Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Mesaj sayısı

    1.224
  • Üyelik tarihi

  • Son ziyareti

  • Days Won

    60

Feneroin tarafından gönderilen hersey

  1. 31 Mart seçimleri yaklaşırken, Meclis kulisleri eğlenceli söylemlere sahne oluyor. Gelen kulis bilgisine göre ittifak hakkında konuşan MHP'li bir vekil, gülerek, "AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ittifakları da beraberinde getirdi. Önce 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimi ardından 31 Mart yerel seçimleri için ittifaklar kuruldu. Muhalefet partilerinin ittifakında yapı değişse de AK Parti ve MHP 'Cumhur İttifakı' adıyla yol yürümeye devam ediyor. İki partinin etkinliklerinin birçoğunda kendi partilerinin amblemi ve logosu da kullanılmıyor. Bu manzara kulislerde renkli sohbetlere konu oluyor. "Adı da CİP olsun" Gazete Duvar'ın kulis haberine göre, oy kullanacağı ilde yapılan ittifak nedeniyle ne büyükşehir belediye başkanlığı, ne ilçe belediye başkanlığı, ne de meclis üyeliği pusulasında partisine oy verebilecek olan bir MHP milletvekili gülerek, "İttifak nedeniyle kendi partime, üç hilale mühür vuramayacağım. Bu durumda AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" önerisinde bulundu.
  2. 40 günlükken kendisini öpen misafirden virüs kaparak 'ağır engelli' oldu Ankara'da yaşayan Aydın çiftinin 9 yaşındaki kızı Ecrin, henüz 40 günlük bir bebekken evlerine gelen ve kendisini öpen bir misafirden 'pnömokok' virüsü kaparak ağır engelli oldu. Ankara'da, Bilnur ve Metin Aydın çiftinin 3 çocuğundan 9 yaşındaki Ecrin, 40 günlükken eve gelen misafirin öpmesi sonucu ortaya çıktığı öne sürülen 'pnömokok' virüsünün yol açtığı menenjit ve sonrasında gelişen'serebral palsi' hastalığına yakalandı. Ecrin, anne ve babasının çabasıyla sürdürülen tedavi sonucu ağır engelli olarak hayata tutundu. Ecrin Aydın, iddiaya göre 40 günlükken eve gelen misafirlerden birisinin öpmesi sonucu'pnömokok' virüsü kaptı. Virüs de menenjit hastalığına yol açtı. 3 ameliyat geçiren ve ölümden dönen Ecrin Aydın, ağır engelli oldu. Yürüyemeyen, konuşamayan Ecrin Aydın, zamanla gördüğü tedavinin etkisiyle kısıtlı da olsa hareket etmeye başladı. 'Kim olduğunu bilmediğimiz biri öptü' Bilnur Aydın, kızının 40 günlükken eve bebek görmeye gelen bir kişinin öpmesi sonucu yüzde yüz engelli hale geldiğini söyledi. Aydın, "Kızım, misafirlerimizden kim olduğunu bilmediğimiz, ağzında uçuk olan veya zatürresi olan birinin öpmesi sonucu 'pnömokok virüsü' kaptı. Ondan dolayı da menenjit geçirdi ve şu anda yüzde yüz ağır engelli" dedi. 'Adım atmaya, ayakta durmaya başladı' O süreçte kızının 3 kez kalbinin durduğunu belirten Bilnur Aydın, "Sonra tekrar çalıştırdılar, 'yaşamaz' dendi; ama şu an doktorları bile Ecrin'in son halini görünce şaşırıyor. Çok güzel ilerlemeler kaydettik. Geçen sene ağır bir ameliyat geçirdi. Omurganın eğriliği ile ilgili bir ameliyat. Boynunu tutamazdı. Geçen sene Ankaragücü Kulübü'nün desteği sayesinde ameliyatımızı yaptırdık. Şu anda fizik tedavi süreci devam ediyor. Ondan sonra gelen desteklerle de sürekli fizikli tedavisini yaptırabiliyoruz. Bir hayli ilerleme kaydettik. Kızım şu anda kısıtlı da olsa hareket edebiliyor. Adım atmaya ve ayakta durmaya başladı. Ameliyat öncesi bunlar yoktu. Bunun hayatımıza çok artısı oldu" dedi. 'Ölünce haber veririz demişlerdi; ama hala bizimle' Kızını yaşatmak için eşiyle çok çaba harcadıklarını söyleyen Bilnur Aydın, "Benim kızıma 'asla yaşamayacak, bırak git, ölünce haber veririz' demişlerdi ve şu anda o çocuk benimle beraber ve bu sene biz 10'uncu yaşını kutlayacağız. Bu bizim için mükemmel bir şey" dedi. 'Evde yemek yapıp satıyorum' Ortaokul ve lise öğrencisi 2 oğlu daha bulunan Bilnur Aydın, evde yaptığı yemekleri sosyal medya üzerinden satarak kızının tedavisine katkı sağladığını, belediyede işçi olan eşine de destek olduğunu söyledi. Anne Aydın, "Gelen siparişlere göre yemekler yapıp satıyorum. Yaprak sarması, erişte, tarhana ve reçeller üzerinden oluyor genelde satışlar. Buradan gelen para ile de çocuğumun tedavisini karşılıyorum. Çünkü normalde aldığımız fizik tedavi yeterli olmuyor. O yüzden de biz üzerine bir şeyler katmaya çalışıyoruz. Eşim asgari ücretli çalışan bir işçi olduğu için tek bir maaş tedaviye yetişmiyor" şeklinde konuştu. 'Enfeksiyonlara açık oluyorlar' Ecrin Aydın'ın Nöroloji Doktoru Zeynep Selen Karalök ise Ecrin'in 1,5 aylıkken geçirdiği menenjit sonucu 'serebral palsi' tanısı ile tedavi gördüğünü anlatarak şunları söyledi: "Menenjitin nedeni 'pnömokok' bakterisi. Bundan sonra hasta ağır engelli olarak bölümümüzde takibe alındı. Kendisi epilepsi hastası, direnç nöbetleri zaman zaman olabiliyor. Ayrıca bunların dışında birçok sorunu da var. Hem kalçayla ilgili, hem de omurgayla ilgili ameliyatlar oldu. Bebeklerin bağışıklık sistemleri, ilk aylarda özellikle çok düşük olduğu için enfeksiyonlara çok açık oluyorlar. Ve eğer dışarıdan özellikle üst solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalığı olan kişiler tarafından bebekle yakın temasta bulunulursa, bu mikrop bebeğe geçiyor ve sonrasında da beyin iltihabı gibi durumlara neden olup Ecrin gibi çocuğu engelli bırakabiliyor. Ve bu tür hastalıkların yüzde yüz tedavisi olmuyor.''
  3. Paraya para demiyor! Bursa'da tekstil işinden emekli Seyfullah Aydın, 500 tavukla girdiği işte bugün 2 bin tavuğa sahip. Günlük 1000 yumurta elde edip, 30 tanesini 20 liradan satıyor. Aylık kazancı dudak uçuklatıyor. Bursa'da tekstil işinden emekli olduktan sonra organik yumurta işine giren emekli vatandaşın çocuğu gibi baktığı tavukların sayısı 2 bini buldu. GÜNDE 1000 TANE YUMURTLUYORLAR 30'U 20 LİRA Seyfullah Aydın, 500 tavukla başladığı organik yumurta işinde 2 bin tavukla günde yaklaşık bin yumurta elde eden Aydın, organik yumurtaların 30 tanesini 20 liradan satıyor. TAMAMEN ORGANİK Aydın, hobi olarak başladığı tavuk yetiştiriciliğini yumurta talebinin artmasıyla ticarete döktüğünü söyledi. Organik gıdalarla beslediği salma tavuklarının yumurtasının vatandaşlar tarafından çok rağbet gördüğünü belirten Aydın, emeklilikten iş adamlığına yükseldiğini dile getirdi. HERKESE ÖRNEK OLSUN Tavuklarına gözü gibi baktığını ifade eden Aydın, "Tavuklarla o kadar iyi iletişim kuruyorum ki tavuklar çocuklarım beni takip ediyor. Bir işaretimle yanıma geliyorlar. Bu da onların morallerini yükseltiyor. Bu sayede daha çok ve sağlıklı yumurta elde ediyorum. İlerlemiş yaşıma rağmen böyle bir teşebbüstü bulundum ve başarılı oldum. Bunun herkese örnek olmasını diliyorum" dedi.
  4. Etiyopya'da İslami Davet ve yardım çalışmaları devam ediyor. 40 Putperest Müslüman oldu. İlk Müslüman kafilenin hicret ettiği Habeşistan olarak bilinen Etiyopya'da İslami Davet çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Bölgede bulunan Yabello İslam Cemaatinin çalışmaları sonucu Yabello şehrinin Did Hera köyünde 40 Putperest kişi İslam dinini seçti. İlk Müslüman kafilenin hicret ettiği Habeşistan olarak bilinen Etiyopya'da İslami Davet çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Putperestlerin yoğun olduğu Kenya hudutlarında bulunan Borano bölgesindeki Yabello İslam Cemeatinin davet çalışmaları sonucu 2016 mayıs ayında 40, Haziran ayında ise 150 putperest İslam dinini benimsedi. Müslüman olan kardeşlerimiz içinYazar Mehmet Emin Akın Hoca Ramazan ayı öncesinde iftarlık, giyim ve gece derslerinde aydınlatma malzemelerinin alımı için nakdi yardımları Yabellodaki kardeşlerimize ulaştırdı. Ramazan boyunca sürecek olan yardım kampanyasını Mehmet Emin Akın hoca Ankara'da faaliyet yürüten Merhamet Dernegi ile organize etmekte Kaynak: ISLAHHABER
  5. M. Kemal’in Son Adı Nedir? M. Kemal için genellikle “Kamal" diye yazarım. Fakat bunu hakaret gibi algılayıp kırılanlar da olmuyor değil. İyi de kimlikteki kendi seçtiği adı bu! Ölmeden önceki son kimliğinde bu adı kullanmış. Bir insan kendisi nasıl anılmak istiyor ise öyle çağırılmalı. Bundan dolayı incinip kırılmaya gerek yoktur. Bu arada küfür, galiz kelime kullanmak ve birlikte iken başkasının kullanmasına da müsaade etmek doğru değildir. Şimdi gelelim kullanılan isim üzerine... Kamal ismi, İbranice "put" anlamına gelmektedir. Kamal Atatürk hayatta iken Mustafa ismini değiştirmiş kimliğinden bizzat kaldırmış ve kendisine Kamal ismini koymuştur. Öldüğünde de bu isim ve nam ile anılmaktaydı. Şimdi bunu yazınca hakaret etmiş olunur mu...? Şimdi sormak gerekir 19 Mayıs kutlamalarında ve bilumum anma törenlerinde ve hatta Anıtkabir'de kimi ayakta, kimi rükûda, kimi de secdede olmak üzere Kamal’ın önünde boyun eğen insanları tasvip etmek mümkün müdür? Defalarca Hindistan’a gittim. Hindu putlarına karşı gösterilen tavırları Vişnu heykeli önündeki ağlama sızlama ayinlerini ve Buda önündeki zavallıca halleri görüp bu insanlara acımamak mümkün müdür? İşte aynen bunlar gibi ölmüş gitmiş insanlar karşısında İslam dininde yeri olmayan tören ve ritüellerde bulunmak ayıptır günahtır. “Allah ıslah etsin” demekten başka çare yoktur. 1924 öncesinde bizzat hilafete biat yeminleri göstermiştir ki Kamal’ın söylemleri konjonktüreldir. Yani menfaati öyle icap ettirdiği için konuşmuş söylemiştir. Ne zaman ki ipleri eline alıp yönetimde tam söz sahibi olmuş işte o zaman kendi gerçeklerini ortaya dökmüştür. Şapka giymedi diye 13 şehirde yapılan İstiklal Mahkemesi idamları, hatta Hamidiye savaş gemisinin Rize’yi top atışına tutması, İskilipli Atıf Efendi gibi yüzlerce alimi ve binlerce Müslümanı inkılaplara karşı geldi gerekçesi ile asmasını, 40.000 kadar camiyi kapatıp, ahır, meyhane yapmasını tasvip etmek mümkün müdür? O halde inkılap diye dünyanın en zengin dilini yasaklayıp, Türk Dil Kurumunun başına geçirdiği Sabetaistler aracılığı ile Türkçeyi ve alfabeyi dünyanın en fakir ve nakıs diline mahkum etmesine karşı çıkmak ayıp mıdır? Dahası var. Ezanı aslından başkalaştırıp türkü çağırmaya benzer şekilde “tangır tungur” ifadelerle okunması, Ayasofya'yı ibadethane iken müze yapması, yatırım diye bira fabrikaları, açması, 5 yaşındaki çocuklara içki içirmesini hazmetmek mümkün müdür? Bazıları Kamal’ın askeri dehasını öne çıkarırlar. O halde askerlikle ilgili sorular sorayım. Nede olsa 15 yıl Bahriye subaylığı yapmışım. Yedi düvele karşı Birinci Dünya savaşında galip geldiğimiz halde Filistin’de bozguna uğrayıp daha Almanlar teslim olmadığı halde mütarekeye mecbur kalmamıza sebep olan komutan kimdir? Armageddon adı altında Nablus savaşı nasıl kaybedildi. Türk tarihinin bu en büyük faciasının sorumlusu komutanlar hakkında bir çift söz söylemek israf mıdır? Gaziliğini attan düşerek elde etmiş ve savaş sırasında da asla karda yatmamış olduğu onu karda uyurken gösteren fotoğrafların senaryo olduğu ispatlanmıştır. Başında komutan olduğu ve sefere çıktığı tüm askerleri ölürken sadece kendisinin hayatta kaldığı savaşlar da olmuş, hiç mermi atmadan teslim ettiği binlerce askerler de...! Şimdi bu tarihi hakikatleri aradan 100 yıl geçtikten sonra yazmamak ayıp değil de nedir? CHP, faşist ve jakoben bir oluşum olup Kemalizm maskesi altında işi gücü Müslümanlara hayatı dar etmek olan bir parti olmuştur. Lozan öncesi Hayim Naum önderliğinde Lord Gürzon’a verilen sözü yerine getirmek için bu parti işbaşındadır. Ve son olarak şahsî bir kusur ve ayıbı değil de kamuya açık işlenmiş ve umumun hakkına girilmiş suçları dile getirmek, ölenin arkasından konuşmak değildir, gıybet hiç değildir. İşte bu tespitleri ve hakikatleri yazmak tarih tekerrür edilmesin, tefekkür edilsin diye bir ikaz olarak ele alınmalı ve düşünülmelidir vesselam.
  6. Basketbolda THY Avrupa Ligi'nin 22. haftasında Fenerbahçe Beko, Yunanistan temsilcisi Panathinaikos'u 85-66 yenerek normal sezonun bitimine 8 hafta kala play-off'u garantiledi. THY Avrupa Ligi'nde 19. galibiyetini elde eden sarı-lacivertli ekip, bu sonuçla play-off'u en erken garantileyen takım unvanına sahip oldu. - İç sahada bileği bükülmüyor Fenerbahçe Beko, Avrupa kupalarında iç sahada oynadığı son 13 müsabakada mağlup olmadı. THY Avrupa Ligi'nde sahasında son yenilgisini 2017-2018 sezonunun 30. haftasında Unicaja Malaga'ya karşı yaşayan sarı-lacivertli ekip, daha sonra Ülker Spor ve Etkinlik Salonu'nda oynadığı müsabakalarda rakiplerine boyun eğmedi.Fenerbahçe Beko, THY Avrupa Ligi 22. hafta maçında Yunanistan temsilcisi Panathinaikos'u 85-66 yendi. Sarı-lacivertliler, Avrupa Ligi'nde çıktığı 22 maçta 19. galibiyetini aldı.
  7. Fayanslarınızın arasında zamanla oluşan sararma ve kararmayı hiçbir kimyasal ürün kullanmadan beyazlatmak mümkün... Banyo ve mutfaklarda bulunan fayansların arası zamanla nemden ve rutubetten sararıp kararabilir. Eğer bu sararmalar zamanında temizlenmezse kalıcı hale gelebilir. Sararan fayans aralarını yağ sökücüler ve kimyasal temizleyiciler kullanarak temizlemek, derz dolgusuna zarar verebilir. Deterjan kullanmadan kendi karışımınız sayesinde evinizde banyo ve mutfakta yer alan fayansların arasını beyazlatabilirsiniz. Doğal yöntemlerle fayans aralarını beyazlatmak için; Yedi bardak su Yarım su bardağı karbonat Bir fincan limon suyu Yarım fincan beyaz sirke kullanılabilir. Malzemelerin tamamını bir kabun içerisinde karıştırıp macun kıvamına getirin. Daha sonra eski diş fırçası veya bulaşık süngeri yardımıyla macun kıvamına getirdiğiniz karışımı fayans aralarının üzerinden geçip durulayın. Bu işlemi yaptıktan sonra fayans aralarının beyazladığını göreceksiniz.
  8. Kur’ân-ı Kerîm’in her sûresi ve her âyeti üzerinde derin derin tefekkür etmek gerekir. İşte 10 maddede Vâkıa sûresinin nelerden bahsettiğini özeti: Allah'u Teâla Vâkıa Sûresi’ne, kıyâmetin dehşetini anlatarak başlar. O gün bâzı insanların yükselip bâzılarının da alçalacağını haber verir. Hesaptan sonra insanların üç kısma ayrılacağını beyân eder. Sonra Cenâb-ı Hak, bütün hayırlarda önde koşan Hakk’a yakın kullar ile, amel defterleri sağdan verilen sâlihlerin nâil olacağı emsalsiz nîmetleri, mest edici bir güzellikte tasvir eder. Akabinde, amel defterleri soldan verilen bedbahtların çarpılacağı acıklı ve dehşetli azâbı tasvir eder. Kullarını, tüyler ürpertici azap manzaralarıyla günahlardan sakındırır. Daha sonra Cenâb-ı Hak, bu acıklı hâle düşmesinler diye kullarını tefekküre dâvet ederek şöyle îkaz buyurur: 1- İnsanın Yaratılışı “Sizi Biz yarattık. Tasdik etmeniz gerekmez mi? Rahime attığınız o nutfeyi gördünüz mü? (Bir düşünün!) Onu yaratıp insan hâline getiren siz misiniz, yoksa Biz miyiz?” (el-Vâkıa, 57-59) Yok kadar bir su zerresinden, son derece girift ve bir o kadar da âhenkle işleyen sistemlerle donatılmış bir insan vücûdunun meydana gelmesi, ne muazzam bir ilâhî sanattır. 2- Ölüm ve Yeniden Dirilme “Aranızda ölümü takdir eden Biz’iz. Ve Biz, irâdemizi gerçekleştirmekten âciz değiliz. (Ölümü,) sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir âlemde tekrar var edelim diye (takdir ettik).” (el-Vâkıa, 60-61) Ölüm gerçeği… Kimse ölümden kaçamaz. Cenâb-ı Hak isterse inkârcıları helâk edip daha iyi bir toplum getiriverir. “Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?” (el-Vâkıa, 62) İlk yaratmayı böylesine mükemmel bir şekilde yapan Yüce Allah, insanı tekrar yaratmaya da kâdirdir. Bunun üzerinde tefekkür ederek âhirete ve “ba‘sü ba‘de’l-mevt”e, yani ölümden sonra dirilişe hazırlanmak îcâb eder. 3- Tohumlar ve Bitkiler “Ektiğiniz o tohumu gördünüz mü? (Şimdi onu bir düşünün!) Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz? Dileseydik onu kuru bir çöp yapardık da şaşar kalırdınız. «Doğrusu biz çok ziyandayız. Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!..» (derdiniz).” (el-Vâkıa, 63-67) Çevremizdeki ekinlere, ağaçlara, bitkilere ibretle bakarak Allah Teâlâ’nın yaratma sanatını ve nîmetlerini hayranlıkla seyretmeliyiz. Cenâb-ı Hak vermezse insanların gayretleri ve tedbirleri boşa gider, bir ot bile yetişmez. Bir an için etrafımızdaki bütün yeşilliklerin kuru bir çöp hâline geldiğini düşünelim… Hayâtımız bir anda nasıl da kararıverirdi!.. 4- Tatlı Su “Ya o içtiğiniz suyu gördünüz mü? (Bir de onu düşünün!) Onu buluttan siz mi indirdiniz, yoksa indiren Biz miyiz? Dileseydik onu tuzlu yapardık. Şükretmeniz gerekmez mi?” (el-Vâkıa, 68-70) Buluttan inen tatlı su, Cenâb-ı Hakk’ın büyük bir ikramıdır. O su acı bir şekilde inse, kimse onu tatlandıramazdı. Veya bir kuraklık olsa, bulutları oluşturup yağmuru indirmeye kim güç yetirebilir ki?!. 5- Ateş “Bir de o tutuşturduğunuz ateşi gördünüz mü? (Onu da düşünün!) Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan Biz miyiz? Biz onu hem ibret (için) hem de çölden gelip geçenlerin, yolcuların ve muhtaçların istifâdesi için yarattık.” (el-Vâkıa, 71-73) Hakîkaten düşünmek gerekir ki hayatta insanlara pek çok faydaları olan ateşi ve onun yakacağı olan ağaçları kim yaratmıştır? Allâh’ın kudretine bakın ki yeşil ağaçtan ateş çıkarıyor!.. Bir de ateşin mâhiyetini düşünelim… Nasıl yanıyor, nasıl yakıyor?!. Çöl yolcuları, gecenin soğuk ve karanlığında ateşe sığınırlar. Ateş, yolcular için vazgeçilmez bir ısınma, aydınlanma ve yemek pişirme vâsıtasıdır. Aslında ateşe bütün insanların ihtiyacı vardır. Ateşsiz yaşamak çok zordur. Dolayısıyla ateş, hem ibretlik bir hâdisedir hem de toprak, su, hava gibi zarûrî bir ihtiyaçtır.Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur: “Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otta ve ateşte.” (Ebû Dâvûd, Büyû, 60/3477) Diğer taraftan, dünya ateşine bakarak cehennemi hatırlamalı… Ne kadar ibretliktir ki altımızda mağma tabakası, müthiş bir ateş deryâsı; üstümüzde ise Güneş, muazzam bir alev topu… İki ateş arasında serin ve selâmet bir hayat şartlarını lûtfeden Rabbimize ne kadar şükretsek az!.. Bütün bu nîmetler karşısında insanın Allâh’ı çokça tesbîh etmesi îcâb eder: “O hâlde, Yüce Rabbinin ismini tesbîh et (yücelt)!” (el-Vâkıa, 74) – Dilimiz; zikir, Kur’ân ve tebliğle meşgul olarak tesbîh etmeli, – Kalbimiz; duygu derinliği içinde şükredip tesbîh etmeli, – Âzâlarımız; nâfile namazları, oruçları ve hizmetleri artırmak sûretiyle tesbîhe devam etmeli… 6- Yıldızlar veya Vahiyler “Hayır! Yıldızların mevkîlerine yemin ederim ki, bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir.”(el-Vâkıa, 75-76) Azamet-i ilâhiyyenin nihâyetsizliği… Cenâb-ı Hak tefekkürümüzü sonsuzluğa yönlendiriyor… Semâ, âdeta bahr-i bî-pâyân / haddi hudûdu olmayan bir okyanus… Bu âyetlerde, yıldızlar görünmez olduktan sonra başlayan seher vakitlerine ve gece ibadetlerine de dikkat çekilmektedir. Yine bu âyet-i kerîmelerde yemin edilen hususlardan bir diğeri de Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e nâzil olan vahiylerdir. Bunlar ya bir âyet, ya birkaç âyet veya bütün bir sûre olurdu. Her bir vahye de “Necm: Yıldız” denilmiştir. 7- Kur’ân-ı Kerîm “Şüphesiz bu, korunmuş bir kitapta (Levh-i Mahfûz’da) bulunan değerli bir Kur’ân’dır. Ona ancak iyice temizlenenler dokunabilir.” (el-Vâkıa, 77-79) Kur’ân-ı Kerîm’e son derece tâzim ve hürmet göstermek îcâb eder. Mushaf’a yapışık olan dış kabına ve cildine bile abdestsiz olarak dokunmak yasaktır. Abdestsiz kişi, elbisesinin yeniyle de Mushaf’ı tutamaz. Ona hürmet ve tâzîmi zedeleyecek tavırlar içinde bulunmak da büyük bir gaflettir. Zira: “O, Âlemlerin Rabbi’nden indirilmiştir. Şimdi siz, bu ilâhî kelâmı mı küçümsüyorsunuz? Allâh’ın verdiği rızka (bu en büyük nîmete) karşı şükrünüzü, onu yalanlamak sûretiyle mi yerine getiriyorsunuz?!” (el-Vâkıa, 80-82) Bizlere lûtfedilen en büyük nîmetlerden biri, Kur’ân-ı Kerîm’e muhâtap kılınmış olmaktır. Bu nîmetin şükrü de, onu güzelce idrâk edip muktezâsınca yaşamaktır. 8- Ölüm “Hele can boğaza dayandığı zaman, o vakit siz bakar durursunuz.” (el-Vâkıa, 83-84) Kişinin vâdesi dolup emr-i Hak vâkî olduktan sonra onu geri döndürmek için insanoğlunun elinden hiçbir şey gelmez. “Biz ona sizden daha yakınız, ama göremezsiniz. Mâdemki siz dînin emirlerine boyun eğmiyorsunuz ve cezâ görmeyeceğinizi iddiâ ediyorsunuz, haydi o zaman o (canı) geri çevirin de görelim! Şâyet iddiânızda doğru iseniz!” (el-Vâkıa, 85-87) İşte Allâh’ın kudreti… İşte insanın acziyeti… Bütün insanlık, ister istemez ilâhî takdîre boyun eğecek ve teslim olacak… Hâl-i hayâtında emr-i ilâhîye karşı çıkıp inatla diklenen zorba ve mütekebbirler bile o an hiçbir îtiraz sesi yükseltemeyecek… İdrâki üzerindeki sayısız gaflet perdeleri kalkan insan, kâinattaki asıl hükümranlığın yalnızca Allâh’a ait olduğunu, bütün gerçekliğiyle ancak o an anlayabilecek… 9- Ölen Kişi Üç Hâlden Biri Üzeredir (1) “Fakat (ölen kişi Allâh’a) yakın olanlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm Cenneti vardır. (2) Eğer o sağdakilerden ise, «Ey sağcılardan olan kişi, sana selâm olsun!» denir. (3) Ancak yalanlayıcı sapıklardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır! Ve (onun sonu) cehenneme atılmaktır.” (el-Vâkıa, 88-94) Kâfirler ve günahkâr müslümanlar, bu kısma dâhildir. “Şüphesiz ki bu (anlatılanlar), kesin hakîkatin ta kendisidir.” (el-Vâkıa, 95) 10- Cenâb-ı Hakk’a İlticâ “Öyleyse haydi azîm olan Rabbinin ismini tenzîh ile an! (O’nu tesbîh et ve yücelt!)” (el-Vâkıa, 96) Osman Nuri Topbaş
  9. Yaz meyvelerinde hangi hileler nasıl yapılıyor? Ve bu hileleri anlamak mümkün mü? Ve bu hileleri anlamak mümkün mü? Yazın vazgeçilmez tatlarını nasıl tüketmek gerek? Yaz geldi, birbirinden renkli ve kokuları ile insanı kendinden geçiren meyveler tezgahlardaki yerini aldı. Ancak kış meyvelerinin albenisini arttırmak için yapılan hileler farklı yöntemlerle yaz meyvelerinde de uygulanmaya başlandı. Çilekten, muza, kayısıya, kiraza, karpuza kadar birçok yaz meyvesi ne yazık ki sağlık açısından tehlike saçıyor. Peki yaz meyvelerinde hangi hileler nasıl yapılıyor? Ve bu hileleri anlamak mümkün mü? Yazın vazgeçilmez tatlarını nasıl tüketmek gerek? Çilek; rengi ve kokusu ile yaz aylarının vazgeçilmezlerindendir. Çilek; rengi ve kokusu ile yaz aylarının vazgeçilmezlerindendir. Daha uzun süre dayanması için çilek üzerinde de diğer meyvelerde olduğu gibi ne yazık ki hormon kullanılmaktadır. Ancak çilekte bekleyen tehlike bununla sınırlı değil. Diyetisyen Tuğçe Kalaycıoğlu, çileğin kokusunun daha cazip hale getirilmesi için oda spreyleri sıkıldığının altını çizerken iyi yıkanmamış çileklerin de böbrekleri tehlikeye soktuğunu belirtti. Kalaycıoğlu, doğal çilek ne kadar yıkanırsa yıkansın ne tadını ne de kokusunu kaybetmiyor. Kokulu sprey sıkılmış çilekler bir iki yıkamada kokusunu kaybediyor ancak spreyin içindeki kanserojen madde ne yaparsanız yapın meyveden arındırılamıyor. Ve bu madde de ne yazık ki kansere açık kapı bırakıyor. Çilekteki bir diğer tehlike de böbrek taşı. Eğer çilek iyi yıkanmazsa böbrek taşına neden olabiliyor. Peki, doğal çilek nasıl anlaşılır? Ve böbrek taşına neden olmaması için nasıl arındırılır? Diyetisyen Tuğçe Kalaycıoğlu tezgahları süsleyen kıpkırmızı ve iri çileklerden uzak durulmasını tavsiye ediyor. Doğal çileğin küçük ve renginin daha açık olduğuna dikkat çekiyor. Çileğin böbrek taşına neden olmaması için de 20-30 dk suda bekletilmesi ve daha sonra da üç dört kez sudan geçirilmesi gerekiyor. Kayısı; sindirim sistemine iyi geldiği, kemik gelişimine faydaları ve kalp hastalığını önleme gibi birçok derde deva olan kayısı da sarı rengi ve tadı ile yaz aylarının vazgeçilmezidir. Ancak gerçek ve sağlığa faydalı kayısının yani Malatya Kayısısının mevsimi haziran ayıdır. Yani Mayıs ayında tezgahlardaki yerini alan ve Malatya Kayısısı olarak satılan bu meyve kalitesi düşük, hormonlu kayısıdır. O nedenle her derde deva kayısıyı yemek için biraz daha sabretmeniz gerekiyor. Karpuz; yaz aylarının susuzluğu giderici meyvesi olarak görülen karpuz da ne yazık ki hilelerin yapıldığı meyvelerden biri. Karpuzun daha dayanıklı olması için kabak aşısı yapılmakta. Kabak aşısı yapılan karpuzların kabukları kalın, içi ise serttir. O yüzden karpuzu alırken ince kabuklu olmasına, çekirdeklerinin fazlalığına ve ağızda eriyen bir lezzete sahip olmasına dikkat edilmeli. ağızda eriyen bir lezzete sahip olmasına dikkat edilmeli. Muz; Diyetisyen Tuğçe Kalaycıoğlu, yeşilken dalından koparılan muzlara ithalat sırasında sararması için kanserojen madde içeren etilen gazı sıkıldığının da altını çiziyor. Gazın etkisi ile rengi aynı tonda kalan muzlar konusunda uyarıda bulunan Kalaycıoğlu, muz seçerken üzerinde siyah benekler olmasına ve muzların aynı tonda renge sahip olmamasına dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor. Kiraz da yaz mevsiminin en çok tercih edilen meyvesidir. Kirazdaki tehlike henüz çiçekken yapılan aşılama ve ardından da ürünün daha dayanıklık olması ve tazeliğini koruması için yapılan mumlama işleminde yatmaktadır. Çiçeklenme döneminde yapılan aşılama kirazın doğallığını kaybettirirken aynı zamanda hormon tehlikesi de yaratır. Meyve olgunlaştıktan sonra tezgahlardaki yerini almadan önce yapılan mumlama bir çok yerde doğal ve insan sağlığına zararlı olmayan maddelerle yapılsa da bazı üreticiler bu işlemde insan sağlığına zararlı ürünler kullanabilmektedirler. O nedenle kirazı alırken güvenilir yerden almaya dikkat edilmelidir.
  10. Ülkücülerden oy isteyen Meral Akşener, yerel seçimlerde Alparslan Türkeş ve birçok ülkücünün idamını isteyen Nurettin Soyer'in oğlu Tunç Soyer'e destek verecek. Ülkücülerin oylarını isteyen İyi Parti, Ülkücülerin liderini asmaya çalışan Soyer'in oğlunu aday gösterdi. Tüm dikkatler Meral Akşener'e çevrilmişken, gerçekler de tek tek ortaya çıkmaya başladı. CHP ve İyi Parti'nin İzmir adayı Tunç Soyer'in babası Nurettin Tunç'un Alparslan Türkeş ve birçok ülkücünün idamını istediği iddianame ortaya çıktı.. Ülkücüleri kendi saflarına çekmeye çalışan İyi Parti'nin foyası her geçen gün ortaya çıkıyor. Ülkücülerin lideri Alparslan Türkeş'in idamını isteyen Nurettin Soyer'in oğlu İyi Parti ve CHP'nin ortak adayı oldu. Kesitler ortaya çıktı İşkenceci babanın oğlu Tunç Soyer, CHP ile birlikte İyi Parti tarafından da kabul edildi. 31 Mart'ta yapılacak Yerel Seçimler'de ortak aday olarak gösterilen Soyer'in babasının Alparslan Türkeş için hazırladığı zulüm iddianemesinin kesitleri ortaya çıktı. İşte Soyer'in 12 Eylül darbesinde Alparslan Türkeş ve Ülkü Ocakları hakkında hazırladığı iddianameden bölümler; CHP ve İP'in İzmir Adayı Tunç Soyer'in babası Nurettin Soyer, 12 Eylül'deki İddianamede ülkücülüğü böyle tanımlamış: "Ülkücülüğün amacı kaba güce dayanan bir diktatörlük kurmaktır."
  11. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Çevre ve insan dostu, doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un 4 kilogramlık paketi yıl boyunca aynı fiyattan satılacak" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bor madeninden üretilen doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un tanıtım toplantısında, ürünün, Ar-Ge çalışmaları ve müşteri geri bildirimleri sonucunda son halini aldığını söyledi. Bor madeninden birçok ürün üretildiğini ama BORON'un günlük hayata dokunan bir ürün olduğunu dile getiren Dönmez, temizlik sektöründeki birçok ürünün, farklı zararlı kimyasallar barındırması sebebiyle birçok hastalığın temel sebepleri arasında yer aldığını ifade etti. Dönmez, artık tüm dünyada kaynağını doğadan alan çevre ve insan dostu, organik ürünlere yönelişin söz konusunu olduğunu ve BORON'un da diğer temizlik ürünlerinden bu noktada ayrıldığını anlattı. Doğal olmayan ürünlerin insan vücudunda yarattığı tahribatın sıklıkla görüldüğüne dikkati çeken Dönmez, "Toplumun bütün fertleri bu durumdan doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. BORON'un içeriğinde insan ve çevre sağlığını tehdit eden petrol türevi kimyasallar ve fosfat bileşimi yer almamaktadır. İçeriğinin yüzde 50'den fazlası doğal mineral ve borakstan oluşuyor. Böylelikle, kullanımdan sonra açığa çıkan su ile çevremizi de korumaya alıyoruz." diye konuştu. Dönmez, bordan temizlik ürünü çalışmalarının 2012'ye kadar gittiğini anımsatarak, o dönemde piyasaya sürülen Eti Matik ürününün de herkesin takdirini kazandığını kaydetti. Bu dönemden sonra ürünü ve teknolojiyi yenileyerek BORON markasıyla tüketicilerin karşısına çıktıklarını dile getiren Dönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: "BORON'un lansmanıyla artık çok daha güçlü bir pazarlama ve satış faaliyetine de girmiş oluyoruz. Burada bir hedef belirledik ve pazar payımızı artırarak devam edeceğiz. BORON, yerli ve milli bir ürün. Ar-Ge faaliyetlerinden pazarlama ve satış ağına kadar her şey yerli ve milli imkanlarla, kendi insan kaynağımızla yapıldı. Halkımızın BORON'a teveccühünün bu anlamda oldukça yoğun olacağını düşünüyorum. Temizlik ürünleri pazarı oldukça rekabete açık bir alan. BORON bu pazarda diğer markalardan yüzde 100 doğal mineralli ve yerli ürün özellikleriyle ayrılacak. Çevre ve insan dostu, doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un 4 kilogramlık paketi yıl boyunca aynı fiyattan satılacak. BORON'un pazar payının artmasıyla ithal ettiğimiz temizlik ürünleri azalacak ve bunun için dışarıya ayırdığımız kaynak da ülkemizde kalacak." 110 ülkeye bor ihracı Dönmez, Türkiye'nin borda ham madde ve ürün olarak öncü ülke konumunda yer aldığını ve dünya bor rezervlerinin yüzde 73'ünden fazlasının Türkiye'de bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin dünya bor pazarındaki payının yüzde 59 olduğunu dile getiren Dönmez, "2018'de bor ihracatında 1 milyar dolar ile rekor kırdık. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu rakamı artırarak devam edeceğiz. 110 ülkeye bor ihracı gerçekleştiriyoruz. Bu ülkelerin arasında en büyük rakibimiz Amerika ile en büyük müşterileri olan Çin ve Hindistan da yer alıyor." dedi. Dönmez, Türkiye'nin borda dünyanın en güvenilir tedarikçisi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, aynı zamanda borun büyümeye ve gelişmeye açık bir alan olduğunu anlattı. Yeni bor stratejisinin geçen yıl açıklandığını hatırlatan Dönmez, bu strateji kapsamında bordan "uç ürün" elde edilerek ihracat gerçekleştirileceğini ve yatırımcı dostu bu modelin, istihdamı da artıracağını vurguladı. Dönmez, nihai ürüne bağlı olarak bire beş yüz ve bire iki bin değer katacak uç ürün üretileceğini ifade ederek, "Burada en önemli çıktı ise yüksek teknolojinin Türkiye'de üretilmesi ve kullanılması. Bor madeninde geleneksel ürünlerden ileri teknoloji kullanılan ürünlerin üretimine geçerek, pazar payımızı artıracağız." değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: AA
  12. Pek çok hastalığın iyileşmesinde oldukça etkili olan bu karışım sarımsak ve bal ile oluşturulmaktadır. Soğuk algınlığından yüksek tansiyona, iltihap, astım, yorgunluk ve halsizliğe, infertilite ve hatta kansere kadar birçok hastalığın tedavisinde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra, kötü kolesterol düzeyini düşürmeye ve bağışıklık sistemini güçlendirmeye yaramaktadır. Yaşa bağlı olarak veya genetik ve çevresel faktörlerle gözlerin görüş gücü düşüyor. Görme bozuklukları arasında en çok miyop tarzı görme bozukluğu öne çıkıyor. Uzmanlarda bu sorundan doğal yollarla kurtulmanın mümkün olduğunu belirterek şu tarifi veriyor: MALZEMELER: 3 diş sarımsak, 10 çorba kaşığı bal, 200 gr. keten tohumu yağı, 4 limon. HAZIRLANIŞI: Sarımsağı ince soyup öğütün ardından limonu soyup doğrayın. Ardından sarımsak, bal ve keten tohumu yağını ekleyin. Tahta kaşıkla iyice karıştırın. Cam kavanozla buzdolabında muhafaza edin. Yemek öncesi 3 öğün 1 kaşık tüketin. Sarımsak ağız kokusuna yol açtığı için çoğu kişi tüketmekten kaçınır. Ancak sarımsak yendikten sonra dişler fırçalanırsa neden olduğu ağız kokusu önlenebilir. Faydaları azımsanmayacak kadar çok olan sarımsak doğadan gelen mucizevi ve şifa kaynağı olan bir bitkidir. Binlerce yıldır farklı kültürlerde birçok sağlık sorununa karşı alternatif bir reçete olarak kullanılmaktadır. Sarımsağın bilindik en önemli faydaları, kötü kolesterolü kontrol altına almak, kalp sağlığını korumak, tansiyonu dengelemek olarak sayılabilir. Fakat içeriğinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde daha pek çok sağlık sorununa karşı faydalıdır. Sarımsak Neye İyi Gelir? Kalp Ve Damar Sağlığı: Yapılan araştırmalara göre sarımsağın total kolesterolü düşürücü etki yarattığı ispatlanmıştır. Özellikle damarların enflamatuar ve oksidatif stresten korunmak için sarımsak önemli rol oynar. Vücutta bulunan ve farklı hastalıklara yol açan serbest radikaller ile mücadele eder. Damarları radikallere karşı korur. Pıhtılaşmayı önler, içerisinde yer alan B6 vitamini damarlara zarar veren homosistein düzeyini düşürür. Soğuk Algınlığına Karşı İyi Gelir: Sarımsağın bağışıklık sistemini kuvvetlendirici etkisi vardır. Bağışıklık sisteminin fonksiyonel bir şekilde çalışmasını sağlar. Günlük 1 diş sarımsak yutmak soğuk algınlığı nedeniyle ortaya çıkan hastalıklardan korunmayı sağlar. Ortaya çıkan hastalığın iyileşme sürecini kısaltır. Beyin ve sinir hücrelerinde ortaya çıkan hasarı onarıcı etki yaratır. Alzheimere Karşı İyi Gelir: Vücuttaki serbest radikaller yaşlanma sürecini hızlandırır. Sarımsak tüketimi serbest radikaller ile mücadele ederek vücuttan uzaklaşmasını sağlar. Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan Alzheimer hastalığına yakalanma riskini minimuma indirir. Zehirlenmelere Karşı İyi Gelir: Sarımsak zehirlenmelere karşı kullanılan ve oldukça etkili bir besin olduğu bilimsel çalışmalarla kanıtlanan bir bitkidir. Zehirlenme nedeniyle hasarlanan organları tedavi edebilmek için sarımsaktan yararlanmak mümkündür. Kemik Sağlığına Karşı İyi Gelir: Sarımsağın kemik sağlığını koruyucu etkisi vardır. Özellikle menopoz sonrası ortaya çıkabilecek olan kemik erimesine karşı sarımsak ile önlem alınabilir. İltihap Ve Bakterilere Karşı İyi Gelir: Sarımsağın tek başına bakteri ve virüsleri yok edici etkisi yoktur. Ancak metabolizmayı bakteri ve virüslere karşı korur. Virüs ve enfeksiyon kaynaklı hastalıkların oluşma riskini azaltır. Vücutta doğal bir antibiyotik etkisi yaratır. Uzun Yaşam İçin: Sarımsağı insan hayatını uzatan bir bitki olarak kabul etmek mantıksız gibi görünse de bağışıklık sistemini destekler. Vücudu farklı hastalıklara karşı koruyarak gerçekten yaşamı uzatıcı etkisi olduğu kabul edilmelidir. Yüksek perforSarımsak genel anlamda vücut yorgunluğunu gidererek, yorgun kas ve organları rahatlatıcı etki oluşturur. Sarımsak yağı altı hafta boyunca kalp üzerine masaj yapılarak sürülürse yapılan egzersiz sonucu kalbin daha az yorulmasına yardımcı olur.
  13. İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yanmaz, "Bor ülkesiyiz, dünyaya 700 yıl yetecek bor, Türkiye’de var" dedi. İstanbul Gelişim Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Yanmaz, bor ülkesi olan Türkiye'de, dünyaya 700 yıl yetecek kadar bor bulunduğunu söyledi. Ereğli ilçesindeki Bilim Şenliği kapsamında Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Süperiletkenlik" konulu konferansta konuşan Yanmaz, 1992 yılında düzenlenen aynı konulu ilk konferansa, promosyonlar dağıtmalarına rağmen, 20 kişinin katıldığını anlattı. Şu anda ise 300'e yakın insanın bu alanda çalıştığına dikkati çeken Yanmaz, şöyle konuştu: "Bor ülkesiyiz, dünyaya 700 yıl yetecek bor Türkiye’de var. Bu borun süperiletgeni en çok endüstride kullanılabilecek bir aile olarak seçildi. Saflaştırılmış bor, Türkiye’de ilk sıraya oturdu. Türkiye’de amor ve metalik bor rahatlıkla yüzde 99.4 saflığında üretiliyor, dünyaya satılıyor ve son derecede önemli sonuçlar veriyor. Ben Londra’dan 50 gram bor çaldım, geldim. İnanın o zaman bor zenginiydik, ama bor üretemiyorduk. Şu anda Allah'a şükür istediğimiz zaman boru getirtebiliyoruz." Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Ereğli Eğitim Fakültesi Dekanı Ali Azar da bilim, teknoloji ve yeniliklere önem verilmesi gerektiğini dile getirdi. Bilimin adeta bir pınar olduğunu belirten Azar, "Siz o pınardan ne kadar faydalanırsanız bilim size göre o kadardır. O bakımdan biz bilimi uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetiyoruz. Bu yönüyle milletlerin yükselişinde, kalkınmasında bunların gelişmesinin en önemli nedeni bilimdir, teknolojidir, inovasyondur. Bizim işimiz bilim üretmektir." dedi.
  14. Küçük bir tabağa toz şeker serpin. Kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun. Limon, iki hafta kurumadan saklanır.
  15. İki İsveçli araştırmacı, Japonlar gibi yer seviyesinde yatmanın insanı kanserden koruduğunu ileri sürdü. İsveçli iki araştırmacı Örjan Hallberg ve Ollie Johansson “yaylı yataklar”rın kanser yaptığını ileri sürerek, bu iddialarını Journal Pathophysiology isimli tıp dergisinde yayımladılar. Onlara göre yaylı yataklar FM radyo ve TV alıcısı gibi bir görev görüyorlar ve bunlarda yatanlar rezonan radyasyona maruz kalıyorlar. İddia, Japonya ile Batı ülkeleri arasındaki “melonama” kanseri oranlarındaki farkla destekleniyor. Melanoma cinsi deri kanserleri Batılı ülkelerde giderek artıyor. Fakat bu artış Japonya’da yok! Araştırmacılar bunu Japonların yer yataklarında yatıyor olmalarına bağlıyorlar. Japonlar da gerçi şimdi modern yaylı yataklarını kullanıyorlar ama, bunu zemine koyarak rezonan radyasyon dalganın yoğunluklu olduğu bölgeden kurtarmış oluyorlarmış. FM radyo ve TV rezonan radyasyonu zeminde sıfır. Ancak 75 santim yükseklikte maksimum.. O seviyede olan bir yaylı yatak adeta anten gibi rezonan radyasyon çekiyor. Zeminden 150 cm yukarıda rezonan radyasyon yine sıfır oluyor. İsveçli araştırmacılar kendi ülkelerinde ve Batı’da melanoma kanserinin artışını böyle bir gerekçeye bağladılar. Ancak elektromanyetik radyasyonun bağışıklığı etkileyebileceğini gösteren araştırmalar var ama kanser yapıcı etkisi kanıtlanmış değil. Melanoma kanserlerinde daha çok güneş ışınlarına maruz kalma ve genetik faktörler rol oynuyor.
  16. İngiltere'de tarihinin en kötü sezonunu geçiren Fenerbahçe'nin analiz edildiği haberde, "Şimdi bir hayal edin. Liverpool veya Arsenal, Premier Lig'de düşme hattına inmiş. Şimdi durumu anlayabilirsiniz" denildi BBC Sport'tan Matt Davis, Fenerbahçe'nin kötü gidişiyle ilgili bir haber yayınladı. Dünyaca ünlü yayın organı BBC, haberi manşetten yayınladı. İşte Fenerbahçe'yle ilgili yazılanlar: Türkiye spor tarihinin en başarılı kulüplerinden biri ve eski bir Avrupa devi, domine etmeye alıştığı ligin alt sıralarından yer alıyor. Kulüp Başkanı Ali Koç, "Sezona başladıktan sonra en kötü senaryoyu çizin desek, kimse bu durumu tahmin edemezdi"diyerek durumu özetliyor. Fenerbahçe şu an küme düşme bölgesinde yer alıyor, sondan ikinci sırada ve lider İstanbul Başakşehir'in 22 puan gerisinde. "Hiçbir zaman küme düşmedi" 19 kez Süper Lig şampiyonu olan bir kulüp için önüne geçilemez bir düşüş yaşandı. Türkiye'de Fenerbahçe'den daha çok şampiyon olan tek bir takım var, 22 kez ile Galatasaray. Fenerbahçe, 1959'dan bu yana yer aldığı ligde hiçbir zaman küme düşmedi. En kötü derecesi 1980/81'deki 10. sıraydı. 2002/2003'ten beri hep ilk 4'ün içindeydiler. Şimdi bir hayal edin. Liverpool veya Arsenal, Premier Lig'de düşme hattına inmiş. Şimdi durumu anlayabilirsiniz. Peki, bu nasıl oldu? Dünya yıldızları oradaydı Bir zamanlar Fenerbahçe'nin dünyaca ünlü yıldızları vardı. Jay Jay Okocha, Pierre van Hooijdonk, Alex, Nicolas Anelka, Roberto Carlos, Dirk Kuyt, Nani ve Robin van Persiegibi yıldızları vardı. Şu an kadrolarında eski Liverpoollu Martin Skrtel, Spurs forveti Roberto Soldado, Swansea'den Andre Ayew, Leicester'ın rekor transferi Islam Slimani ve Fransız yıldız Mathieu Valbuena var. Hollandalı Phillip Cocu, PSV ile 3 kez şampiyonluk kazandıktan sonra geldiği Fenerbahçe'de sadece 4 ay görevde kaldı, 10 maçın 5'ini kaybetti ve ekim ayında görevden alındı. Akhisarspor'a karşı alınan 3-0'lık mağlubiyet o kadar kötü bir etki yarattı ki, Başkan Ali Koç oyuncuların uçaklarını iptal etti ve 5 saatlik bir otobüs yolculuğuyla İstanbul'a geldiler. İkinci Ersun Yanal dönemi Ardından, Türk teknik direktör Ersun Yanalaralık ayında ikinci kez kulübün başına geldi. Fenerbahçe'nin problemlerinden bir tanesi UEFA Finansal Fair Play kuralları ve bu kural gereği kulüp harcama gücünden yoksun kalıyor. FFP'nin başabaş kuralı gereği kulüp geliri kadar harcayabiliyor. Yeni Başkan Ali Koç, kulübü geçen yaz Aziz Yıldırım'ın 20 yıllık iktidarından sonra devraldı. Koç, yanına Tottenham ve Liverpool'un eski sportif direktörü Damien Comolli'yi aldı. Aralık ayında Koç, FFP'nin 60 milyon Euro kar etme hedefini tutturmalarının imkansız olduğunu açıkladı. UEFA'nın finansal kısıtlamaları gereği kulüp ilk önce genç ve bilinmeyen yeteneklere yöneldi. Avrupa'dan vazgeçebileceklerini açıkladı Koç, medyaya yaptığı açıklamada FFP ile yapılan anlaşmayı yakalamalarının imkansız olduğunu ve Türkiye'de tekrar şampiyon olmak adına Avrupa'da mücadele etme hedeflerinden vazgeçebileceklerini söyledi. Ersun Yanal'ın geri dönüşüyle birlikte olumlu bir hava yakalandı. Kulübe 4. yıldızı takmak için 20. şampiyonluğu kazanacaklarını söyledi. 57 yaşındaki Türk antrenör, Fenerbahçe'nin 2013/14'teki son şampiyonluğunu kazandıran isimdi. Kulüp yönetimiyle yaşadığı anlaşmazlıklar nedeniyle görevini bırakmıştı. Ligde yaşadığı sıkıntılar bir yana Fenerbahçehala Avrupa'da mücadele ediyor ve UEFA Avrupa Ligi'ndeki rakipleri Zenit.
  17. 66 JAPONYA Dindar bir insanım: 13% Dindar değilim: 31% Ateistim: 29% Yanıt yok: 26% 65 İSVEÇ Dindar bir insanım: 22% Dindar değilim: 55% Ateistim: 18% Yanıt yok: 5% 64 ÇEKYA Dindar bir insanım: 24% Dindar değilim: 47% Ateistim: 25% Yanıt yok: 3% 63 BİRLEŞİK KRALLIK Dindar bir insanım: 27% Dindar değilim: 58% Ateistim: 11% Yanıt yok: 3% 62 ESTONYA Dindar bir insanım: 28% Dindar değilim: 50% Ateistim: 10% Yanıt yok: 12% 61 BELÇİKA Dindar bir insanım: 28% Dindar değilim: 43% Ateistim: 21% Yanıt yok: 8% 60 NORVEÇ Dindar bir insanım: 30% Dindar değilim: 50% Ateistim: 12% Yanıt yok: 8% 59 AVUSTRALYA Dindar bir insanım: 31% Dindar değilim: 50% Ateistim: 13% Yanıt yok: 7% 58 DANİMARKA Dindar bir insanım: 32% Dindar değilim: 47% Ateistim: 14% Yanıt yok: 7% 57 VİETNAM Dindar bir insanım: 33% Dindar değilim:57% Ateistim: 6% Yanıt yok: 4% 56 HONG KONG Dindar bir insanım: 33% Dindar değilim: 33% Ateistim: 30% Yanıt yok: 3% 55 ALMANYA Dindar bir insanım: 34% Dindar değilim: 46% Ateistim: 14% Yanıt yok: 6%
  18. 14 KOLOMBİYA Dindar bir insanım: 84% Dindar değilim: 11% Ateistim: 3% Yanıt yok: 2% 13 PARAGUAY Dindar bir insanım: 87% Dindar değilim: 7% Ateistim: 2% Yanıt yok: 4% 12 ROMANYA Dindar bir insanım: 89% Dindar değilim: 6% Ateistim: 3% Yanıt yok: 2% 11 FİLİPİNLER Dindar bir insanım: 90% Dindar değilim: 9% Ateistim: 0% Yanıt yok: 1% 10 FİJİ Dindar bir insanım: 92% Dindar değilim: 6% Ateistim: 2% Yanıt yok: 0% 9 ERMENİSTAN Dindar bir insanım: 92% Dindar değilim: 4% Ateistim: 2% Yanıt yok: 1% 8 PAKİSTAN Dindar bir insanım: 93% Dindar değilim: 5% Ateistim: 1% Yanıt yok: 1% 7 KOSOVA Dindar bir insanım: 94% Dindar değilim: 3% Ateistim: 0% Yanıt yok: 3% 6 FİLDİŞİ SAHİLLERİ Dindar bir insanım: 94% Dindar değilim: 6% Ateistim: 0% Yanıt yok: 0% 5 PAPUA YENİ GİNE Dindar bir insanım: 94% Dindar değilim: 5% Ateistim: 0% Yanıt yok: 1% 4 HİNDİSTAN Dindar bir insanım: 94% Dindar değilim: 3% Ateistim: 2% Yanıt yok: 1% 3 GANA Dindar bir insanım: 94% Dindar değilim: 1% Ateistim: 0% Yanıt yok: 5% 2 NİJERYA Dindar bir insanım: 97% Dindar değilim: 2% Ateistim: 0% Yanıt yok: 1% 1 TAYLAND Dindar bir insanım: 98% Dindar değilim: 1% Ateistim: 1% Yanıt yok: 0%
  19. 24 BOSNA HERSEK Dindar bir insanım: 75% Dindar değilim: 21% Ateistim: 1% Yanıt yok: 2% 23 İRAN Dindar bir insanım: 77% Dindar değilim: 16% Ateistim: 4% Yanıt yok: 3% 22 EKVADOR Dindar bir insanım: 78% Dindar değilim: 16% Ateistim: 2% Yanıt yok: 4% 21 ARJANTİN Dindar bir insanım: 78% Dindar değilim: 16% Ateistim: 4% Yanıt yok: 2% 20 DEMOKRATİK KONGO CUHURİYETİ Dindar bir insanım: 80% Dindar değilim: 9% Ateistim: 8% Yanıt yok: 4% 19 BANGLADEŞ Dindar bir insanım: 80% Dindar değilim: 19% Ateistim: 0% Yanıt yok: 1% 18 POLONYA Dindar bir insanım: 82% Dindar değilim: 9% Ateistim: 1% Yanıt yok: 8% 17 BREZİLYA Dindar bir insanım: 82% Dindar değilim: 15% Ateistim: 2% Yanıt yok: 1% 16 PANAMA Dindar bir insanım: 84% Dindar değilim: 10% Ateistim: 3% Yanıt yok: 3% 15 MAKEDONYA Dindar bir insanım: 84% Dindar değilim: 10% Ateistim: 1% Yanıt yok: 5%
  20. 34 FİLİSTİN Dindar bir insanım: 61% Dindar değilim: 34% Ateistim: 1% Yanıt yok: 4% 33 MEKSİKA Dindar bir insanım: 61% Dindar değilim: 28% Ateistim: 8% Yanıt yok: 2% 32 IRAK Dindar bir insanım: 64% Dindar değilim: 34% Ateistim: 0% Yanıt yok: 2% 31 İTALYA Dindar bir insanım: 69% Dindar değilim: 18% Ateistim: 8% Yanıt yok: 5% 30 MOĞOLİSTAN Dindar bir insanım: 71% Dindar değilim: 21% Ateistim: 8% Yanıt yok: 0% 29 LÜBNAN Dindar bir insanım: 71% Dindar değilim: 26% Ateistim: 2% Yanıt yok: 1% 28 PERU Dindar bir insanım: 72% Dindar değilim: 20% Ateistim: 3% Yanıt yok: 6% 27 YUNANİSTAN Dindar bir insanım: 73% Dindar değilim: 15% Ateistim: 7% Yanıt yok: 5% 26 TÜRKİYE Dindar bir insanım: 74% Dindar değilim: 12% Ateistim: 6% Yanıt yok: 8% 25 SIRBİSTAN Dindar bir insanım: 75% Dindar değilim: 17% Ateistim: 4% Yanıt yok: 4%
  21. 44 FRANSA Dindar bir insanım: 45% Dindar değilim: 29% Ateistim: 21% Yanıt yok: 5% 43 İZLANDA Dindar bir insanım: 46% Dindar değilim: 32% Ateistim: 17% Yanıt yok: 5% 42 LİTVANYA Dindar bir insanım: 47% Dindar değilim: 34% Ateistim: 6% Yanıt yok: 12% 41 BULGARİSTAN Dindar bir insanım: 51% Dindar değilim: 36% Ateistim: 3% Yanıt yok: 11% 40 UKRAYNA Dindar bir insanım: 53% Dindar değilim: 36% Ateistim: 6% Yanıt yok: 4% 39 ABD Dindar bir insanım: 56% Dindar değilim: 32% Ateistim: 7% Yanıt yok: 4% 38 ARNAVUTLUK Dindar bir insanım: 56% Dindar değilim: 30% Ateistim: 9% Yanıt yok: 5% 37 ENDONEZYA Dindar bir insanım: 58% Dindar değilim: 30% Ateistim: 0% Yanıt yok: 12% 36 PORTEKİZ Dindar bir insanım: 59% Dindar değilim: 29% Ateistim: 9% Yanıt yok: 3% 35 RUSYA Dindar bir insanım: 61% Dindar değilim: 23% Ateistim: 7% Yanıt yok: 9%
  22. 54 GÜNEY KORE Dindar bir insanım: 35% Dindar değilim: 37% Ateistim: 23% Yanıt yok: 5% 53 AZERBAYCAN Dindar bir insanım: 35% Dindar değilim: 64% Ateistim: 0% Yanıt yok: 0% 52 İSPANYA Dindar bir insanım: 37% Dindar değilim: 41% Ateistim: 16% Yanıt yok: 6% 51 LETONYA Dindar bir insanım: 37% Dindar değilim: 43% Ateistim: 9% Yanıt yok: 10% 50 KANADA Dindar bir insanım: 37% Dindar değilim: 47% Ateistim: 10% Yanıt yok: 6% 49 İSRAİL Dindar bir insanım: 39% Dindar değilim: 50% Ateistim: 8% Yanıt yok: 3% 48 FİNLANDİYA Dindar bir insanım: 39% Dindar değilim: 47% Ateistim: 8% Yanıt yok: 7% 47 İRLANDA Dindar bir insanım: 40% Dindar değilim: 47% Ateistim: 9% Yanıt yok: 4% 46 SLOVENYA Dindar bir insanım: 41% Dindar değilim: 25% Ateistim: 28% Yanıt yok: 6% 45 AVUSTURYA Dindar bir insanım: 41% Dindar değilim: 43% Ateistim: 10% Yanıt yok: 6%
  23. “Meşhur bir hikayedir: Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla Beşiktaş'a geçecektir. Bir dolmuş kayığa biner” diye başlayan hakikatlere aykırı, güya Hafız Osman merhumu medh edeyim derken, ruhuru muazzeb eden bir anlatımı gördük internet gayyasında. Bu merhum büyük san’atkâr hakkında birkaç satır nakletmek şart oldu. 1600’lü yılların ortasında yaşamıştı. Kocamustafapaşa civarında otururdu. Sünbülî dergâhına mensub idi. O tarihlerde ne Beşiktaş’ta bulunmuştu ne de “dolmuş kayık” diye bir vasıta vardı. “Padişahı Sultan İkinci Mustafa Han’a 1694 senesinde hat dersleri vermeye başladı. Hâfız Osman Efendi, Padişahın arzu ettiği yazıları yazar, Padişah da o yazıları taklit ederdi. Hâfız Osman Efendi yazı yazarken, Padişah hokkasını tutardı. Sultan Üçüncü Ahmed Han da, Hâfız Osman'ın hat dersi verdiği talebeleri arasındaydı.” “Cuma günleri Sünbül Efendi dergâhına gider, dervişlere zikir esnâsında nezâret eder, onlara yol gösterirdi. Zikir esnasında kendisinden geçer, koynuna koyduğu varaklar hâlindeki yazılar, ortalığa yayılırdı. Üzerinde fevkalâde güzellikte yazılar bulunan bu varaklar, orada bulunanlar tarafından toplanır, daha sonra Hâfız Osman'ın müsaadesiyle arzu edenlere dağıtılırdı. İhtiyâcı olan dervişler, kendisine verilen yazıyı satarak ihtiyâcını görürdü.” Kırk sene boyunca durup dinlenmeden çalışan Hâfız Osman Efendi; yirmi beş Mushaf-ı Şerîf yazdı. Bir de Hilye-i Saâdet yazdı ki, emsali yoktur.
  24. Kanadalı bilim adamları, tereyağının kalp krizi riskini ve kolesterolü yükseltmek bir yana aksine düşürdüğünü, ayrıca şeker hastalığı ve obezitenin tedavisine yardımcı olduğunu gösterdiler. Alberta Üniversitesi’nden Prof. Dr. Spencer Proctor ve asistanı Flora Wang çalışmalarının sonucunu şöyle açıkladılar: “Araştırmanın bizi en çok sevindiren sonuçlarından biri, bugüne kadar zararlı etkilerinden korktuğumuz doğal yağların, aslında sağlığımız için son derece faydalı olduğunu görmemizdi. Tereyağının kalp krizi riskini düşürdüğü, şeker hastalığı ve şişmanlık tedavisine yardımcı olduğu, kolesterole iyi geldiği artık tespit edilmiş bir gerçek.”
  25. • Kalp sağlığını geliştiriyor. Omega-3 yağ asitleri kalp ve damar hastalıklarına karşı koruma sağlamaktadır. • Bağışıklık sistemini geliştirir. Daha etkili bir bağışıklık sistemi için, balık yağının düzenli tüketimi oldukça yararlıdır. Balık yağı, bağışıklık sisteminizi güçlendirerek öksürük, grip ve soğuk algınlığı gibi hastalıklara karşı vücudunuzun savaşmasını sağlar. • Bağırsaklara iyidir. Balık yağı, bir tür spru, İBH (İrritabl Bağırsak Sendromu), ülseratif kolit, bağırsak sendromu, mide-bağırsak bozuklukları gibi bağırsak hastalıkları için iyileştirici etki gösterir. • Alzheimer hastalığı için faydalıdır. Balık yağında bulunan EPA ve DHA anahtar bileşenleri, Alzheimer hastalığına karşı koruma sağlar. • Cilt ve saç için faydalıdır. Cilt kuruluğunu engelleyerek, parlaklığı korumada yardımcı olabilir. Balık yağı, kaşıntı, egzama, döküntü gibi cilt problemleri için etkili bir tedavi yöntemidir. Buna ek olarak balık yağı, saçların parlak ve hacimli görünmesini sağlar ve saç köklerini besler. • Tip 2 Diyabet için etkilidir. Balık yağı, trigliserid düzeylerini azaltarak diyabetik hastalara yardımcı olur ve bu nedenle kalp damar hastalıkları için koruma kalkanı oluşturur.
×