Jump to content
Fevaid

Feneroin

Yönetici
  • Content Count

    1,254
  • Joined

  • Last visited

  • Days Won

    60

Everything posted by Feneroin

  1. Feneroin

    Gökhan ÖZEN-Maske (Full albüm)

    Albüm EserleriGökhan Özen - Değişir DünyaGökhan Özen - DeliyimGökhan Özen - Eski DefterGökhan Özen - İstisnaGökhan Özen - KorkakGökhan Özen - MaskeGökhan Özen - MisGökhan Özen - Rastlantı ( Radio Edit )Gökhan Özen - RastlantıGökhan Özen - Sevme ZalimiGökhan Özen - TaahhütGökhan Özen - Umutsuz VakaGökhan Özen - YalnızlıkGökhan Özen - Yanlış Numara
  2. Geçmişte galatasaray'ın bastırdığı, fransızca da yazılı maç bileti Galatasaray başkanlarının da yetiştiği ve sadece galatasaray lisesinden mezun olanlarin başkan olabildiği o lisede Fransa bayrağı da dalgalanıyor. Ünal Aysal başkan iken odasındaki Fransız Napolyon resmi. Eski bir gazetedeki yazı Galatasaray kulubünü 2014'te ziyaret eden Fransa cumhurbaşkanı Francois Hollande, başka bir kulübü ziyaret etmedi ve bu güne kadar toplam 4 fransız cumhurbaşkanı galatasaray'ı ziyaret etmiştir. Kurtuluş savaşı dönemlerinde Türk taraflarında yer almayan galatasaray! DEVAMI GELECEK !
  3. Uzmanlardan ‘eti dinlendirin’ uyarısı Diyetisyen Beyza Korkmaz, et tüketimine ilişkin dikkat çeken uyarılarda bulundu. Diyetisyen Beyza Korkmaz, Kurban Bayramı’nda artan et tüketimine ilişkin dikkat edilmesi gereken noktaları Akit’e anlattı. Kurban Bayramı’nı günlük et ihtiyacımızı fazlasıyla doldurduğumuz bir dönem olarak değerlendiren Diyetisyen Korkmaz, “Sağlığımız için birkaç noktaya dikkat ederek bayram dönemini daha rahat ve vücudumuzu yormadan atlatmak mümkün. Aksi takdirde yüksek doymuş yağ oranına bağlı olarak kalp hastalıkları riski ve fazla protein alımından dolayı böbrek ve bağırsak hastalıkları riski tetiklenebilir. Normal şartlarda, sağlıklı yetişkin bir birey için günlük et gereksinimi 90-120 gramdır. Bu miktar 3-4 köfte büyüklüğünde ete karşılık gelmektedir. Ette bulunan yüksek miktardaki doymuş yağ çok fazla tüketildiğinde kandaki kolesterol seviyesini yükseltir ve koroner kalp rahatsızlıklarına davetiye çıkarır. Kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olanlar daha da dikkatli olmalıdır” dedi. Yapılan en büyük hatalardan birinin kurban etini kesildikten hemen sonra tüketmek olduğuna dikkat çeken Korkmaz, “Yeni kesilen etler ölüm katılığında olduğu için sindirim güçlüğü problemi yaratabilir. Bu da midede şişkinlik, hazımsızlık gibi rahatsızlıklara neden olabileceği için etler kesimden sonra 6-12 saat oda sıcaklığında bekletilip buzdolabına konmalı ve 24 saat dinlendirilmelidir. Etleri buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda -18 santigrat derecede birkaç ay saklayabilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.
  4. 31 Mart seçimleri yaklaşırken, Meclis kulisleri eğlenceli söylemlere sahne oluyor. Gelen kulis bilgisine göre ittifak hakkında konuşan MHP'li bir vekil, gülerek, "AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ittifakları da beraberinde getirdi. Önce 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimi ardından 31 Mart yerel seçimleri için ittifaklar kuruldu. Muhalefet partilerinin ittifakında yapı değişse de AK Parti ve MHP 'Cumhur İttifakı' adıyla yol yürümeye devam ediyor. İki partinin etkinliklerinin birçoğunda kendi partilerinin amblemi ve logosu da kullanılmıyor. Bu manzara kulislerde renkli sohbetlere konu oluyor. "Adı da CİP olsun" Gazete Duvar'ın kulis haberine göre, oy kullanacağı ilde yapılan ittifak nedeniyle ne büyükşehir belediye başkanlığı, ne ilçe belediye başkanlığı, ne de meclis üyeliği pusulasında partisine oy verebilecek olan bir MHP milletvekili gülerek, "İttifak nedeniyle kendi partime, üç hilale mühür vuramayacağım. Bu durumda AK Parti, MHP birleşsin yeni parti kuralım, adı da Cumhur İttifakı Partisi, kısaca CİP olsun" önerisinde bulundu.
  5. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısı sonrası, Kaz Dağları bölgesinde gerçekleştirilecek altın arama faaliyetleri ile ilgili ortaya atılan yalan haberlere net cevap verdi. Çelik'in konuyla ilgili açıklamaları şu şekilde; Sosyal medyada gündem olan bir konu var. Kaz Dağları etiketiyle yapılan bir gündem söz konusu. Kaz Dağları'nda çok yüksek hassasiyete sahibiz. Çevre Bakanımız bir sunum yapacaklar. Gerekli hassasiyeti gösteren partiyiz. Hükümetlerimiz döneminde yapılan ağaçlandırma faaliyetleri en çok gururlandığımız işlerdendir. Bu meselede bütün dostlarımızın, vatandaşlarımızın doğru hassasiyetlerini aynen paylaşırken, birtakım maniplatif hareketlere karşı açıklamak yapmak zorunlu olmuştur. İzin 2001'de bir CHP'li tarafından alınmış Bir kere oradaki olan yer Kaz Dağları değildir. Arada 40 kilometre vardır. Kesilen ağaçların tamamı yerine fidan başka bir alana dikilmiştir. Burada yapılacak işlemler bittikten sonra buranın ağaçlandırılması tam olarak gerçekleşecektir. Söz konusu yer Kaz Dağlarına 40 kilometre uzaklıkta. Bu izinler iktidarlarımızdan önce 2001 yılında verilmiştir. CHP'li bir şahısla SİT izniyle ortadan kaldırılmış. "Siyanürle yapılan bir arama söz konusu değildir" Burada 14 bin civarında yeni ekim yapılmıştır. Sadece bu sene Çanakkale'de 2,5 milyon fidan dikilmiştir. Siyanürle ilgili söylentilerin doğru olmadığını uzmanlar söylüyor. Siyanürle arama söz konusu değil, izole ve kapalı mekanlarda gerçekleştiriliyor. Biz vatandaşlarımızın çevre hassasiyetiyle ortaya koyduğu bütün bu mevzulara saygılıyız. Fakat birtakım grupların maniple ettiği çalıştığını, hükümetle siyasi mücadelelerini bu örtü altında yapmaya çalıştıklarını, birtakım yatırımları engelleme içerisinde olduklarını görüyoruz. Çevreci dostlarımızla her zaman beraberiz. "Sosyal medyada ortaya konulanların gerçekle alakası yoktur" ÇET Raporuna karşı hiçbir şeye izin verilmeyecektir. Burada ticari faaliyetler gözetilirken verdiğimiz ruhsatlar çevresel etkiye uygun olarak hayata geçirilecektir. Ormanla ilgili ortaya koyulan prensiplerine tamamen uygun olarak takip edilecektir. Çevreyle ilgili hassasiyeti olan dostlarımızın her zaman yanındayız. Oradaki hassasiyetleri yakından takip ediyoruz. Ama sadece bu meseleyi siyasi mücadeleye dönüştürmeye çalışan grupların, çevreci vatandaşlarımızın büyük hassasiyetini çalmaya ve siyasal ajandalarına istihdam ettiklerine inanıyoruz. Bakanlığımız oradaki çevre örgütlerinin uygun bir şekilde bilgilendirilmesi gerekiyor. Bugün bir bilgilendirme başladı. Bundan sonra daha yoğun bilgilendirme yapılacaktır. Çevre konusunda hassasiyet gösteren bütün vatandaşlarımızın başımızın üstünde yeri vardır. Bu hassasiyetleri, vatandaşlarımızı kışkırtmaya çalışan birtakım radikal grupların, bunların mensubu bazı kişileri orada görüyoruz. Ortaya koyulan soruların hepsinin cevabı vardır. Sosyal medyada ortaya konulanların gerçeklerle alakası yoktur.
  6. Uyku ve uyku düzeni sağlıklı yaşam için çok önemlidir, çünkü karanlıkla birlikte salgılanmaya başlayan melatonin hormonu etkinliğini en iyi uykuda gösterir. Gece karanlık bir odada yatarak uyumazsak melatoninden yeterince faydalanamayız ve uykunun derinliği azalacağından yorgunluk kaçınılmaz hale gelir. Melatonin oldukça yararlı bir hormondur. Çocuklarda büyümeden yetişkinlerde sağlıklı ve uzun yaşamaya kadar değişik faydaları vardır. Güneş ışığı saatine göre kendini ayarlayan fizyolojik iç saatin ve bu saate göre periyodik olarak salgılanan hormonların denetimi altında uyunduğumuzda daha kaliteli ve doyurucu uyku alınmış olur. Sözgelimi nöbet tutup da gece uykusu alamayanlarda döngüsel ritimler aksar, sağlık problemleri tetiklenebilir. Huzursuzluk, günlük verimde düşüş, yorgunluk, isteksizlik gibi belirtiler ortaya çıkar. Lösemili ve başka hastalığı olan çocukların özellikle karanlıkta uyutulmaları bu yüzdendir. İngiliz bilim adamlarının yaptıkları son araştırmaya göre; düzensiz ve geç saatte uyuyan çocukların sağlıklı bir zihinsel ve bilişsel gelişim sağlayamadıkları tespit edilmiş. Çünkü uykunun çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişiminde önemli bir yeri vardır. Hatta gece geç saatte uyuyan ve düzensiz uyku çeken çocuklarda zekâ körelebilmekte, zihinsel güç gerektiren işlemlerde başarısız olmalarına sebep olmaktadır. Buna göre uyku eksikliği, vücut ritmini bozarak beynin yeni bilgiyi daha etkin öğrenmesini engellemektedir. Bu durum ise en çok kız çocuklarını etkilemektedir. Günümüzde çocukların gece uykusu tehlikededir. İnternet alışkanlığı gece uykusunu kaçırmakta; bu da uykularının bozulmasına, sosyal becerilerinin zayıflamasına yol açmaktadır. Annelerimizin çocukları büyütürken, “Uyusun da büyüsün, tıpış tıpış yürüsün” diye ninni söylemeleri boşuna değildir. Gerçekten uyuma sırasında büyüme hormonları salgılanır. Aman çocuklarımızın uykusu düzenli ve yeterli olmalıdır. Ama muhakkak karanlıkta uyutulmalıdırlar. Bu yüzden ellerine verdiğimiz bilgisayar, akıllı cep telefonu ve benzerlerine dikkat!
  7. S-400 hava savunma sistemi bahane edilerek ortağı olduğu F-35 programından dışlanmak istenen Türkiye, beşinci nesil savaş uçağı için alternatifleri değerlendiriyor. Bu kapsamda millî muharip uçak TFX’in çalışmalarına hız verilecek. F-35’e parça üreten Türk firmalarının da, burada edindiği tecrübeleri TFX’e aktaracağı belirtiliyor. Bu kapsamda millî muharip uçak TFX’in çalışmalarına hız verilecek. Uçağın 2025 yılında ilk uçuşunu yapacağı, 2028’de ise hizmete gireceği belirtiliyor. Ancak savunma sanayii kaynakları askıya alınan F-35 projesinden Türkiye’nin tamamen çıkartılma ihtimaline karşı TFX’in daha erken bir tarihte motor çalıştırabileceğini ifade ediyor. TUSAŞ tarafından tasarım çalışması süren uçağın birebir modeli geçen ay Paris Air Show’da sergilenmişti. F-35’e parça üreten Türk firmalarının da, burada edindiği tecrübeleri TFX’e aktaracağı belirtiliyor. Ankara ayrıca, envanterdeki F-16 ve F-4 uçaklarının da modernizasyon çalışmalarıyla ömrünü uzatmayıhedefliyor. TUSAŞ/TAI’nin geliştirdiği TFX, Avrupa’nın en iyi savaş uçakları arasına girecek ve kademeli olarak F-16’ların yerini alacak. Türkiye ABD, Rusya ve Çin’den sonra beşinci nesil bir muharip uçağı üretebilecek altyapı ve teknolojiye sahip ülkeler arasındaki yerini alacak. Çift motorlu, radara karşı düşük görünürlüğü olan TFX, gövde içi silah taşıma özelliği, gelişmiş uçuş ve atış sistemleri, çift fonksiyonlu radar ve elektronik harp kabiliyeti ile de dikkat çekiyor.
  8. UEFA, Finansal Fair Play soruşturması çerçevesinde Fenerbahçe kararını açıkladı. UEFA, Finansal Fair Play soruşturması çerçevesinde Fenerbahçe'ye men cezası vermedi. Sadece çeşitli yaptırımlar uygulanacak. Fenerbahçe'nin merakla beklediği UEFA kararı belli oldu. UEFA, Fenerbahçe'ye men cezası vermedi ve çeşitli yaptırımların uygulanmasını zorunlu kıldı. UEFA'nın Finansal Fair Play soruşturması çerçevesinde sarı lacivertli ekibe sadece çeşitli yaptırımlar uygulayacağı açıklandı. İşte UEFA'nın Fenerbahçe'ye uygulayacağı yaptırımlar UEFA, Fenerbahçe'ye 2020-2021 ve 2021-2022 sezonlarında elde edeceği gelirden 2 milyon euro'luk kısmını kesecek. Fenerbahçe'ye UEFA organizasyonlarında 23 futbolcu kısıtlaması getirildi. UEFA, Fenerbahçe'ye 2020-2021 ve 2021-2022 sezonlarında pozitif transfer bakiyesi (Aldığından çok satması gerekiyor) zorunluluğu getirdi. Bu kurala uyulmaması halinde yeni transferler 23 kişilik kadroya yazılamayacak. Fenerbahçe, mevcut borcunu 15 Ekim 2019'a kadar yapılandırırsa, UEFA tarafından verilen 2 milyon euroluk ceza 1 milyon euroya indirilecek.
  9. ABD Senatosu, Başkan Donald Trump'a, Rus S-400 hava savunma sistemini aldığı için Türkiye'ye yaptırım uygulama ve Türkiye'yi F-35 programından çıkarma çağrısında bulundu. ABD Senatosu'nun iki etkili komisyonunun liderleri, Türkiye'ye Rusya'dan S-400 füze savunma sistemini teslim almaya başlamasından dolayı sert tepki gösterdi. Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu ile Dış İlişkiler Komisyonu'nun başkan ve kıdemli üyelerinden oluşan 4 senatör ortak açıklama yaptı. Amerika'nın Sesi'nin haberine göre, Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Jim Inhofe ve Kıdemli Demokrat üye Jack Reed ile Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Cumhuriyetçi Jim Risch ve Kıdemli Demokrat üye Bob Menendez'in imzası bulunan açıklamada, "Cumhurbaşkanı Erdoğan, S-400'leri Rusya'dan kabul ederek, Türkiye'nin güvenliği, ekonomik refahı ve NATO ittifakının bütünlüğü pahasına Putin'le tehlikeli bir ortaklığı seçti" ifadeleri kullanıldı. Açıklamada şunlar kaydedildi: "Kongre iki partiyi de kapsayan güçlü bir temelde şunu açıkça ortaya koydu: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanlış yönlendirilmiş biçimde S-400 alımının sonuçları olmalı. Bu alım, Putin'in Rusya'sıyla stratejik işbirliğini öngören rahatsız edici işaretler verirken, F-35 programına da bir tehdit niteliğinde. Bunun neticesinde, Başkan Trump'ı CAATSA kapsamındaki yaptırımları yasanın gerektirdiği şekilde tam olarak uygulamaya çağırıyoruz. Savunma Bakanlığı'na da, tüm F-35 materyallerinin (Türkiye'ye) teslimatı halen askıya alınmış olsa da, Türkiye'nin F-35 programına katılımını sona erdirmeye yönelik işlemi hayata geçirmesi çağrısında bulunuyoruz." "ERDOĞAN, ABD'NİN ÇOK SAYIDA GİRİŞİMİNİ REDDETTİ'' Senatörler ortak açıklamada, "İşler bu noktaya gelmek zorunda değildi. Ancak maalesef Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD'nin Türkiye'ye hava sahasını F-35 uçakları ve Patriot hava savunma sistemiyle koruma imkanı tanımak suretiyle, stratejik ilişkilerimizi muhafaza etme yönündeki çok sayıda girişimini reddetti" dedi. Türkiye'nin önemli bir NATO müttefiki olduğuna işaret eden 4 senatör, "Umarız ki ABD ve Türkiye arasındaki stratejik ilişki, (ilişkilerdeki) bu gerilemeye üstün gelir. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türkiye'nin ekonomik refahı ve NATO ittifakının güvenliği pahasına Vladimir Putin'le bağlarını derinleştirmekte ısrar etmeyi sürdürmesi halinde, işbirliğimizin kalıcı şekilde ilerletilmesi mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. DEMOKRAT SENATÖRDEN ACİL YAPTIRIM ÇAĞRISI Demokrat Parti Maryland Senatörü Chris Van Hollen da Twitter'da yaptığı açıklamada, Türkiye'nin bir müttefikin yapmayacağı çok kötü bir tercih yaptığını belirtmişti. Van Hollen, Ankara bu adımından vazgeçmediği takdirde F-35 uçaklarını teslim almayacağını ve S-400'lerin devreye girmesiyle ilgili olarak atılacak her türlü adıma Amerikan yasaları uyarınca acil yaptırımlarla yanıt verileceğini belirtti.
  10. Kulübümüz, Werder Bremen kulübü ile sözleşmesi sona ermekte olan Alman milli futbolcu Max Kruse ile yaptığı görüşmeler sonucunda futbolcu ile anlaşmaya varmış ve ön sözleşme imzalamıştır. Max Kruse önümüzdeki hafta içinde İstanbul’a gelerek, detaylı sağlık kontrolünün ardından kendisini 3 sezonluğuna renklerimize bağlayacak resmi sözleşmeyi imzalayacaktır.Kamuoyunun bilgisine sunarız.Fenerbahçe Spor Kulübü
  11. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü(OECD) tarafından gerçekleştirilen araltırmaya göre Fransa, dünyada en çok veri ödenen ikinci ülke oldu. Birinci sırada ise Danimarka yer aldı. Fransa vergi cenneti olmaya devam ediyor. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün(OECD) sonucunu perşembe günü açıkladığı araştırmaya göre Fransa gelişmiş ülkeler içerisinde dünyanın en çok vergi verilen ikinci ülkesi. Yapılan araştırmada, Fransa Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’da toplanan vergilenin oranının da yüzde 45,3 oranında yer tuttuğu kaydedildi. Bu oran Danimarka’da ise yüzde 45,9 olarak gerçekleşti. Fransa Ekonomi Bakanlığı’nın verilerine göre 2022’de mecburi vergilerin bütçedeki oranının yüzde 2’lik düşüş ile yüzde 43,6 olacağı aktarıldı. Türkiye’de toplanan vergilerin bütçedeki oranı yüzde 25 OECD araştırmasında Türkiye’de toplanan vergilerin safi yurt içi hasıladaki oranının ise yüzde 25.1 olduğu aktarıldı.
  12. Türkiye bu görüntüyü konuşuyor! Göle dönen yolda... Yozgat’ın Yerköy ilçesinde şiddetli yağışın ardından göle dönen bir yolda çorba keyfi yapan vatandaşın görüntüsü sosyal medyada gündem oldu. Yozgat’ın Yerköy ilçesinde sağanak yağış sonrası göle dönen yola bir vatandaşın masa ve sandalye koyup çorba keyfi yapması ilginç görüntüler oluşturdu. Yozgat’ta etkili olan sağanak yağış yolları göle çevirirken, Yerköy ilçesinde sağanak yağış sonrası ilginç bir görüntü yaşandı. İlçe Kaymakamlığı önünde belediye ve itfaiye ekipleri su tahliye işlemi yapıp, trafik polisleri de trafik akışını sağlamak için mücadele ederken bir vatandaş diz kapağına kadar gelen suyun içerisine masa ve sandalye koyup çorba keyfi yaptı. Vatandaşlar meraklı gözlerle izledi Vatandaşın çileyi keyfe dönüştürmesi bir başka vatandaş tarafından cep telefonu ile görüntülendi. Vatandaşın göle dönen yol ortasında çorba keyfini diğer vatandaşlar meraklı gözlerle izlediler. Polis ekiplerinin gelmesiyle esnaf tarafından masa ve sandalyenin kaldırılmasıyla çorba keyfi sona erdi.
  13. Türkiye 20 yıl öncesine kadar gıda alanındaki üretiminin neredeyse tamamını ithal tohumla yaparken, yerlileşme oranı geçtiğimiz yıl yüzde 95'lere ulaştı. Sayime BAŞÇI Duygu ŞAHİN DURMAZ İSTANBUL - 2023 ihracat stratejisi kapsamında 15 milyar dolarlık ihracat ile ilk 5'e girmeyi hedefleyen tarım sektörü, yatırıma tohumdan başladı.10 yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gelen hibrit tohumlar üretimin ana çıtasını oluştururken, bu alandaki yerlileşme çalışmaları bazı ürünlerde yüzde 95'lere ulaştı. 10 yıl öncesinde yüzde 5-10 arasında değişen yerli çeşit kullanma oranı, geçtiğimiz yıl itibari ile ekmeklik buğdayda yüzde 95, makarnalık buğdayda yüzde 98, arpada yüzde 99, pamukta ise yüzde 43, sebzede ise yüzde 50'nin üzerine çıktı. Türkiye Tohumcular Birliği verilerine göre 2000'li yılların başlarında tohumluk üretimi 140 bin ton, ihracat ise 8 bin ton civarında idi. 2011 yılında ise üretim 4,5 kat artarak 637 bin tona, ihracat ise 4,5 kat civarı artarak tona ulaştı. 2011 yılında yapılan tohumluk ithalatı ise 36,7 bin ton olarak açıklandı. Piyasadaki ithal tohum oranı bu rakam ile birlikte yüzde 62da kaldı. Bakanlığın iki yıl önce açtığı Tohum Gen Bankası, çalışmalara önemli ivme kazandırırken, özel sektör de yavaş yavaş ipleri eline almaya başladı. Halen 475 lisanslı tohum üretim firmasının bulunduğu sektörde özel sektörün toplam tohum üretimi içindeki payı ise yüzde 55'leri buldu. Halen Türkiye'de 5 bin 900 çeşit tohum tescilli olarak yer alıyor. Bunların 3 bin 9002den fazlası ise özel sektöre ait. 20 yıl ithalatla geçti Gıda ile ilgili ciddi fiyat ve arz sıkıntılarının yaşandığı bu dönemde; tohum, üretimin sürekliliği dışında ülkelere siyasi alanda önemli bir manevra alanı kazandırabilecek stratejik bir ürün haline geldi. Ürün bazında en iyi mahsulü alabilmek için üzerinde çalışma yapılan hibrit tohumlar, hasatta en iyi sonucu verse de tek kullanımlık olması ithalatçı ülkeler için ciddi sıkıntılar yaratabiliyor. Hibrit tohum çalışmalarının hızlandığı 1984 ile 2004 yıları arasında bu alanda kayda değer bir çalışma ortaya koyamayan Türkiye'de de birkaç yıl öncesine kadar İsrail ve Hollanda'dan gerçekleştirilen tohum ihracatı ciddi tartışmalara neden olmuştu. Ancak son 1 yılda ortaya çıkan rakamlar, bu alandaki yerlileşmeyi de gözler önüne seriyor. "Tohumda dışa bağımlı değiliz" 2023 için 15 milyar dolarlık gıda ihracatı hedefleyen sektör, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) aracılığı ile bu hedefin altyapısını da oluşturmaya çalışıyor. 2010 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı öncülüğünde açılan Tohum Gen Bankası, alanında dünyanın 3'üncü büyük kuruluşu konumunda. Halen yaklaşık 70 bin çeşit tohum özel iklim odalarında, özel atmosfer basıncı altında, özel ambalajlar içerisinde canlı olarak muhafaza ediliyor. Türkiye'de kullanılan tohumların yerlilik oranın bazı ürünlerde yüzde 90'ları aştığını kaydeden TAGEM Genel Müdürü Mahsun Burak, hibrit sebze tohumlarında yerliliğin yüzde 50'yi aştığını aktardı. Sektörde ithalat önünde herhangi bir engel olmadığını anlatan Burak, burada ithal ürün kullanımının da tamamen tercihi bir durum olduğuna işaret etti. Tohum üretimine verilen teşvikler ise özel sektör yatırımlarına ciddi ivme kazandırmış durumda. 1984 yılından bu yana özel sektörün üretimine açık olan sektörde son 10 yıldır önemli bir büyüme söz konusu. 3,5 milyarlık sektör özelleşiyor Sektörde halen 475 lisanlı tohum üreticisi firma bulunuyor. Üretim ise özel sektör lehine artmaya devam diyor. Geçtiğimiz yıl oranlamalarına baktığımızda, hibrit mısır, ayçiçek, patates, pamuk ve sebze üretiminin tamamı özel sektör tarafından yapılmış. Bu oranlama buğdayda yüzde 55, arpada yüzde 57, soyada yüzde 89, yem bitkilerinde ise yüzde 54. Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Hakkı Şafak Ses, ithal tohuma dair tartışmalarına ise şu rakamlarla noktayı koyuyor: "Sektör olarak 180 milyon dolarlık ithalatımız, 120 milyon dolarlık da ihracatımız var. Ama Türkiye topraklarına her yıl 3.5 milyar dolar değerinde tohum ekilir. Tahıllar ve sebzeler dahil olmak üzere. Şimdi 180 milyon dolarlık ithalat değeri, 120 milyon dolar da ihracat değeri olan bir sektörde Türkiye topraklarına da 3.5 milyar dolar tohum ekiyoruz ve nasıl bu ithal suçlaması yapılabiliyor? Bu çok ciddi bir yanlış. Tohumlarımızın İsrail'den geldiği söyleniyor. Yüzde 6.5'lik ithalatımızın içerisinde İsrail'in payı yüzde 10. Buğday ve arpada liderlik özel sektörde 1995 yılında pamuk tohumu üretiminden yüzde 1 payı olan özel sektör firmaları, 2011 yılında pek çok tohumun yüzde 100'ünü üretir hale geldi. 1995 yılında buğday tohumu üretiminden yüzde 3, arpadan yüzde 4 pay alan özel sektör, geçtiğimiz yıl itibari ile buğday yüzde 55, arpa tohumunda ise yüzde 57 paya ulaştı.
  14. Cübbeli Ahmet Hoca, Ahmet Hakan'ın kendisine attığı 'Saç-ı Şerif fabrikası açtı.' iftirasına ilişkin açıklamasında, "Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nereden bileyim?' Kardeşim her resmimin olduğu yer benim mi? Bu nasıl gazetecilik?" dedi. Kendisine yöneltilen 'yanmaz kefen, su fabrikası, kaymaz terlik' gibi iftiralara dair yeniakit.com.tr'ye açıklamalarda bulunan Cübbeli Ahmet Hoca, "Cemaatten bir arkadaşımızın su fabrikasının açılışına dua etmek için katıldığımızda Ahmet Hakan bunu Hürriyet Gazetesi'nde 'Saç-ı Şerif Fabrikası' başlığıyla haber yaptı. Ben de kendisinden davacı oldum ama davamı da kazanamadım." dedi. "Bu kadar iftira olur mu?" diye soran Cübbeli Ahmet Hoca, sözlerine şöyle devam etti: "Beni bilen biliyor ama bazıları da bakınca inanası geliyor. Bu iftiradan dolayı Ahmet Hakan'a dava açtım. Ahmet Hakan diyor ki 'Su fabrikasında resmin var. Ben nerden bileyim?' Savcı, beni müşteki olarak çağırdı. 'Hocaefendi bak burda resmin var.' dedi. 'Her gittiğim fabrika, lokanta benim olabilir mi? Siz savcısınız.' dedim." 'Benim bir kütüphane dolusu kaynağım var' Yanmaz kefen satışı yaptığı iftiralarına da cevap veren Cübbeli Ahmet Hoca, "Süleymaniye Kütüphanesi'nde birçok kaynağım var. Bir kaynağımda Hadis-i Şerif, 'Şu İsm-i Şerif kefene yazılırsa azap hafifler.' diyor. Sohbetteki bir konuşmamda cemaate faziletini anlattım. Ben, 'İstediğin günahı işle, kafir ol, münafık ol. Bu ayeti yazınca azap görmezsin.' demedim ki. Cemaatten bazı talepler oldu. Ben de bu talepleri, kefen yapan arkadaşlara ilettim. Olayın hepsi bu." şeklinde konuştu. Cübbeli Ahmet Hoca, kaymaz terlik satışı yaptığı iddialarına ilişkin de şu sözlerle cevap verdi: "Bir kuruş para boğazımdan geçmedi. Bunun için daha önce de yemin ettim. Bir kuruş para kazandıysam 'Allah bana lanet etsin' dedim. 120 terlikle insan ne kazanacak? Bir de tanesi 120 lira. 100 bin lira falan dersin de bir yekün tutar."
  15. Karpuz satın alındıktan sonra olgunlaşmaya devam etmeyen bir meyve. Bu nedenle karpuz satın alırken dikkat edilmesi gereken noktaları bilmek gerekir. Öncelikle çürümüş, yumuşak veya çatlak yerleri bulunan karpuzu almayın. Karpuzun yerde büyürken oturduğu tarafından krem rengi-sarı arası bir leke oluşur. Bu renk değişimli kısım yoksa veya beyaz ise karpuz olgunlaşmamış demek. Karpuzun kabuğunun rengi mat olmalı ve tırnağınızla hafifçe kazıdığınızda yeşil kısım kolayca çıkmalı. Toprağa oturan kısmının rengi açık sarı olmalı, beyaz veya yeşil olmamalı. Eğer kesmece karpuz alacaksanız, içinin renginin parlak kırmızı, çekirdeklerinin de koyu kahverengi veya siyah renkte olmasına dikkat edin. Şayet çekirdeksiz karpuz seçecekseniz yine dikkat etmelisiniz; çünkü çok fazla beyaz çekirdek, karpuzun olgunlaşmadan toplandığını gösterir.
  16. Antalya'nın Kepez ilçesinde bir kadın, ilkokul birinci sınıf öğrencisi kızının parmağını, arkadaşının kalemlerini alması nedeniyle kızgın kaşıkla dağladı. Antalya'da birinci sınıf öğrencisi E.İ.'nin (7) annesi N.İ., sınıf arkadaşlarının kalemini aldığı iddiasıyla kızının parmağını kızdırdığı kaşıkla dağladı. Kepez ilçesindeki bir ilkokulun birinci sınıf öğrencisi E.İ., sık sık arkadaşlarının kalemini alınca annesi N.İ. tarafından uyarıldı. Okul dönüşü kızının çantasını kontrol eden N.İ., çantada kalemleri görünce sinirlendi. N.İ., ocakta ısıttığı bir kaşığın ucunu, kızının sağ yüzük parmağının üzerine bastırdı. Öğretmeni fark etti Dün sınıf öğretmeni, kalemi tutmakta güçlük çeken E.İ.'ye ne olduğunu sorunca gerçek ortaya çıktı. Sınıf öğretmeni, durumu önce rehber öğretmen, daha sonra okul müdürüyle paylaşıp polise ihbarda bulundu. İhbarın ardından okula polis ekibi ve Antalya Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Çocuk Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler sevk edildi. Kısa sürede gelen ekipler, okul yetkilileri ile görüştükten sonra E.İ.'yi ekip aracına alıp okuldan ayrıldı. Sağlık kontrolünden geçirilen E.İ., pedagog eşliğinde ifadesine başvurulmak üzere Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü. Polis, anne N.İ.'nin de ifadesine başvurulacağını belirtti.
  17. Başkan Erdoğan İstiklal caddesinde nostaljik tramvayla seyahat ettiği sırada kendisine "Başkanım her şey çok güzel olacak" diye seslenen vatandaşa 'daha güzel olacak' diyerek yanıt verdi.
  18. Spor Toto Bölgesel Amatör Lig Play-Off ikinci kademe karşılaşmasında Yozgatspor 1959, Akşehirspor'u 6-5 mağlup ederek dört yıl aradan sonra 3. Lig'e yükseldi. Kırmızı siyahlı takım normal süresi 0-0 berabere biten karşılaşmada Konya temsilcisini penaltı atışlarında 6-5 mağlup ederek 4 yıl aradan sonra yeniden profesyonel liglere dönüş yaptı. Karadeniz grubunda idi, tek Anadolu takımı YozgatSpor idi, o grubu puan farkını açarak şampiyon olarak bitirdi. Play-Off ilk maçında yine Karadeniz takımı düştü, aksilik bu ki tarafsız sahada oynanan maç da yine Karadeniz bölgesinde idi ve penaltilarda kaybetti ama bu defa YozgatSpor affetmedi ve penaltılarla artık 3.lige çıktı. Uzun bir Karadeniz fırtınasından sağ salim olarak çıkmış oldu YozgatSpor 1959 FK.
  19. CHP'li Ekrem İmamoğlu'nun çağrısına anında destek veren Çukur dizisinin oyuncularına MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt'tan tokat gibi tepki geldi. Enginyurt, "Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız" dedi. Eren Bülbül, Mahir Ayabak, Abdullah Tayyip Olçok, Yasin Börü ve daha nice vatan evlatlarının şehit edilmesine ses çıkarmayan sözde sanatçıların YSK kararı sonrası Ekrem İmamoğlu için ağız birliği yapmalarına toplumun tepkisi çığ gibi büyüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, İmamoğlu'na destek veren Çukur dizisi oyuncularına okkalı bir cevap verdi. İmamoğlu'ndan sözde sanatçılara talimat! CHP'li Ekrem İmamoğlu, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarının iptali ve yenilenmesine ilişkin aldığı kararın ardından yaptığı konuşmada sözde sanatçılara çağrı yaptı. Talimatı alan sanatçı müsveddeleri sosyal medya platformu Twitter'da #HerŞeyÇokGüzelOlacak etiketiyle paylaşımlarda bulundu. Vatan evlatları şehit edilirken kafalarını toprağa gömen Çukur dizisinin gezi zekalı oyuncularına MHP'li Cemal Enginyurt, sosyal medya hesabından tepki gösterdi. İmamoğlu'na Çukur desteği Her dakikasında şiddet ve terör görüntülerine yer verilere devleti yok sayıldığı Çukur dizisinde rol alan Aras Bulut İynemli, Dilan Deniz Çiçek ve Erkan Kolçak Köstendil gibi sözde oyuncular sosyal medya hesaplarından İmamoğlu'na destek mesajı yayınlamıştı. Çukur'a okkalı cevap: Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için... MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, vatan evlatları şehit edilirken ses çıkarmayan Çukur oyuncularını eleştirdi. Enginyurt yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: "Show TV'de yayınlanan Çukur dizisini boykot ediyoruz.Bu dizinin oyuncuları,Ekrem İmamoğluna destek mesajları atıyor. Sanatçı, toplumun ortak paydaşıdır. Sizi sadece CHP'liler seyrettiği için sanatçı olmadınız. Toplumun bütününe mal olmuş insanlar olarak, bir kesimi övmek yakışmadı."
  20. Yozgat Bozok Üniversitesi, Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Üniversitemiz Mühendislik-Mimarlık Fakültesi, Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencileri, 1 lira ile 160-180 kilometre yol kat edebilen tamamen yerli ve milli elektrikli araç üretti. Toplam ağırlığı 131 kilogram olan araç, 100 kilometre hızın üzerine çıkabiliyor ve 1 Türk Lirası'na 160-180 kilometre arası yol kat ediyor. Yaklaşık 4 bin lira harcanan araç, Uluslararası olan Shell Eco Maraton Türkiye yarışında kendi kategorilerinde dünya 5'incilik ödülünü aldı. Ayrıca Üniversitemiz bünyesinde bulunan '3M-Electro' ve 'Atılganlar' öğrenci kulüplerinden oluşturulan karma takım ile de Shell Eco Marathon yarışında Global Yarış Jürisi tarafından 'Takım Ruhu ve Azim Ödülü'ne layık görüldü. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde kurulan 3M Elektro Topluluğu tarafından tüm aksamları yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarından olan elektrikle çalışan araç üretildi. Aracın motoru, motor kontrolcüsü, batarya yönetim sistemi, yerleşik şarj birimi, araç kontrol sistemi ve telemetri (haberleşme) sistemi ve bunların yazılımları tamamen öğrenciler tarafından üretildi. Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Yaz; "Avrupa'ya gitmeye hak kazandık. Öğrencilerimizle gurur duyuyoruz. Arabanın A'dan Z'ye bütün aksamını öğrencilerim kendi imkânlarıyla yapıldı. Ben de akademik danışmanlık yapıyorum. Takıldıkları yerde yardımcı oluyorum. Aracın en büyük özelliği 72 voltta 250 kilometre yol alabilir olması. Hızı da iyi testlerde 95 kilometre hızı gördük. 1 liralık enerjiyle de 3 tekerlekli haliyle 180 kilometre yol yapıyor." dedi. 3M Elektro Topluluğu üyesi Sertaç Somuncu ise aracın 1KW ile 84 kilometre yol gidebildiğini söyleyerek, "Aracımız 1 TL ile yaklaşık olarak 170 kilometre yol gidiyor. Motoru tamamen kendi üretimimiz. Araçtaki batarya kontrol sistemi de kendi üretimimiz. Yani araç yüzde yüz yerli. Yozgat Bozok Üniversitesi bünyesinde bulunan 3M Elektro Topluluğunun bir ürünü. Bunun maliyeti, bataryası hariç 3-4 bin lira oldu." dedi. Somuncu, "İstanbul'da yapılan Shell Eco Marathon yarışında kendi konseptimizde 5'inci olduk. Yunanistan, Tunus gibi takımların arasında Takım Ruhu Ödülünü de alarak Londra'da düzenlenecek olan yarışmaya katılmaya hak kazandık. Temmuz ayında Londra'da hem ülkemizi hem de üniversitemizi temsil edeceğiz. ifadelerini kullandı. Aracın 100 kilometre hızın üzerine çıkabildiğini de hatırlatan Somuncu, "Aracın toplam ağırlığı 131 kilo. Aracımızı geliştirerek bunu 35 kiloya çekmeyi planlıyoruz. Bunlar geleceğin araçları diyebiliriz. Yenilenebilir enerji revaçta olan bir şey. Bu doğrultuda yapılan bir araç. Teknolojik olarak piyasada satılan elektrikli araçlardan bir eksiği yok. Sadece daha kullanıma uygun hale getirilmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.
  21. Fethullahçı Terör Örgütü’nün Türkiye’de ilk kez gittiği yeni il yapılanması Çorum polisinin düzenlediği operasyonla çökertildi. 3 ayrı ilde düzenlenen operasyonda 24 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 2 kişinin Alman vatandaşı olduğu öğrenilirken, 10 tanesinin ise örgütün kripto üyelerinden olduğu ortaya çıktı. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi (KOM) ekiplerince Çorum merkezli Ankara ve İzmir'de gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda yakalanan Türk uyruklu Alman vatandaşları A.C. ve Z.C. ile M.G, K.D, N.Y, M.A, A.İ, A.D, R.E. ve H.E'nin emniyetteki işlemleri tamamlandı. Örgütün "il imamı", Sungurlu, Alaca, Osmancık ilçeleri imamları, "örgütün mali sorumlusu", "büyük bölge talebe mesulü", "bölge talebe mesulü", "bayan yapılanması sorumlusu" ve "öğrenci yapılanması sorumlusu" gibi üst düzeyde faaliyet yürüttükleri belirlenen şüpheliler, Hitit Üniversitesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde sağlık kontrolünden geçirildikten sonra adliyeye sevk edildi. Geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye çıkarılan zanlılardan biri, görüntü alan basın mensuplarına tepki gösterdi. Para akışı ABD ve Almanya'dan sağlanmış Zanlıların, terör örgütünün yeniden yapılanması kapsamında gizliliğe büyük önem verdiği ve teknik takibe takılmamak için görüşmelerini genel itibarıyla "WhatsApp" programı üzerinden yaptıkları öğrenildi. Soruşturma kapsamında, örgüt üyelerinin yeniden yapılanma ve eleman temini konularında kullanılmak üzere ABD ve Almanya gibi ülkelerden para akışı sağlandığını ortaya çıkaran polis, gözaltına alınan zanlıların ev, iş yeri ve araçlarındaki aramalarında örgüt üyelerine dağıtılması için 25 bin 470 lira, 520 avro ve bin 730 dolar da para ele geçirdi. Söz konusu paraların, yabancı para transfer kanallarıyla yurt içindeki örgüt mensuplarına gönderildiği tespit edildi. Teknik çalışmalar ve tespitler sonucunda FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Çorum genelinde yeni bir yapılanma içinde olduğunu tespit eden Başsavcılık tarafından başlatılan soruşturma kapsamında, polis ekiplerince Çorum, Ankara ve İzmir'de 22 Nisan'da gerçekleştirilen operasyonlarda 25 şüpheliden 24'ü yakalanmıştı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen 14 zanlıdan 2'si tutuklanmış, 12'si adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Firari olarak aranan "il imamı"nın yakalanması için çalışmalar devam ediyor
  22. 3.Lige yükselme Play Off 1.kademe maçları sonunda rakibine yenilen Yozgatspor 1959 FK ile Konya'nın Akşehirspor takımı, Play Off 2.kademe maçında eşleştiler. 2.kademe Play Off maçları 11-12 Mayıs 2019 tarihlerinde oynanacak.
  23. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın 'edep' kavramı üzerine açıklamalarda bulundu. Edebin, dinimiz ve toplum yaşantımızdaki önemine vurgu yapan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Oğuzhan Aydın, "Peygamber Efendimiz (SAV), 'Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere geldim.' diyor. Bir diğer Hadis-i Şerif'te de 'Haya imandandır.' diyerek edebin önemine vurgu yapıyor." ifadelerini kullandı. 'Kültürel kodlarımıza yeniden dönmeliyiz' Günümüzde her zamankinden daha fazla edep duygusuna ihtiyacımız olduğunu vurgulayan Aydın, toplumumuzun geçmişte sahip olduğu 'edep'i şu örnekle anlattı: "Türk Dünyası'nda ve Osmanlı'da nar meyvesinin ayrı bir önemi var. Türkistan'da, Buhara-i Şerif'te, Semerkand'da, Taşkent'te bir hanım kızımız gebe olduğunda bırakın annesine, kız kardeşine ya da eltisine hamileliğini söylemeyi eşine bile söylemekten içtinap ediyor. Hamile olduğunun belirtisi olmak üzere evdeki sofranın üzerine bir nar koyuyor. Nar koyduğu zaman eşi ve ailesi anlıyor ki bu hanım hamiledir. Bizim geleneğimizde böyle bir edep duygumuz var." Dr. Oğuzhan Aydın, sözlerine şu ifadelerle devam etti: "Geçmişte genç gelinler eşlerine kocam diyerek ya da ismi ile değil, ağam ifadesi ile hitap ederlerdi. Bizler toplum olarak kendi kültürel kodlarımıza dönmeliyiz. Hani evlerimizde Osmanlı Türkçesi ile yazılmış bir başucu ifadesi vardır. Edep Ya Hu."
  24. Feneroin

    Namaz kılmanın 17 faydası

    İslam'ın en önemli ibadeti olan ve Kur'an'da birçok yerde zikredilen namazın, bir şükür vazifesi olmasının yanında, sosyal, psikolojik, ekonomik, ahlakı ve fizyolojik yönleri de vardır. İşte madde madde namazın faydaları: 1-Namaz, günlük hayatı planlar. Günü 5 kısma ayırır. Günlük bir program oluşturur, insanı zaman mefhumu ile yüz yüze getirir ve her günün dolu dolu yaşanmasına yol açar. 2-Namaz, temizlikle başlar. Çünkü beden ve çevre temizliği, namazın farzlarındandır. 3-Bir kimsenin inanç durumunu belirtmek için, "Namazında niyazında bir kişi" deriz. Namaz İslam'ın simgesi haline gelmiştir. Müslümanlar namazı, Allah'ın bir emri olduğu için kılarlar. Ancak Allah'ın bu emrini yerine getirirken farkında olmadan, onun sayısız nimetlerinden de yararlanırlar. Aslında dinimizin hiçbir emri akla, mantığa, bilime ve sağlığa aykırı değildir. Hepsinde bir hikmet ve fayda vardır. Namazın bu faydaları çoktur. 4-Namaz kılmak doktorlarca hastaların eklem romatizmasını önleyen en etkili koruyucu tedbir olarak öğütleniyor. Rükuda sırt ve mide kasları takviye edilir. Mide civarı üzerindeki yağların eritilmesi sağlanır. Secdede baldır ve uyluk kasları hareketlenir. Bağırsakların hareketi sağlanıp kabızlığı önlemeye yarar. 5-Namazdaki tüm hareketler kalbin çalışmasını etkileyip kanın vücudun en uç noktalarına gitmesini hızlandırırken aynı anda sinirlerinde hareketini sağlayıp rahatlatır. Uykusuzluğu giderir. Secdede taze kanla yıkanan beyin zindeleşip namaz kılanlarda bunamayı engeller. 6-Günde kırk rekatla seksen secde eden vücudun ömür boyu bu hareketi ağır ağır yaptığı düşünülürse tüm vücudun dengeli hareketlere kavuştuğu anlaşılır 7-İstanbul tıp fakültesinde 1980 yılında yapılan bir araştırmada, diz eklemi romatizması olan ve namaz kılan 30 hasta ile, yine diz eklemi romatizması olan ve namaz kılmayan 30 hasta karşılaştırıldı. Namaz kılanlarda şikayetler ve hastalık belirtileri 50 yaşından sonra ortaya çıkarken, bu hastalık namaz kılmayanlarda 40 yaşından itibaren görülüyordu. 8-Namaz kılanların ekleminde 10 derecelik hareket kısıtlanması varken, kılmayanlarda bu kısıtlama 25 dereceye ulaşıyordu. Bu araştırmaya katılanlardan namaz kılanlar, 10 basamaklık merdiveni ortalama 22 saniyede çıkarken, kılmayanlar 34 saniyede çıkabiliyorlardı. Namaz konusunda yapılacak her araştırmadan bu tür sonuçlar elde edileceğine muhakkak gözüyle bakılabilir. 9-Namaz, koordine, uyumlu bir ruhsal ve fiziksel hareketler manzumesidir. Ayaktayken, dik durulması önerilir, ikinci bölüm olan "Ruku"da, belin bacaklarla 90 derecelik bir açıyı, dizleri bükmeden gerçekleştirmesi gerekir. Yere, secdeye varıldığında, başın zemine dayanması, böylece vücudun tümünden daha aşağıda bir düzeyde bulunması sağlanır. Bütün bu hareketler devam ederken vücudun tüm iradeli kasları ve eklemleri tam bir uyum içinde hareket ederler. 10-Tam bir sağlık kaynağı Viyana Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Dr. Hans Tischer, ünlü bir ortopedi uzmanıdır. Bu bilim adamı, kendi sahasıyla ilgili bir hareketler zinciri olan namazı incelemiş ve şöyle bir yargıya varmıştır: 11-"Müslümanların namazı ortopedik açıdan bacaklar, diz, kalça ve ayak bilekleri hatta parmak eklemlerine varıncaya kadar vücudun her eklemini hareket ettirir. Ayrıca boyun, omuz, kol, bacak, sırt ve karın kaslarının tümünü büyük bir ahenk içinde kasılıp yumuşatmakta ve böylece tam bir sağlık kaynağı olmaktadır. Üstelik tüm bu faydalı hareketler günde beş defa tekrarlanmaktadır. Vücut için bundan daha faydalı daha rahatlatıcı bir hareketler topluluğu düşünülemez." 12-Sakat bile kalabilirler: Prof. Tischer'in tespitleri çok önemlidir. İnsanların çoğu ileri yaşlarda boyun, bel ve diz kireçlenmelerine bağlı olarak hareket bozuklukları çekerler. Bir nevi sakat kalırlar. 13-Bu durum, hayatlarının son devresini ağrılar ve sıkıntı içinde ve birçok hareketlerinden mahrum olarak geçirmelerine sebep olur. Düzenli olarak kılınan namaz, bütün bu arızaların en mükemmel önleyicisi olur. 14-Namaz aslında, günde beş defa Allah'ın huzuruna çıkmak olayıdır. Allah'a karşı görevini yerine getirmek, O'ndan yardım talep etmek ve bütün bunların manevi güzelliğini yaşamaktır. 15-Huzura kavuşan ve bu duygular içinde konsantre olan insanların beyinlerinde Dopamin, Interleukin-2 gibi maddeler salgılanır 16-Dopamin rahatlık, ferahlık veren, güzel duygular sağlayan bir maddedir. Interleukin-2 ise insanın savunma sistemini kuvvetlendirir. 17-Moralinin yükselmesiyle ağır hastalığı yenen insanlarda, Interleukin-2 salgılanması rol oynamaktadır
  25. Türkiye'nin ilk üç boyutlu yaya geçidi Aydın'da hayata geçirildi. Proje, sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesine neden oluyor. Aydın' da, Türkiye'de bir ilk olan üç boyutlu yaya geçidi uygulaması hayata geçti. Kent merkezi ve farklı caddelerdeki uygulamada, üç boyut sayesinde, araç sürücüleri önlerinde bir yükseklik varmış gibi algılayıp hızlarını azaltıyor, yayalar da karşıya daha güvenli geçiyor. Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Onur Yılmaz, uygulamanın Türkiye'ye de örnek olduğunu, yeni projeler üzerinde çalıştıklarını söyledi. Türkiye'de bir ilk! 2019 yılı İçişleri Bakanlığı tarafından 'Yaya Öncelikli Trafik Yılı' ilan edildi, yayalara öncelik vermeyenlere yönelik trafik cezaları yüzde 100 artırıldı. Bu uygulamadan önce, 2017 yılının Aralık ayında Aydın Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanlığı'ndaki teknik birim, üç boyutlu yaya geçidi projesini geliştirip, hizmete açtı. Türkiye'de ilk kez uygulanan sistem örnek oldu. Birçok belediye, proje hakkında bilgi alıp kendi kentlerinde uygulamanın planlarını yaptı. Gören frene basan Projedeki üç boyut, sürücülerde farklı bir algılamayla optik yanılsama sağlıyor. Sürücülerin yayalara gereken duyarlılığı göstermesini sağlayan yöntemde, yaya geçitleri üç boyut özellikli boyanıyor. Estetik görünüm de sağlayan yaya geçidine gelen sürücüler, ilk önce burada bir yükselti olduğunu düşünüp, yavaşlıyor, ardından duruyor. Böylelikle yayalar da güvenli bir şekilde karşıya geçiyor. Farkındalığını artırmak için yapılan proje Proje hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Daire Başkanı Onur Yılmaz, şöyle dedi: "Yayaların trafikte farkındalığını artırmak için yapılan projeydi. Projede, araç yaya geçidine yaklaştığı zaman yükseklik varmış gibi algılıyor, yavaşlıyor. Bunu Türkiye'de ilk kez Aydın'ın merkezinde yaptık. Çok beğenildi. Sonrasında kentimizin farklı noktalarında da uygulamaya başladık. Bu projeye diğer illerden de gelen talepler var. Onlara da yardımcı oluyoruz. Yayalar konusunda böyle bir farkındalık oluşturduk, bundan da mutluyuz. Bunu daha da geliştirecek yeni projeler üzerinde yine ilkleri Aydın'da hayata geçirmek adına çalışıyoruz." Yaya geçidini kullananlardan Sadık Eren, memnuniyetini ifade ederek, "Karşıdan kolayca fark ediliyor ve aynı zamanda fosforlu. Sürücülerin de yayaların da dikkatini çekiyor. Biz mahalle sakinleri olarak yoldan geçeceğimiz zaman araçlar mutlaka yavaşlıyor. Biz memnunuz, bütün mahalle sakinleri de memnun" diye konuştu.
×