Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Content Count

    1,265
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    60

Everything posted by Feneroin

  1. İtalya futbolunun efsane kalecisi Gianluigi Buffon, Instagram hesabı üzerinden soruları yanıtladı. 40 yaşındaki kaleci, Fenerbahçe'ye dair çarpıcı bir itirafta bulundu. "Fenerbahçe'nin stadında oynamak zordu" Buffon, kariyeri boyunca zorlandığı statları anlatıp, "Birçok heyecan verici statta oynadım. Liverpool'un evi Anfield bunlardan biri. Ayrıca Rangers'ın sahası Ibrox ve İstanbul'da Fenerbahçe'nin stadında oynamak zordu. Böyle atmosferlerde ilk 15-20 dakika konsantre olmak zor." ifadelerini kullandı. Parma'dayken Kadıköy'de kaybetmişti Gianluigi Buffon, Parma'da forma giyerken 15 Eylül 1998 tarihinde UEFA Kupası birinci tur ilk maçında Kadıköy'de Fenerbahçe'ye karşı oynamış ve Viorel Moldovan'ın golüyle 1-0 mağlup olmuştu
  2. Paraya para demiyor! Bursa'da tekstil işinden emekli Seyfullah Aydın, 500 tavukla girdiği işte bugün 2 bin tavuğa sahip. Günlük 1000 yumurta elde edip, 30 tanesini 20 liradan satıyor. Aylık kazancı dudak uçuklatıyor. Bursa'da tekstil işinden emekli olduktan sonra organik yumurta işine giren emekli vatandaşın çocuğu gibi baktığı tavukların sayısı 2 bini buldu. GÜNDE 1000 TANE YUMURTLUYORLAR 30'U 20 LİRA Seyfullah Aydın, 500 tavukla başladığı organik yumurta işinde 2 bin tavukla günde yaklaşık bin yumurta elde eden Aydın, organik yumurtaların 30 tanesini 20 liradan satıyor. TAMAMEN ORGANİK Aydın, hobi olarak başladığı tavuk yetiştiriciliğini yumurta talebinin artmasıyla ticarete döktüğünü söyledi. Organik gıdalarla beslediği salma tavuklarının yumurtasının vatandaşlar tarafından çok rağbet gördüğünü belirten Aydın, emeklilikten iş adamlığına yükseldiğini dile getirdi. HERKESE ÖRNEK OLSUN Tavuklarına gözü gibi baktığını ifade eden Aydın, "Tavuklarla o kadar iyi iletişim kuruyorum ki tavuklar çocuklarım beni takip ediyor. Bir işaretimle yanıma geliyorlar. Bu da onların morallerini yükseltiyor. Bu sayede daha çok ve sağlıklı yumurta elde ediyorum. İlerlemiş yaşıma rağmen böyle bir teşebbüstü bulundum ve başarılı oldum. Bunun herkese örnek olmasını diliyorum" dedi.
  3. İstanbul Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yanmaz, "Bor ülkesiyiz, dünyaya 700 yıl yetecek bor, Türkiye’de var" dedi. İstanbul Gelişim Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ekrem Yanmaz, bor ülkesi olan Türkiye'de, dünyaya 700 yıl yetecek kadar bor bulunduğunu söyledi. Ereğli ilçesindeki Bilim Şenliği kapsamında Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen, "Süperiletkenlik" konulu konferansta konuşan Yanmaz, 1992 yılında düzenlenen aynı konulu ilk konferansa, promosyonlar dağıtmalarına rağmen, 20 kişinin katıldığını anlattı. Şu anda ise 300'e yakın insanın bu alanda çalıştığına dikkati çeken Yanmaz, şöyle konuştu: "Bor ülkesiyiz, dünyaya 700 yıl yetecek bor Türkiye’de var. Bu borun süperiletgeni en çok endüstride kullanılabilecek bir aile olarak seçildi. Saflaştırılmış bor, Türkiye’de ilk sıraya oturdu. Türkiye’de amor ve metalik bor rahatlıkla yüzde 99.4 saflığında üretiliyor, dünyaya satılıyor ve son derecede önemli sonuçlar veriyor. Ben Londra’dan 50 gram bor çaldım, geldim. İnanın o zaman bor zenginiydik, ama bor üretemiyorduk. Şu anda Allah'a şükür istediğimiz zaman boru getirtebiliyoruz." Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Ereğli Eğitim Fakültesi Dekanı Ali Azar da bilim, teknoloji ve yeniliklere önem verilmesi gerektiğini dile getirdi. Bilimin adeta bir pınar olduğunu belirten Azar, "Siz o pınardan ne kadar faydalanırsanız bilim size göre o kadardır. O bakımdan biz bilimi uçsuz bucaksız bir okyanusa benzetiyoruz. Bu yönüyle milletlerin yükselişinde, kalkınmasında bunların gelişmesinin en önemli nedeni bilimdir, teknolojidir, inovasyondur. Bizim işimiz bilim üretmektir." dedi.
  4. Galatasaray'ın yeni transferi Falcao'nun sözleşme detayları ortaya çıktı Yaklaşık 2 aydır Radamel Falcao transferiyle yatıp kalkan Galatasaray nihayet mutlu sona ulaşmış, Kolombiyalı yıldıza 3 yıllık kontrat imzalatmıştı. Monaco'dan bonservissiz bir şekilde gelen 33 yaşındaki futbolcunun sarı kırmızılı kulüpten yıllık 5 milyon Euro maaş alacağı bildirilirken, tecrübeli oyuncunun sözleşme detaylarındaki bonus maddeleriyle birlikte tahmini kazancı yıllık 7.5 milyon Euro'ya çıkabilir. Yaklaşık 2 aydır Radamel Falcao transferiyle yatıp kalkan Galatasaray nihayet mutlu sona ulaşmış, Kolombiyalı yıldıza 3 yıllık kontrat imzalatmıştı. Monaco'dan bonservissiz bir şekilde gelen 33 yaşındaki futbolcunun sarı kırmızılı kulüpten yıllık 5 milyon Euro maaş alacağı bildirilirken, tecrübeli oyuncunun sözleşme detaylarındaki bonus maddeleriyle birlikte tahmini kazancı yıllık 7.5 milyon Euro'ya çıkabilir. Yaklaşık 2 aydır Radamel Falcao transferiyle yatıp kalkan Galatasaray nihayet mutlu sona ulaşmış, Kolombiyalı yıldıza 3 yıllık kontrat imzalatmıştı. Monaco'dan bonservissiz bir şekilde gelen 33 yaşındaki futbolcunun sarı kırmızılı kulüpten yıllık 5 milyon Euro maaş alacağı bildirildi. Tecrübeli oyuncunun sözleşme detaylarındaki bonus maddeleriyle birlikte tahmini kazancı yıllık 7.5 milyon Euro'ya çıkabilir. SÖZLEŞMEDE BONUS MADDELERİ BİR HAYLİ FAZLA Akşam'ın haberine göre Falcao, "Süper Lig'de ilk 11, Şampiyonlar Ligi, UEFA Avrupa Ligi" organizasyonların için ayrı ayrı bonus maddeleri koydurdu. Ayrıca, 5 milyon euroluk maaşın haricinde başarılara göre 4 milyon Euro da 'bonus' alma ihtimali olduğu öğrenildi. İşte Radamel Falcao'nun sözleşmesindeki önemli detaylar... 2 milyon peşin, 3 milyon euro 10 taksitle ödenecek. Toplam 5 milyon Euro Falcao sezon başına 5 maçta ilk 11 çıkarsa 500 bin Euro, 10 maçta daha ilk 11 çıkarsa 500 bin Euro, 14 maçta daha ilk 11 çıkarsa 600 bin euro. Toplamda 29 maça ilk 11 çıkarsa 1.6 milyon Euro UEFA organizasyonlarında kazanılan her maç için 35 bin Euro, ligde kazanılan her maç için 20 bin euro, kupada kazanılan her maç için 8 bin Euro Galatasaray'ın lig şampiyonluğunda Falcao'ya 200 bin Euro, Avrupa Ligi şampiyonluğunda ise 700 bin Euro ödenecek UEFA Şampiyonlar Ligi son 16'da 200 bin Euro, çeyrek finalde 300 bin Euro, yarı finalde 400 bin Euro, şampiyonlukta 4 milyon Euro ödeme yapılacak Bu maddelerin dışında Galatasaray, Falcao'nun maaşında 2 aylık bir gecikme yapması halinde, oyuncu otomatikman sözleşmesini feshetme hakkına sahip olacak
  5. UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe'nin Spartak Trnava'yı 2-0 yendiği maçın ardından Ak Parti eski milletvekili adayı Yavuz Değirmenci, sarı lacivertlilerin eski başkanı Aziz Yıldırım'la yaşadığı bir diyaloğu paylaştı. UEFA Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe'nin Spartak Trnava'yı 2-0 yendiği maçın ardından Ak Partieski milletvekili adayı Yavuz Değirmenci, sarı lacivertlilerin eski başkanı Aziz Yıldırım'la yaşadığı bir diyaloğu sosyal medya hesabından paylaştı. 'Başkan ne olacak bu Fener'in hali?' diye sorulunca... Dün Aziz Yıldırım'la konuştuğunu belirten Değirmenci, Twitter hesabından 'Bugün Aziz Yıldırım’a ayak üstü sordum Başkan nolcak bu Fenerin hali? Onu bana değil Ali Koç’ a sorun dedi. Başkan kızgın.' yazdı. Değirmenci'nin bu tweeti Fenerbahçe camiasında gündem oldu.
  6. Ülkücülerden oy isteyen Meral Akşener, yerel seçimlerde Alparslan Türkeş ve birçok ülkücünün idamını isteyen Nurettin Soyer'in oğlu Tunç Soyer'e destek verecek. Ülkücülerin oylarını isteyen İyi Parti, Ülkücülerin liderini asmaya çalışan Soyer'in oğlunu aday gösterdi. Tüm dikkatler Meral Akşener'e çevrilmişken, gerçekler de tek tek ortaya çıkmaya başladı. CHP ve İyi Parti'nin İzmir adayı Tunç Soyer'in babası Nurettin Tunç'un Alparslan Türkeş ve birçok ülkücünün idamını istediği iddianame ortaya çıktı.. Ülkücüleri kendi saflarına çekmeye çalışan İyi Parti'nin foyası her geçen gün ortaya çıkıyor. Ülkücülerin lideri Alparslan Türkeş'in idamını isteyen Nurettin Soyer'in oğlu İyi Parti ve CHP'nin ortak adayı oldu. Kesitler ortaya çıktı İşkenceci babanın oğlu Tunç Soyer, CHP ile birlikte İyi Parti tarafından da kabul edildi. 31 Mart'ta yapılacak Yerel Seçimler'de ortak aday olarak gösterilen Soyer'in babasının Alparslan Türkeş için hazırladığı zulüm iddianemesinin kesitleri ortaya çıktı. İşte Soyer'in 12 Eylül darbesinde Alparslan Türkeş ve Ülkü Ocakları hakkında hazırladığı iddianameden bölümler; CHP ve İP'in İzmir Adayı Tunç Soyer'in babası Nurettin Soyer, 12 Eylül'deki İddianamede ülkücülüğü böyle tanımlamış: "Ülkücülüğün amacı kaba güce dayanan bir diktatörlük kurmaktır."
  7. Kulübümüz, Werder Bremen kulübü ile sözleşmesi sona ermekte olan Alman milli futbolcu Max Kruse ile yaptığı görüşmeler sonucunda futbolcu ile anlaşmaya varmış ve ön sözleşme imzalamıştır. Max Kruse önümüzdeki hafta içinde İstanbul’a gelerek, detaylı sağlık kontrolünün ardından kendisini 3 sezonluğuna renklerimize bağlayacak resmi sözleşmeyi imzalayacaktır.Kamuoyunun bilgisine sunarız.Fenerbahçe Spor Kulübü
  8. 3 Temmuz 2011’de; ülkemizin hukuk, adalet, polis teşkilatı, medya başta olmak üzere tüm damarlarına sızmış Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından devletin tüm imkanları kullanılarak Fenerbahçe Spor kulübüne, önceki başkanım Aziz Yıldırım ve yöneticilerine kurulan kumpas tüm kamuoyunun malumudur. 3 Temmuz yaşandığı an itibariyle tavrını ortaya koyan, dik duruşuyla inandığı değerleri ve gerçekleri asla ve asla bu kumpasa, bu kurguya, bu yalana ve terör örgütüne teslim etmeyen Fenerbahçe Spor Kulübü, başkanı, yönetimi ve camiası; tam 8 yıldır hukuk mücadelesini sürdürmektedir.Bu mücadele kimi zaman Fetö mensubu polislere, emniyet müdürlerine, kimi zaman Fetö mensubu hakim, savcılara ve itirafçılara kimi zaman Fetö medya mensuplarına karşı verilmiş ancak bir gerçek hiç değişmemiştir: Fenerbahçe bu operasyonun “kumpas” olduğunu ilk gün haykırdığı gibi üzerinden geçen 8 yılda da aynı inançla haykırmıştır ve haykırmaya devam edecektir.03.09.2019 günü akşam saatlerinde, Türk Milleti adına yargılama yapmaya ve hüküm vermeye yetkili İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından açıklanan, aynı örgüt (FETÖ) tarafından düzenlenen Ergenekon Davası’nın gerekçeli kararında, Fenerbahçe’ye kurulan kumpas, bir çok yönüyle artık adalet tarafından da bir kez daha resmen kayıtlara geçirilmiş ve Fenerbahçe'ye kurulan kumpas gözler önüne serilmiştir.Bahsi geçen Ergenekon Davası Gerekçeli Kararında şu hükümlere yer verilmiştir;* Şike soruşturması öncesi "Futbol'un Ergenekon'u" denilerek toplum nezdinde algı çalışması yürütüldüğü,* Telefon Dinleme kararlarının hukuka aykırı olduğu, hukukun "arka kapısından dolanıldığı",* Yasanın açık hükmüne göre suç oluşmamasına rağmen sanıklara ceza verildiği,* Yargıtay'ın onama kararında hukuka aykırı değişiklikler yaparak kötü niyetli davrandığı,* Başta önceki başkan Aziz Yıldırım, yöneticilerimiz ve diğer kişilere ceza verilmeyeceği açık olmasına rağmen cezaları verebilmek için tüm hukuki şartların zorlandığı ve başta hukuk güvenilirliği ilkesi olmak üzere evrensel hukuk ilkelerinin ihlal edildiği,* Yargıtay'ın anayasaya aykırılık iddialarını Anayasa Mahkemesinin yerine geçercesine uzun uzun inceleyerek aykırılık iddiasını ciddi bulmadığını belirtmesi, geçmiş uygulamaları kimse bilmiyormuş gibi yasa değişikliğini bekleyemeyeceklerini belirtmesi, benzer dosyaların dönüş hızı bilinirken bu dosyanın tutuklu dosyalardan bile hızlıca karara bağlanması, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamesine aykırı yönleri de olmasına rağmen Türkiye'de ilk defa uygulanan bir yasayla ilgili Yargıtay Başsavcılığının da dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna taşımak istememesi gibi dosyadaki bir çok uygulamalar alt alta konulup bir de Yüksek mahkemenin 14/04/2011 tarihi öncesi eylemlerle ilgili beraat kararlarını onarken gerekçe değişikliği yapıp örgüt suçuna ilişkin dosyaya uymayan bir mütalaayı kullanarak hem örgütten hem de şikeden mahkumiyeti onamadaki eylem ile Yüksek Yargıdaki görevliler açısından görevde yetkiyi kötüye kullanmanın gerçekleştiği,* Şike soruşturmasında yapılan teknik hukuk yanlışlarının ilk derece mahkemesinde devam ettiği, Yargıtay nezdinde de "kalıbına uydurularak tamirine çalışan" yargı içinde bir örgütlenmenin olduğunun tespit edildiği,* İlk mahkumiyet hükmünü kuran hakimlerin, duruşma savcısının ve iddianameyi yazan savcının; ayrıca Yargıtay'da onama kararı veren hakimlerden üçünün Fetö terör örgütü mensubu olduğu gerekçesiyle meslekten ihraç edildiği tespit ve sonuçlarına varılmıştır.Karar göstermektedir ki yargılaması bugünlerde de devam eden şike kumpası iddianamesinde de belirtildiği üzere temel amaç Fenerbahçe'yi ele geçirmektir ve bu amaç uğruna hukukun tüm ilkeleri ihlal edilmiş, önceki başkanımıza, yöneticilerimize ve Fenerbahçe ile bağlantısı olan pek çok kişiye adalet duygusu ile değil sırf bu nedenle kumpas kurulmuştur!Ancak unutulmamalıdır ki bu köklü camiayı bugüne kadar kimse ele geçirememiştir bundan sonra da kimse ele geçiremeyecektir.Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay’ın değerli üyelerinden beklentimiz; 3.5 yılı aşkın süredir Yargıtay’da bekleyen ‘3 Temmuz Şike Kumpası Beraat kararının’ artık bir gün dahi geciktirilmeden onanmasıdır.Unutulmamalıdır ki “Bir kişiye karşı yapılmış haksızlık, bütün insanlığa karşı yapılmış haksızlık demektir.”Bu tarihi haksızlık 3 Temmuz’dan itibaren Türk sporuna hizmet eden, milyonlarca taraftarıyla Türkiye’nin en büyük spor kulübü ve sivil toplum örgütü olan Fenerbahçe’ye yapılmıştır.Ve bir kez daha dile getirmek istiyoruz ki; Fenerbahçe’ye yapılan bu hukuksuzluklara tereddütle bakmak, “ama” veya “fakat”larla ulaşılacak her değerlendirme Türkiye Cumhuriyeti'nin demokratik varlığına kast eden FETÖ'nün meşrulaştırılmasından başka artık hiçbir anlam taşımamaktadır.Tüm Fenerbahçelilerin ve hukuksuzluğa karşı hassasiyet gösteren herkesin bilgilerine, saygılarımızla, Fenerbahçe Spor Kulübü
  9. Yozgat Bozok Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Üniversitemiz Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde kurulan 3M Elektro Topluluğu tarafından tüm aksamları yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından olan elektrikle çalışan araç üretildi. Aracın motoru, motor kontrolcüsü, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, araç kontrol sistemi ve telemetri (haberleşme) sistemi ve bunların yazılımları tamamen öğrenciler tarafından üretildi. Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yaz; "Avrupa'ya gitmeye hak kazandık. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. Arabanın A'dan Z'ye bütün aksamını öğrencilerim kendi imkânlarıyla yapıldı. Ben de akademik danışmanlık yapıyorum. Takıldıkları yerde yardımcı oluyorum. Aracın en büyük özelliği 72 voltta 250 kilometre yol alabilir olması. Hızı da iyi testlerde 95 kilometre hızı gördük. 1 liralık enerjiyle de 3 tekerlekli haliyle 180 kilometre yol yapıyor." dedi. 3M Elektro Topluluğu üyesi Sertaç Somuncu ise aracın 1KW ile 84 kilometre yol gidebildiğini söyleyerek, "Aracımız 1 TL ile yaklaşık olarak 170 kilometre yol gidiyor. Motoru tamamen kendi üretimimiz. Araçtaki batarya kontrol sistemi de kendi üretimimiz. Yani araç yüzde yüz yerli. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde bulunan 3M Elektro Topluluğunun bir ürünü. Bunun maliyeti, bataryası hariç 3-4 bin lira oldu." dedi. Somuncu, "İstanbul'da yapılan Shell Eco Marathon yarışında kendi konseptimizde 5'inci olduk. Yunanistan, Tunus gibi takımların arasında Takım Ruhu Ödülünü de alarak Londra'da düzenlenecek olan yarışmaya katılmaya hak kazandık. Temmuz ayında Londra'da hem ülkemizi hem de üniversitemizi temsil edeceğiz. ifadelerini kullandı. Aracın 100 kilometre hızın üzerine çıkabildiğini de hatırlatan Somuncu, "Aracın toplam ağırlığı 131 kilo. Aracımızı geliştirerek bunu 35 kiloya çekmeyi planlıyoruz. Bunlar geleceğin araçları diyebiliriz. Yenilenebilir enerji revaçta olan bir şey. Bu doğrultuda yapılan bir araç. Teknolojik olarak piyasada satılan elektrikli araçlardan bir eksiği yok. Sadece daha kullanıma uygun hale getirilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.
  10. Antalya'nın Kepez ilçesinde bir kadın, ilkokul birinci sınıf öğrencisi kızının parmağını, arkadaşının kalemlerini alması nedeniyle kızgın kaşıkla dağladı. Antalya'da birinci sınıf öğrencisi E.İ.'nin (7) annesi N.İ., sınıf arkadaşlarının kalemini aldığı iddiasıyla kızının parmağını kızdırdığı kaşıkla dağladı. Kepez ilçesindeki bir ilkokulun birinci sınıf öğrencisi E.İ., sık sık arkadaşlarının kalemini alınca annesi N.İ. tarafından uyarıldı. Okul dönüşü kızının çantasını kontrol eden N.İ., çantada kalemleri görünce sinirlendi. N.İ., ocakta ısıttığı bir kaşığın ucunu, kızının sağ yüzük parmağının üzerine bastırdı. Öğretmeni fark etti Dün sınıf öğretmeni, kalemi tutmakta güçlük çeken E.İ.'ye ne olduğunu sorunca gerçek ortaya çıktı. Sınıf öğretmeni, durumu önce rehber öğretmen, daha sonra okul müdürüyle paylaşıp polise ihbarda bulundu. İhbarın ardından okula polis ekibi ve Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler sevk edildi. Kısa sürede gelen ekipler, okul yetkilileri ile görüştükten sonra E.İ.'yi ekip aracına alıp okuldan ayrıldı. Sağlık kontrolünden geçirilen E.İ., pedagog eşliğinde ifadesine başvurulmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis, anne N.İ.'nin de ifadesine başvurulacağını belirtti.
  11. Ünlü yorumcu Ahmet Çakar, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinden sonra Beyaz TV'de konuştu. Çakar şunları söyledi: "Fatih Terim, 1.5 yıldır söyleyemediklerini bu maç sonrasında söyledi. Fatih Terim'in açıklamaları pervasızca ve fütursuzca Terim'in söylemleri baştan aşağıya cehalet kokan açıklamalardır." "Soldado, Jailson, Ndiaye, Donk, Rodrigues, Fatih Terim ve Hasan Şaş ceza alacaklardır" "Cehalet söylemlerini özetleyeyim; VAR hakemi Barış Şimşek değil Ali Palabıyık, VAR taç atışına karışamaz, Terim eleştirdiğin Yusuf Namoğlu sayesinde geçen sezon şampiyon oldun." "TFF Başkanı olsam Hasan Şaş'ın futbolla ilişkisini keserim. Hasan Şaş, memleketine dönsün çobanlık yapsın. Futbolcu kovalayacağına koyun kovalasın. Hasan Şaş halı saha turnuvasında bile kavga çıkaran bir zihniyet." Serdar Ali Çelikler: "Bir çift lafım da Hasan Şaş'a.. Ya teknik direktörlük yap, ya amigoluk.. Ama ne yaparsan yap önce sportmen ol. Her pozisyonda yan kulübeye efelenmeler, dışarıda kavga çıksa ağzıyla burnunu yer değiştirecek Skrtel'e arkadan saldırmalar.. Pavyon fedaisi misin yardımcı hoca mı bir karar ver.. Demek ki 3. golü yese takımın bir de adam vuracaksın." Ali Güneş: "Bu Hasan Şaş'ın ilk vukuatı değil! Bizim halı saha maçında bile yapmıştı!" Sinan Engin: "Bu işlerin sorumlusu Fatih Terim'dir. Terim olmasa Hasan Şaş bunları yapamaz" Barış Ertül: "Dünkü olaylar dünyada her yerde yaşanabilir. Olaylar sağduyuyla yatışabilir veya bu dünkü gibi başarılamayabilir. Sonuçta talimatlarda yeri vardır; olaylara karışanlara en ağır cezalar verilir. Hiçbir yerde göremeyeceğiniz tek şey ise yardımcı teknik direktör Hasan Şaş kepazeliğidir!" Turgay Demir: "Terim ve Hasan Şaş bize ikinci İsviçre rezaletini yaşattılar... Meraklısı o maçta bize verilen cezalara baksın bir de bu maçta verilenlere"
  12. Spor Toto Bölgesel Amatör Lig Play-Off ikinci kademe karşılaşmasında Yozgatspor 1959, Akşehirspor'u 6-5 mağlup ederek dört yıl aradan sonra 3. Lig'e yükseldi. Kırmızı siyahlı takım normal süresi 0-0 berabere biten karşılaşmada Konya temsilcisini penaltı atışlarında 6-5 mağlup ederek 4 yıl aradan sonra yeniden profesyonel liglere dönüş yaptı. Karadeniz grubunda idi, tek Anadolu takımı YozgatSpor idi, o grubu puan farkını açarak şampiyon olarak bitirdi. Play-Off ilk maçında yine Karadeniz takımı düştü, aksilik bu ki tarafsız sahada oynanan maç da yine Karadeniz bölgesinde idi ve penaltilarda kaybetti ama bu defa YozgatSpor affetmedi ve penaltılarla artık 3.lige çıktı. Uzun bir Karadeniz fırtınasından sağ salim olarak çıkmış oldu YozgatSpor 1959 FK.
  13. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, "Çevre ve insan dostu, doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un 4 kilogramlık paketi yıl boyunca aynı fiyattan satılacak" dedi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bor madeninden üretilen doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un tanıtım toplantısında, ürünün, Ar-Ge çalışmaları ve müşteri geri bildirimleri sonucunda son halini aldığını söyledi. Bor madeninden birçok ürün üretildiğini ama BORON'un günlük hayata dokunan bir ürün olduğunu dile getiren Dönmez, temizlik sektöründeki birçok ürünün, farklı zararlı kimyasallar barındırması sebebiyle birçok hastalığın temel sebepleri arasında yer aldığını ifade etti. Dönmez, artık tüm dünyada kaynağını doğadan alan çevre ve insan dostu, organik ürünlere yönelişin söz konusunu olduğunu ve BORON'un da diğer temizlik ürünlerinden bu noktada ayrıldığını anlattı. Doğal olmayan ürünlerin insan vücudunda yarattığı tahribatın sıklıkla görüldüğüne dikkati çeken Dönmez, "Toplumun bütün fertleri bu durumdan doğrudan veya dolaylı olarak etkileniyor. BORON'un içeriğinde insan ve çevre sağlığını tehdit eden petrol türevi kimyasallar ve fosfat bileşimi yer almamaktadır. İçeriğinin yüzde 50'den fazlası doğal mineral ve borakstan oluşuyor. Böylelikle, kullanımdan sonra açığa çıkan su ile çevremizi de korumaya alıyoruz." diye konuştu. Dönmez, bordan temizlik ürünü çalışmalarının 2012'ye kadar gittiğini anımsatarak, o dönemde piyasaya sürülen Eti Matik ürününün de herkesin takdirini kazandığını kaydetti. Bu dönemden sonra ürünü ve teknolojiyi yenileyerek BORON markasıyla tüketicilerin karşısına çıktıklarını dile getiren Dönmez, konuşmasını şöyle sürdürdü: "BORON'un lansmanıyla artık çok daha güçlü bir pazarlama ve satış faaliyetine de girmiş oluyoruz. Burada bir hedef belirledik ve pazar payımızı artırarak devam edeceğiz. BORON, yerli ve milli bir ürün. Ar-Ge faaliyetlerinden pazarlama ve satış ağına kadar her şey yerli ve milli imkanlarla, kendi insan kaynağımızla yapıldı. Halkımızın BORON'a teveccühünün bu anlamda oldukça yoğun olacağını düşünüyorum. Temizlik ürünleri pazarı oldukça rekabete açık bir alan. BORON bu pazarda diğer markalardan yüzde 100 doğal mineralli ve yerli ürün özellikleriyle ayrılacak. Çevre ve insan dostu, doğal mineralli temizlik ürünü BORON'un 4 kilogramlık paketi yıl boyunca aynı fiyattan satılacak. BORON'un pazar payının artmasıyla ithal ettiğimiz temizlik ürünleri azalacak ve bunun için dışarıya ayırdığımız kaynak da ülkemizde kalacak." 110 ülkeye bor ihracı Dönmez, Türkiye'nin borda ham madde ve ürün olarak öncü ülke konumunda yer aldığını ve dünya bor rezervlerinin yüzde 73'ünden fazlasının Türkiye'de bulunduğunu söyledi. Türkiye'nin dünya bor pazarındaki payının yüzde 59 olduğunu dile getiren Dönmez, "2018'de bor ihracatında 1 milyar dolar ile rekor kırdık. İnşallah önümüzdeki yıllarda bu rakamı artırarak devam edeceğiz. 110 ülkeye bor ihracı gerçekleştiriyoruz. Bu ülkelerin arasında en büyük rakibimiz Amerika ile en büyük müşterileri olan Çin ve Hindistan da yer alıyor." dedi. Dönmez, Türkiye'nin borda dünyanın en güvenilir tedarikçisi konumunda bulunduğuna dikkati çekerek, aynı zamanda borun büyümeye ve gelişmeye açık bir alan olduğunu anlattı. Yeni bor stratejisinin geçen yıl açıklandığını hatırlatan Dönmez, bu strateji kapsamında bordan "uç ürün" elde edilerek ihracat gerçekleştirileceğini ve yatırımcı dostu bu modelin, istihdamı da artıracağını vurguladı. Dönmez, nihai ürüne bağlı olarak bire beş yüz ve bire iki bin değer katacak uç ürün üretileceğini ifade ederek, "Burada en önemli çıktı ise yüksek teknolojinin Türkiye'de üretilmesi ve kullanılması. Bor madeninde geleneksel ürünlerden ileri teknoloji kullanılan ürünlerin üretimine geçerek, pazar payımızı artıracağız." değerlendirmesinde bulundu. Kaynak: AA
  14. CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına anında destek veren Çukur dizisinin oyuncularına MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'tan tokat gibi tepki geldi. Enginyurt, "Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız" dedi. Eren Bülbül, Mahir Ayabak, Abdullah Tayyip Olçok, Yasin Börü ve daha nice vatan evlatlarının şehit edilmesine ses çıkarmayan sözde sanatçıların YSK kararı sonrası Ekrem İmamoğlu için ağız birliği yapmalarına toplumun tepkisi çığ gibi büyüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, İmamoğlu'na destek veren Çukur dizisi oyuncularına okkalı bir cevap verdi. İmamoğlu'ndan sözde sanatçılara talimat! CHP'li Ekrem İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarının iptali ve yenilenmesine ilişkin aldığı kararın ardından yaptığı konuşmada sözde sanatçılara çağrı yaptı. Talimatı alan sanatçı müsveddeleri sosyal medya platformu Twitter'da #HerŞeyÇokGüzelOlacak etiketiyle paylaşımlarda bulundu. Vatan evlatları şehit edilirken kafalarını toprağa gömen Çukur dizisinin gezi zekalı oyuncularına MHP'li Cemal Enginyurt, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İmamoğlu'na Çukur desteği Her dakikasında şiddet ve terör görüntülerine yer verilere devleti yok sayıldığı Çukur dizisinde rol alan Aras Bulut İynemli, Dilan Deniz Çiçek ve Erkan Kolçak Köstendil gibi sözde oyuncular sosyal medya hesaplarından İmamoğlu'na destek mesajı yayınlamıştı. Çukur'a okkalı cevap: Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için... MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, vatan evlatları şehit edilirken ses çıkarmayan Çukur oyuncularını eleştirdi. Enginyurt yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Show TV'de yayınlanan Çukur dizisini boykot ediyoruz.Bu dizinin oyuncuları,Ekrem İmamoğluna destek mesajları atıyor. Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız. Toplumun bütününe mal olmuş insanlar olarak, bir kesimi övmek yakışmadı."
  15. Kulübümüz, sezon başından bugüne kadarki gelişmeler ile ilgili olarak yaptığı değerlendirmeler sonucunda; - Futbol A Takımımız teknik heyetinden Turgay Altay, Murat Öztürk ve Alper Aşçı ile yollarını ayırma kararı almıştır. - Aynı zamanda, Futbol A Takımımız oyuncularından Volkan Demirel, Aatif Chahechouhe ve Nabil Dirar’ın da süresiz olarak kadro dışı bırakılmasına karar verilmiştir. Gereken hallerde Kulübümüzün yeniden yapılanma hedefleri doğrultusunda benzer inisiyatif ve tasarrufların sürebileceğini ve lüzum halinde alınan kararlar ile ilgili kamuoyunun gerekli ölçü ve şekilde aydınlatılacağını önemle bildiririz. FENERBAHÇE SPOR KULÜBÜ
  16. TAKIMLARPassolig Kart Sayısı1)Fenerbahçe386.4402)Galatasaray363.8833)Beşiktaş256.1194)Torku Konyaspor93.3915)Trabzonspor90.0376)Bursaspor66.8297)Antalyaspor42.525Son güncelleme: 15.03.2016
  17. Ülkemizde de günden güne yayılan yabancı dilde yazılı elbise giyme alışkanlığı, tutkunlarını rezil edebiliyor.İnsanların şuursuzca üzerlerine geçirdikleri tişörtlerde, kazaklardaki yabancı dilde yazılar küfür de içerebiliyor. Üzerinde taşıdığı o yazıların Türkçesini bilmeyen insanlar merak da etmeyebiliyor. Sonuçta ortaya, trajikomik bir görüntü çıkıyor... İşte ülkemizde ve diğer ülkelerde giyilen küfürlü ve tuhaf tişörtleden örnekler: “Kocamı seviyorum” yazılı t-shirt'lü bir erkek Teyze farkında değil ama elbisesi “Ben bakireyim ama bu eski bir t-shirt” diyor Elbiseye göre namaza gelen bir satanist var. "Tanrı meşgul, Size ben yardım edebilir miyim?" "İsa’yı seviyorum" şapkası ile namaza gelen birisi Teyze farkında değil ama t-shirt'une göre kendisi "Porno yıldızı" En ağır küfürün yazılı olduğu bir t-shirt daha (Kendi anasına küfür ediyor) Büyük ve sert ..... seven bir kadın
  18. Türkiye 20 yıl öncesine kadar gıda alanındaki üretiminin neredeyse tamamını ithal tohumla yaparken, yerlileşme oranı geçtiğimiz yıl yüzde 95'lere ulaştı. Sayime BAŞÇI Duygu ŞAHİN DURMAZ İSTANBUL - 2023 ihracat stratejisi kapsamında 15 milyar dolarlık ihracat ile ilk 5'e girmeyi hedefleyen tarım sektörü, yatırıma tohumdan başladı.10 yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gelen hibrit tohumlar üretimin ana çıtasını oluştururken, bu alandaki yerlileşme çalışmaları bazı ürünlerde yüzde 95'lere ulaştı. 10 yıl öncesinde yüzde 5-10 arasında değişen yerli çeşit kullanma oranı, geçtiğimiz yıl itibari ile ekmeklik buğdayda yüzde 95, makarnalık buğdayda yüzde 98, arpada yüzde 99, pamukta ise yüzde 43, sebzede ise yüzde 50'nin üzerine çıktı. Türkiye Tohumcular Birliği verilerine göre 2000'li yılların başlarında tohumluk üretimi 140 bin ton, ihracat ise 8 bin ton civarında idi. 2011 yılında ise üretim 4,5 kat artarak 637 bin tona, ihracat ise 4,5 kat civarı artarak tona ulaştı. 2011 yılında yapılan tohumluk ithalatı ise 36,7 bin ton olarak açıklandı. Piyasadaki ithal tohum oranı bu rakam ile birlikte yüzde 62da kaldı. Bakanlığın iki yıl önce açtığı Tohum Gen Bankası, çalışmalara önemli ivme kazandırırken, özel sektör de yavaş yavaş ipleri eline almaya başladı. Halen 475 lisanslı tohum üretim firmasının bulunduğu sektörde özel sektörün toplam tohum üretimi içindeki payı ise yüzde 55'leri buldu. Halen Türkiye'de 5 bin 900 çeşit tohum tescilli olarak yer alıyor. Bunların 3 bin 9002den fazlası ise özel sektöre ait. 20 yıl ithalatla geçti Gıda ile ilgili ciddi fiyat ve arz sıkıntılarının yaşandığı bu dönemde; tohum, üretimin sürekliliği dışında ülkelere siyasi alanda önemli bir manevra alanı kazandırabilecek stratejik bir ürün haline geldi. Ürün bazında en iyi mahsulü alabilmek için üzerinde çalışma yapılan hibrit tohumlar, hasatta en iyi sonucu verse de tek kullanımlık olması ithalatçı ülkeler için ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Hibrit tohum çalışmalarının hızlandığı 1984 ile 2004 yıları arasında bu alanda kayda değer bir çalışma ortaya koyamayan Türkiye'de de birkaç yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gerçekleştirilen tohum ihracatı ciddi tartışmalara neden olmuştu. Ancak son 1 yılda ortaya çıkan rakamlar, bu alandaki yerlileşmeyi de gözler önüne seriyor. "Tohumda dışa bağımlı değiliz" 2023 için 15 milyar dolarlık gıda ihracatı hedefleyen sektör, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) aracılığı ile bu hedefin altyapısını da oluşturmaya çalışıyor. 2010 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde açılan Tohum Gen Bankası, alanında dünyanın 3'üncü büyük kuruluşu konumunda. Halen yaklaşık 70 bin çeşit tohum özel iklim odalarında, özel atmosfer basıncı altında, özel ambalajlar içerisinde canlı olarak muhafaza ediliyor. Türkiye'de kullanılan tohumların yerlilik oranın bazı ürünlerde yüzde 90'ları aştığını kaydeden TAGEM Genel Müdürü Mahsun Burak, hibrit sebze tohumlarında yerliliğin yüzde 50'yi aştığını aktardı. Sektörde ithalat önünde herhangi bir engel olmadığını anlatan Burak, burada ithal ürün kullanımının da tamamen tercihi bir durum olduğuna işaret etti. Tohum üretimine verilen teşvikler ise özel sektör yatırımlarına ciddi ivme kazandırmış durumda. 1984 yılından bu yana özel sektörün üretimine açık olan sektörde son 10 yıldır önemli bir büyüme söz konusu. 3,5 milyarlık sektör özelleşiyor Sektörde halen 475 lisanlı tohum üreticisi firma bulunuyor. Üretim ise özel sektör lehine artmaya devam diyor. Geçtiğimiz yıl oranlamalarına baktığımızda, hibrit mısır, ayçiçek, patates, pamuk ve sebze üretiminin tamamı özel sektör tarafından yapılmış. Bu oranlama buğdayda yüzde 55, arpada yüzde 57, soyada yüzde 89, yem bitkilerinde ise yüzde 54. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Hakkı Şafak Ses, ithal tohuma dair tartışmalarına ise şu rakamlarla noktayı koyuyor: "Sektör olarak 180 milyon dolarlık ithalatımız, 120 milyon dolarlık da ihracatımız var. Ama Türkiye topraklarına her yıl 3.5 milyar dolar değerinde tohum ekilir. Tahıllar ve sebzeler dahil olmak üzere. Şimdi 180 milyon dolarlık ithalat değeri, 120 milyon dolar da ihracat değeri olan bir sektörde Türkiye topraklarına da 3.5 milyar dolar tohum ekiyoruz ve nasıl bu ithal suçlaması yapılabiliyor? Bu çok ciddi bir yanlış. Tohumlarımızın İsrail'den geldiği söyleniyor. Yüzde 6.5'lik ithalatımızın içerisinde İsrail'in payı yüzde 10. Buğday ve arpada liderlik özel sektörde 1995 yılında pamuk tohumu üretiminden yüzde 1 payı olan özel sektör firmaları, 2011 yılında pek çok tohumun yüzde 100'ünü üretir hale geldi. 1995 yılında buğday tohumu üretiminden yüzde 3, arpadan yüzde 4 pay alan özel sektör, geçtiğimiz yıl itibari ile buğday yüzde 55, arpa tohumunda ise yüzde 57 paya ulaştı.
  19. 31 Mart seçimleri yaklaşırken, Meclis kulisleri eğlenceli söylemlere sahne oluyor. Gelen kulis bilgisine göre ittifak hakkında konuşan MHP'li bir vekil, gülerek, "AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ittifakları da beraberinde getirdi. Önce 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimi ardından 31 Mart yerel seçimleri için ittifaklar kuruldu. Muhalefet partilerinin ittifakında yapı değişse de AK Parti ve MHP 'Cumhur İttifakı' adıyla yol yürümeye devam ediyor. İki partinin etkinliklerinin birçoğunda kendi partilerinin amblemi ve logosu da kullanılmıyor. Bu manzara kulislerde renkli sohbetlere konu oluyor. "Adı da CİP olsun" Gazete Duvar'ın kulis haberine göre, oy kullanacağı ilde yapılan ittifak nedeniyle ne büyükşehir belediye başkanlığı, ne ilçe belediye başkanlığı, ne de meclis üyeliği pusulasında partisine oy verebilecek olan bir MHP milletvekili gülerek, "İttifak nedeniyle kendi partime, üç hilale mühür vuramayacağım. Bu durumda AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" önerisinde bulundu.
  20. Maçtan sonra 3 kırmızı 1 sarı kart çıktı! Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından yapılan VAR incelemesi ardından 3 kırmızı 1 de sarı kart çıktı. Galatasaray-Fenerbahçe maçının ardından yapılan VAR incelemesi ardından 3 kırmızı 1 de sarı kart çıktı. Fenerbahçe'de Jailson ve Soldado kırmızı kart gördü. Galatasaray'da ise Ndiaye kırmızı kart, Belhanda sarı kart ile cezalandırıldı
  21. 3.Lige yükselme Play Off 1.kademe maçları sonunda rakibine yenilen Yozgatspor 1959 FK ile Konya'nın Akşehirspor takımı, Play Off 2.kademe maçında eşleştiler. 2.kademe Play Off maçları 11-12 Mayıs 2019 tarihlerinde oynanacak.
  22. Bugün bütün dünya ile birlikte biz de saatlerimizi sıfır meridyeninin geçtiğine inanılan İngiltere’deki Greenwich’e göre ayarlıyoruz. Ama henüz 130 yıl öncesine kadar sıfır meridyeni İstanbul’dan geçiyor ve hem zamanın hem de dünyanın merkezi İstanbul sayılıyordu. Bu gerçeği Osmanlı arşivlerinden çıkardığı haritalarla ispatlayan astronom Yakup Emre, “Arşivlerimizdeki belgeler tarihi yeniden yazdırır” diyor. Sadece Osmanlı İmparatorluğu’na değil Roma ve Bizans İmparatorluklarına da başkentlik yapmış olan İstanbul, daha 130 yıl öncesine kadar dünyanın merkezi olarak kabul ediliyordu. Sıfır meridyeninin geçtiği İstanbul, aynı zamanda dünyanın Doğu ve Batı diye ikiye ayrılan merkeziydi de. Doğu ve Batı Roma tanımları bile İstanbul merkeze alınarak söylenebiliyordu. Haritalar buna göre yapılır, saatler İstanbul’a göre ayarlanırdı. Genç araştırmacı astronom Yakup Emre’nin ilk kez bir makalesiyle gündeme getirdiği konu üzerine geçtiğimiz hafta Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen Sıfır Meridyen Çalıştayı, 130 yıl önce İngilizler tarafından çalınan milyon taşını ve sıfır noktası unvanını Greenwich’ten geri almak için harekete geçti. Çalıştay sonunda açıklama yapan Prof. Dr. Saim Yeprem, konunun daha geniş tartışılabilmesi için önümüzdeki yıl uluslararası bir meridyen kongresi düzenleyeceklerini açıkladı. DÜNYANIN MERKEZİYDİ Çalıştayın oturum başkanlığını yapan İlber Ortaylı’ya göre Doğu Roma İmparatorluğu döneminde dünyanın merkezi olarak Yerebatan Sarnıcı’nın önündeki ‘milyon taşı’ bütün dünyanın başlangıç ve merkez noktası olarak kabul ediliyordu. Ta ki 1800’lü yılların sonuna kadar… Ortaylı’ya göre Greenwich’in sıfır noktası olarak kabul edilmesi, Britanya İmparatorluğu’nun tezahürü olarak anlaşılmış. Bizde başlayan tartışmanın izinden giderek, dünyanın merkezi olan ‘milyon taşı’nın ve Ayasofya’nın hilalinden geçtiğine inanılan sıfır boylamının hikâyesi ‘aslında neydi’ diye sorduk. Sıfır meridyenini ilk kez gündeme getiren Yakup Emre’nin yanı sıra Siyaset Bilimci Yalçın Koçak, Araştırmacı Yazar Celal Tahir ve Tarihçi Yazar Orhan Sakin’le İstanbul’u dünyanın merkezi yapan hususları ve meridyen tartışmasının arka planını konuştuk. 4. YÜZYILDA YERLEŞTİRİLDİ Aslında hikâyenin sonu hepimiz için çok tanıdık. Biz hikâyenin başına odaklanalım. Roma İmparatoru I. Konstantin tarafından bugünkü Sultanahmet Meydanı’na 4. yüzyılda yerleştirildiği düşünülen –ki bugün hala orada duran- Milyon Taşı, İstanbul’u dünyanın merkezi olarak konumlandırmıştı. Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de şehir bu merkeziliğini korumuştur. Milyon Taşı (sıfır taşı) dünyayı Doğu ve Batı diye ikiye ayırırken, Coğrafya biliminde kullanılan boylamların ilki olan Sıfır Boylam da Ayasofya’nın hilalinden geçiyor diye kabul edilmişti. Zaman da buna göre belirlenmiş ve uzun yıllar pek çok ülke saatlerini İstanbul’a göre ayarlamışlardı. Ta ki 1884 yılına kadar. HERŞEY ONA GÖRE AYARLANIYOR 1884 yılında Washington’da Uluslararası Meridyen Kongresi adıyla bir toplantı düzenlenir. Yirmi dört ülkeden temsilcilerin katıldığı toplantıda Osmanlı’yı Ahmet Rüstem Efendi temsil eder. Osmanlı’nın ‘şerhli evet’iyle başlangıç meridyeni Greenwich’e taşınır. Tabi onunla birlikte zaman ve konumun belirlenmesi de. Zamanla tüm dünya Greenwich’i başlangıç meridyeni ve saati olarak kabul eder. Osmanlı, kendi sistemiyle birlikte ikili bir sistem devam ettirir. Cumhuriyet sonrası Takvim, saat ve ölçülerle ilgili yapılan kanunda Türkiye’de Greenwich’e göre ayarlar kendisini. Bunun ne önemi var diyenler için şunları bazı başlıklarını saymak yeterli olacaktır: Haritalar buna göre çiziliyor, saatler buna göre ayarlanıyor, yön tayini buna göre yapılıyor. Bugün hava ve deniz trafiğinin yanı sıra tüm dünya borsalarının açılış kapanış saatleri bile buna göre ayarlanıyor. Arşivlerimizdeki belgeler tarihi yeniden yazdırır. Anlamak için en baştan başlayalım, meridyen ne demek, sıfır meridyen ne demek? Meridyen diğer adıyla tûl zaman hesaplarının, konum tespitinin yapılabilmesi için dünya üzerine çizdiğimiz hayali çizgilerdir. Bu çizgiler toplamda 360 adettir. Doğu Batı diye ayırılabilmesi için bir (0) meridyen icap etmektedir. Bu (0) meridyen Dünya’nın herhangi bir yerinden geçirilebilir. Peki, bu sıfır meridyeni dünyanın tam olarak neresinden geçiyor? Milattan sonra 2. yüzyılda yaşamış astronominin temel taşlarından İskenderiyeli Yunan astronom ve coğrafyacı Batlamyus El Macesti kitabında Kanarya Adalarını esas almıştır. Buranın alınmasının sebebinin, görebildikleri son kara parçasının Kanarya Adaları olmasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Kanarya Adaları günümüzde İspanya’ya bağlı özerk bir topluluktur. O zamanlar uluslararası bir saat sistemi olmadığından her millet bilimsel çalışmalarında, haritalarında başkentlerini mebde-i tûl (baş meridyen) kabul ediyorlardı. Osmanlı Devleti İstanbul’u, İngiltereliler Greenwich’i, Fransalılar Paris’i esas almıştır. Bizde ilk ne zaman uygulanıyor? Müslüman astronomi âlimlerin temel taşlarından Timur Devleti’nin Hükümdarı Semerkant rasathanesinin kurucusu Uluğ Bey, Kamçatka’nın doğusundan geçen meridyeni başlangıç olarak esas almış. Günümüzde Rusya’nın en doğusunda, Japonya’nın kuzeyinde yer alan Kamçatka, aynı zamanda dünyanın da en doğusunda bulunuyor. Burası, Greenwich’e göre gün oluştuğunda ilk sabah vaktinin zuhur ettiği yer olarak da bilinmektedir. Osmanlı’da ise astronomi Fatih Sultan Mehmed Han’ın davetiyle Uluğ Bey’in öğrencisi Ali Kuşçu ile başlamaktadır. Sıfır meridyeninin İstanbul üzerinden geçtiğini gösteren bir Osmanlı haritası buldunuz yakın zaman önce. Bununla ilgili başka bilgi, belge ve haritalardan söz edebiliyor muyuz? Osmanlı vesikalarında arşivlerinde coğrafyacıların bununla alakalı birçok haritası mevcuttur. İstanbul Kütüphaneleri ve Osmanlı Arşivi malzemesi zengin mekânlardır. Buralar detaylı bir şekilde incelenmedi. Yedikıta dergisi olarak İstanbul’u gösteren haritayı ilk biz yayınladık. Bizim bulduğumuz İkinci Abdülhamid Han devrinde, şehzadelere Coğrafya dersi veren Mehmed Eşref Bey’in Coğrafya-i Umumi Atlası kitabındaki haritadır. NAMAZ İSTANBUL’A GÖRE KILINIYORDU Başlangıç meridyeninin İstanbul olarak belirlenmesinin anlamı nedir? Bu bize ne sağlıyor? Osmanlı için halifeliğin bir nişanıdır. Bu yüzden Osmanlı’nın hâkim olduğu toprakları gösteren haritalarda baş meridyen olan Ayasofya Camii’nin kubbesinden geçen meridyene “Arz-ı Halife” veya “Arz-ı İstanbul” deniliyordu. Çünkü Halife-i Mü’minin İstanbul’dadır. Hâlen İstanbul’u esas alarak namazlarını kılan ülkeler mevcut. Mesela Afganistan’da bayram namazı vaktini İstanbul esas alarak kılıyorlar. Sebeb ise Halife-i Mü’minin ile aynı anda bayram namazını eda edelim düşüncesidir. Greeenwich esas alındıktan sonra artık bütün hesaplar oraya göre yapılıyor. Dünya’nın düzenini saatini programını İngilizler ayarlıyor. Borsaların açılıp kapanması uçakların kalkış saatleri hep Greenwich’e göre ayarlanıyor. ZAMANIMIZI BOZDULAR Mehmet Eşref Bey’in hazırladığı coğrafya kitaplarında farklı yerlerden sıfır meridyenini geçiren haritalar olduğunu söylüyorsunuz. Bunlar ne anlama geliyor? Evet, Mehmed Eşref Bey hazırladığı Coğrafya-i Umumi Atlası kitabının mukaddime kısmında şöyle ifade ediyor. Osmanlı’nın hâkim olduğu topraklarda Dersaadet’i (İstanbul’u) esas aldığını, Dünya haritalarında ise Paris veya Greenwich’i esas aldığını söylüyor. Mehmed Eşref Bey İkinci Abdülhamid Han devrinde Şehzadelere Coğrafya dersleri veren birisi. Washington’daki kongreden sonra dahi Greenwich’i kabul etmeyip Osmanlı’nın hâkim olduğu haritalarda hep İstanbul’u Ayasofya’nın kubbesini arz-ı halife dedikleri yeri kabul etmiştir. 1884’teki o kongreden sonra Osmanlı saat sistemindeki işleyiş nasıl oldu? Osmanlı’da zaman kavramı şu şekildeydi; Gün başlangıcını akşam namazından itibaren başlatıyorlardı. Yani güneş battıktan sonra saatlerini 12.00 yapıyorlardı. Buna ezâni saat alaturka saat de denilmektedir. Kongreden sonra Osmanlı’da çift saat sistemi kullanıldı. Bunlardan birisi vasati saat bir diğer adıyla alafranga saat dediğimiz Greenwich esas alınarak kullanılan saattir. Bu ezâni saat uygulaması 1932 yılında çıkan Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik Kanunu’na kadar devam etmiştir. Ülke genelinde de tamamen Greenwich esas alınan saat sistemi kullanılmıştır. Yalçın Koçak - İstanbul Aydın Üniversitesi: Mekke’deki saat kulesi, İstanbul’a karşı bir hamle Sadece tarihi bir meseleyi konuşmuyoruz, tehlikesi hala süren bir şeyi konuşuyoruz. Bunun üzerine gitmemiz gerekir. Biliyorsunuz Mekke yönetimi yaptıkları saat kulesiyle Mekke merkezli bir zaman uygulaması başlatmak istiyorlar. Biz İstanbul’un merkeziliğini unutunca İstanbul’un sıfır meridyeni Greenwich’e taşındı. Peki, İstanbul’un bir de zamanda sıfırı vardı, bunu da engellemeleri lazım. Mekke’deki saat kulesi bu yüzden ortaya çıkıyor. Ayasofya’nın hilalinin zaman misyonu, Mekke’de yapılmış olan Kraliyet Saat Kulesi’ne taşınmak isteniyor. İstanbul merkezli bir zaman uygulaması olmasın diye uydurulmuş bir şey bu. El Cezire saatini Kraliyet Saat Kulesi’ne bağladı bile. Çünkü İstanbul merkezli bir saat kurulmasın diye Mekke’nin dini bağlamını da istismar ederek bunu yapıyorlar. İNGİLİZLER MİLYON TAŞI’NI ÇALDILAR İngilizler 1886’da Yerebatan Sarnıcı’nın girişi kapısı kısmındaki Milyon Taşı’nın yarısını kesip Greenwich’e götürdüler. Bu bir kültür meselesidir. Belki sıfır meridyeni yeniden İstanbul’dan başlatamayız ama mesele gelecek nesillerimizin işin doğrusunu öğrenmeleridir. Celal Tahir - Araştırmacı Yazar: Gün neden gece 12’de başlıyor sormalıyız Zamanı ve mekânı tanımladığınız vakit, artık her şeyi tanımlayabilecek duruma geliyorsunuz. Burada iki şeye dikkat etmemiz lazım, mekân yeniden tanımlanırken İstanbul devre dışı bırakılıyor, Washington’da alınan kararla Londra merkez oluyor. Aynı yerde zamanın referans noktası da yeniden tanımlanıyor. Bunlarla ilgilenmiyoruz. Cumhuriyet’ten sonra takvim ve saat ölçülerinin değiştirilmesiyle biz bu yeni küresel değişikliklere intibak etmiş olduk. Meseleyi dar bir siyasal bağlamın dışında daha derin olarak kavramak zorundayız. Burada mesele zamanın yeniden tanımlanmasıdır. Bizim bazı soruları sormamız lazım. Milyon taşı neden İngiltere’ye götürüldü? Sıfır boylam niye oradan geçiyor? Zaman neden yeniden tanımlandı, yeni gün neden gece yarısı on ikide başlıyor? Bizim eski kültürümüzde böyle değildi, Tevrat’ta da böyle değildi, Hint geleneğinde de böyle değildir. Bizde gün, geceyle başlar. Perşembe bittiğinde Cuma’nın gecesi başlar. Kural budur. Bu soruyu cevaplayalım. Orhan Sakin - Tarihçi Yazar: Amerikan ve İngiliz oyunu 19. yüzyılın sonlarına doğru ulaşım ve iletişim araçlarının gelişmesinin, zamanı daha önemli hale getirdiği bilinen bir husustur. Ulaşım ve iletişimin süratlenmesi, zamanı mahalli olmaktan da çıkarmış, globalleştirmişti. Nitekim 1860’lardan itibaren başlangıç meridyeni ve meridyen ölçümleri konusunda çalışmaların yoğunluk kazandığı, ulusal ve uluslararası toplantıların arttığı görülmektedir. Bu dönem aynı zamanda Batı’nın dünyanın üzerinde hâkimiyet ve üstünlük yarışına girdiği bir dönemdir. 1884 yılında Washington’da yapılan konferansta İngiliz tezinin kabul edilmesi, “Güneş batmayan imparatorluk” olarak da adlandırılan İngiltere’nin küresel gücüyle bağlantılı olduğu inkâr edilemez.
  23. Bakan Fikri Işık'tan 'yerli oto' açıklamasıBilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Işık, "SAAB firmasının 4 modelinin fikri mülkiyet haklarını 40 milyon avroya satın aldık. Biz bu sayede verdiğimiz paradan çok çok daha önemli, zamanı kazandık" dedi.Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, bakanlığının bütçesine ilişkin görüşmelerde milletvekillerinin sorularını yanıtladı.Işık, Türkiye'nin yerli otomobilde bir marka üretmek zorunda olduğunu vurguladı. Marka üretiminin yerli otomobil projesi gerekçelerinden biri olduğunu dile getiren Işık, otomobil sektöründe paradigma değişimi yaşandığını anlattı. Türkiye'nin elindeki teknolojileri ticarileştirmesi gerektiğine işaret eden Işık, "Önümüzde iki yol vardı. Aracı sıfırdan üretebilirdik, elimizdeki teknolojiyi bu araca uygulayabilirdik. Bunun için ortalama 5 yıl ve 1 milyar dolar maliyet gerekiyordu. Bu işi daha başarıyla yapmış SAAB firması vardı, onların 4 modelinin fikri mülkiyet haklarını 40 milyon avroya satın aldık. Sektörden bile hiçbir arkadaştan bu konuyla ilgili hiçbir eleştiri gelmedi. Biz bu sayede verdiğimiz paradan çok çok daha önemli zamanı kazandık" değerlendirmesinde bulundu.Emisyon skandalından sonra elektrikli araca geçiş süresinin hızlanacağına dikkati çeken Işık, Türkiye'nin 5-6 yılı iyi değerlendirmesi halinde teknoloji üreten, geliştiren, satan ve ihraç eden bir ülke konumuna gelebileceğini vurguladı. Otomobil sektöründe mekaniğin ağırlığı azalırken, yazılım ve donanımın ağırlığının arttığına işaret eden Işık, Türkiye'nin bu noktada marka üretememesi halinde otomotiv sektörünün çok ciddi bir krizle karşılaşabileceğinin altını çizdi. Işık, yerli otomobilde üretimin minimum yüzde 85'inin Türkiye'de yapılacağını kaydetti.
  24. Spor Toto Süper Lig'de ilk 17 haftada oynanan müsabakalar sonrasında Video Yardımcı Hakem (VAR) istatistikleri açıklandı. Buna göre; Spor Toto Süper Lig'in ilk yarısında oynanan 153 maçta toplam 881 pozisyon VAR tarafından incelenirken; 31 gol, 27 penaltı, 12 kırmızı kart olmak üzere 47'si saha incelemesi sonucunda toplam 70 kritik karar düzeltildi. Böylece ortalama 2.19 maçta bir karar değiştirilirken ortalama 3.26 maçta bir de saha kenarı monitör incelemesiyle karar düzeltilmiş oldu. VAR sisteminin devreye girmesiyle birlikte geçen sezonun ilk yarısına göre kırmızı kart sayısında %8.7, sarı kart sayısında %5.9 ve faul sayısında %6.1 azalma gerçekleşirken topun oyunda kalma süresi maç başına 15 saniye artarak ortalama 54 dakika 52 saniyeye yükseldi. Düzeltilen kararların ortalama inceleme süresi 1 dakika 33 saniye olarak gerçekleşirken, saha kenarı monitör incelemesinin yapıldığı pozisyonlarda bu süre ortalama 34 saniye daha arttı. İlk 17 haftada oynanan 153 müsabakada VAR sistemi, maçların %99.79'luk bölümünde devrede kaldı
  25. Bir kaç çirkef Trabzonlu taraftar milli maçta TFF aleyhine pankart açtı Trabzonsporlu taraftarlar, Türkiye ile Rusya arasında oynanan Uluslar Ligi maçında, üzerinde İngilizce olarak "Türkiye Futbol Federasyonu şikeyi desteklemektedir" yazan bir pankart açtı. A Milli Takımımız, Uluslar Ligi ilk maçında Rusya ile karşı karşıya geldi. Trabzon'da oynanan mücadeleyi Ruslar 2-1 kazanırken, tribünlerde bulunan bir pankart dikkatlerden kaçmadı. TFF ŞİKEYİ DESTEKLEMEKTEDİR 2010-2011 sezonunun şampiyonu olduklarını söyleyen bordo-mavili taraftarlar, üzerinde İngilizce olarak, Birlikte paylaşın: "Sonsuza kadar utanç", "Türkiye Futbol Federasyonu şikeyi desteklemektedir" yazan bir pankart açarak federasyona göndermede bulundu. Hatırlanacağı gibi TFF, 2024 sloganının "Birlikte paylaşalım" olduğunu duyurmuştu.
×