40 yaşından itibaren görülüyordu. 8-Namaz kılanların ekleminde 10 derecelik hareket kısıtlanması varken, kılmayanlarda bu kısıtlama 25 dereceye ulaşıyordu. Bu araştırmaya katılanlardan namaz kılanlar, 10 basamaklık merdiveni ortalama 22 saniyede çıkarken, kılmayanlar 34 saniyede çıkabiliyorlardı. Namaz konusunda yapılacak her araştırmadan bu tür sonuçlar elde edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilir. 9-Namaz, koordine, uyumlu bir ruhsal ve fiziksel hareketler manzumesidir. Ayaktayken, dik durulması önerilir, ikinci bölüm olan "Ruku"da, belin bacaklarla 90 derecelik bir açıyı, dizleri bükmeden gerçekleştirmesi gerekir. Yere, secdeye varıldığında, başın zemine dayanması, böylece vücudun tümünden daha aşağıda bir düzeyde bulunması sağlanır. Bütün bu hareketler devam ederken vücudun tüm iradeli kasları ve eklemleri tam bir uyum içinde hareket ederler. 10-Tam bir sağlık kaynağı Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Dr. Hans Tischer, ünlü bir ortopedi uzmanıdır. Bu bilim adamı, kendi sahasıyla ilgili bir hareketler zinciri olan namazı incelemiş ve şöyle bir yargıya varmıştır: 11-"Müslümanların namazı ortopedik açıdan bacaklar, diz, kalça ve ayak bilekleri hatta parmak eklemlerine varıncaya kadar vücudun her eklemini hareket ettirir. Ayrıca boyun, omuz, kol, bacak, sırt ve karın kaslarının tümünü büyük bir ahenk içinde kasılıp yumuşatmakta ve böylece tam bir sağlık kaynağı olmaktadır. Üstelik tüm bu faydalı hareketler günde beş defa tekrarlanmaktadır. Vücut için bundan daha faydalı daha rahatlatıcı bir hareketler topluluğu düşünülemez." 12-Sakat bile kalabilirler: Prof. Tischer'in tespitleri çok önemlidir. İnsanların çoğu ileri yaşlarda boyun, bel ve diz kireçlenmelerine bağlı olarak hareket bozuklukları çekerler. Bir nevi sakat kalırlar. 13-Bu durum, hayatlarının son devresini ağrılar ve sıkıntı içinde ve birçok hareketlerinden mahrum olarak geçirmelerine sebep olur. Düzenli olarak kılınan namaz, bütün bu arızaların en mükemmel önleyicisi olur. 14-Namaz aslında, günde beş defa Allah'ın huzuruna çıkmak olayıdır. Allah'a karşı görevini yerine getirmek, O'ndan yardım talep etmek ve bütün bunların manevi güzelliğini yaşamaktır. 15-Huzura kavuşan ve bu duygular içinde konsantre olan insanların beyinlerinde Dopamin, Interleukin-2 gibi maddeler salgılanır 16-Dopamin rahatlık, ferahlık veren, güzel duygular sağlayan bir maddedir. Interleukin-2 ise insanın savunma sistemini kuvvetlendirir. 17-Moralinin yükselmesiyle ağır hastalığı yenen insanlarda, Interleukin-2 salgılanması rol oynamaktadır
  13. Türkiye'nin ilk üç boyutlu yaya geçidi Aydın'da hayata geçirildi. Proje, sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesine neden oluyor. Aydın' da, Türkiye'de bir ilk olan üç boyutlu yaya geçidi uygulaması hayata geçti. Kent merkezi ve farklı caddelerdeki uygulamada, üç boyut sayesinde, araç sürücüleri önlerinde bir yükseklik varmış gibi algılayıp hızlarını azaltıyor, yayalar da karşıya daha güvenli geçiyor. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Onur Yılmaz, uygulamanın Türkiye'ye de örnek olduğunu, yeni projeler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Türkiye'de bir ilk! 2019 yılı İçişleri Bakanlığı tarafından 'Yaya Öncelikli Trafik Yılı' ilan edildi, yayalara öncelik vermeyenlere yönelik trafik cezaları yüzde 100 artırıldı. Bu uygulamadan önce, 2017 yılının Aralık ayında Aydın Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı'ndaki teknik birim, üç boyutlu yaya geçidi projesini geliştirip, hizmete açtı. Türkiye'de ilk kez uygulanan sistem örnek oldu. Birçok belediye, proje hakkında bilgi alıp kendi kentlerinde uygulamanın planlarını yaptı. Gören frene basan Projedeki üç boyut, sürücülerde farklı bir algılamayla optik yanılsama sağlıyor. Sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesini sağlayan yöntemde, yaya geçitleri üç boyut özellikli boyanıyor. Estetik görünüm de sağlayan yaya geçidine gelen sürücüler, ilk önce burada bir yükselti olduğunu düşünüp, yavaşlıyor, ardından duruyor. Böylelikle yayalar da güvenli bir şekilde karşıya geçiyor. Farkındalığını artırmak için yapılan proje Proje hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Onur Yılmaz, şöyle dedi: "Yayaların trafikte farkındalığını artırmak için yapılan projeydi. Projede, araç yaya geçidine yaklaştığı zaman yükseklik varmış gibi algılıyor, yavaşlıyor. Bunu Türkiye'de ilk kez Aydın'ın merkezinde yaptık. Çok beğenildi. Sonrasında kentimizin farklı noktalarında da uygulamaya başladık. Bu projeye diğer illerden de gelen talepler var. Onlara da yardımcı oluyoruz. Yayalar konusunda böyle bir farkındalık oluşturduk, bundan da mutluyuz. Bunu daha da geliştirecek yeni projeler üzerinde yine ilkleri Aydın'da hayata geçirmek adına çalışıyoruz." Yaya geçidini kullananlardan Sadık Eren, memnuniyetini ifade ederek, "Karşıdan kolayca fark ediliyor ve aynı zamanda fosforlu. Sürücülerin de yayaların da dikkatini çekiyor. Biz mahalle sakinleri olarak yoldan geçeceğimiz zaman araçlar mutlaka yavaşlıyor. Biz memnunuz, bütün mahalle sakinleri de memnun" diye konuştu.
  14. Bektaşi üzümü meyveleri, normal üzüme benzer. Haziran ayında olgunlaşan bektaşi üzümünün sağlığımıza sayısız etkisi bulunmaktadır. Bektaşi üzümü, A, B, C ve E vitaminleri bakımından zengindir. Aynı zamanda zengin bir potasyum, fosfor, manganez, bakır ve demir deposudur. Bektaşi üzümü, yüksek tansiyonu düşürmekle beraber, kalp damar hastalıklarının tedavisinde de etkili bir araçtır. Ayrıca kandaki toksinleri temizler ve kolesterolü düşürür. Aynı zamanda bakır ve hemoglobin üretimine yardımcı olur. Bektaşi üzümü vücutta müshil etkisi yarattığından bağırsak aktivitesini de artırır. Bundan başka idrar söktürücü ve safra kesesini temizleyici özelliği de bulunur. Bektaşi üzümünün meyveleri aynı zamanda idrar söktürücü özelliğe sahip olduğundan dikkatli kullanılmalıdır. Bektaşi üzümünün en önemli özelliklerinden biri ise, kanser hücrelerinin hastalığı yenmek adına kullanılan ilaçlara karşı olan direncini kırmasıdır. Bektaşi üzümünün meyveleri veya yapraklarından çay yapılmasıyla adet düzensizliğini ve uzamış menopoz kanamasını normal hale getirir.
  15. Yemeklerde, çorbalarınızda, balığın üzerinde yemeye doyamadığınız limonun birçok faydası olduğunu biliyor muydunuz? Limon, sindirim sisteminden bağışıklık sistemine destek olmaya, viral enfeksiyonlardan iltihap azaltmaya varıncaya kadar sağlığınız için oldukça önemlidir. Limon aynı zamanda C vitamini, B kompleks vitaminleri, kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum ve lifle dolu bir gıda. Elmadan ya da üzümden daha fazla potasyum içeriyor. Limon, doğrudan dişlerinizin mine tabakasına zarar verebileceği için bunu bir miktar sıcak, ılık ya da soğuk suyla seyreltmeniz gerekiyor. Sabah bir bardak ılık limon suyu içtikten 15 ya da 30 dakika sonra kahvaltıya başlayın. Böylece limonun tüm faydalarını kazanılabilir. İşte limonun faydaları... Bağışıklık sisteminizi destekler: C vitamini bağışıklık sistemimizi destekler, limon da C vitaminiyle doludur. Sistemdeki C vitamini seviyesi stresli olduğunuz zamandaki tüketmeniz gereken ilk gıdalardan biridir. Mükemmel bir potasyum kaynağıdır: Bahsedildiği gibi, potasyum açısından zengin olan limon kalp, beyin ve sinir fonksiyonlarının sağlığı için faydalıdır. Sindirime yardım eder: Limon suyu sindirim sistemindeki toksinlerden temizleyip sağlıklı bir sindirim sağlamasının yanı sıra mide yanması, şişkinlik ve geğirme gibi hazımsızlık belirtilerini hafifletir. Sistemi temizler: Enzim fonksiyonunu geliştirerek ve karaciğerinizi harekete geçirerek vücuttaki toksinleri atmaya yardım eder. Nefesinizi tazeler: Diş ağrısını ve diş eti iltihabını hafifletmeye yardım eder. Fakat sitrik asit diş minesini aşındırabilir, bu nedenle limonu suyu içtikten sonra dişlerinizi fırçalayın. Cildinizi lekelerden uzak tutar: Limon suyundaki antioksidanlar, sadece lekeleri azaltmakla kalmaz, cildinizdeki kırışıklıkları da azaltır. Ayrıca limon suyunu yara izlerine ve yaşlanma lekelerinin üzerine uygulayıp görünümlerini azaltabilirsiniz. Kilo vermenize yardım eder: Limonun içerisinde bulunan pektin lifi açlıkla savaşmanıza yardım eder. İltihabı azaltır: Düzenli olarak limon suyu içerseniz vücudunuzdaki hastalık haline yol açan asitlik derecesi azalacaktır. Ayrıca iltihabın nedenlerinden biri olan eklemlerinizdeki ürik asit limonla yok olur. Enerji desteği verir: Limon suyu sindirim sistemine girdiğinde size enerji verir, aynı zamanda endişeyi ve depresyonu azaltmaya yardım eder. Hatta limon kokusunun sinir sisteminde sakinleştirici bir etkisi vardır. Kafeini kesmeye yardım eder: Sabahları kahve yerine bir fincan sıcak limon suyu çok faydalıdır. Kendinizi yenilenmiş hissedersiniz ve öğleden sonra yaşadığınız yorgunluk halini dağıtmaya yardım eder. Viral enfeksiyonlarla savaşmaya yardım eder: Ilık limon suyu viral enfeksiyonları ve boğaz ağrısını hafifletmenin en etkili yollardan biridir.
×